DİLENCİ: Garibe bir sadaka, garibe bir sadaka!

     ADAM: Al bakalım, 50 Lira sana yeter.

     DİLENCİ: Ne, 50 Lira mı? İyi ama bu para sararmış.

     ADAM: Yahu nasıl anladın onu. Sen körsün ki.

     DİLENCİ: Kör değilim, rica ederim. Görme engelliyim.

     ADAM: Pek de alıngan.

     DİLENCİ: Üstelik tam bir beyefendi gibi giyinip kuşanmışsın ama dilin pek kaba.

     ADAM: İyice şüphelendim. Hem görme engellisin hem de nasıl benim takım elbise giydiğimi görebiliyorsun, de bakalım.

     DİLENCİ: Iıııh, şeyy… Dilenciye bu kadar fazla para veren tabii ki ya amir ya memurdur. Meslekî tecrübe. Bunda anlamayacak ne var.

     ADAM: Pek akıllıca. Gözün de fena sayılmaz, aklın gibi sağlam.

     DİLENCİ: Eee, dilenci deyip geçme abi.

     ADAM: Takım elbise yorumunu geçtim. Şimdi ilk soruma cevap ver. 50 Liralık banknotun sararmış olduğunu nasıl anladın?

     DİLENCİ: Dokununca anlarım beyim. Baksana elinle dokun da gör, iyice kırışmış. Kim bilir kaç kişinin cebinde gezmiş. Sararmıştır artık o.

     ADAM: Ver bakayım. Evet, elleyince gerçekten eski oluşu besbelli. Kusura bakma, seni küçümseyip kasten öyle davrandım sanma. Elimi cebime daldırınca en düşük değerdeki kâğıt para o vardı. O da sana nasipmiş.

     DİLENCİ: Peki. Sizi bir şekilde affederim, söylediğimi yaparsanız karşılığında bol bol dua ederim. Biliyorsun zaten görmüyorum, bana 5 Liradan fazla para veren olmadı bugün. Hadi elini cebine bir kez daha daldır. Bu kez kesin daha az para gelir eline. Bana onu verince, seni affederim ve 50 Liraya karşılık elli katı duamı alırsın.

     ADAM: Peki. Acelem var. Al bakalım şu banknotu. 20 Lira olacaktı yan cepte.

     DİLENCİ: Oooo beyim, sağ ol. Bu kez paranın kokusu pek tatlı. Dokununca anladım, bu kadar parlak para veren olmadı. Sana söz verdiğim duanın dört katını okuyup üflerim akşama.

     ADAM: Abartma, alt tarafı 20’lik para. Yan cepte çay parası olarak ayırmıştım. Aslında en başında sana o parayı verecektim. Hem söyle bakalım, elli kat dua ederim demiştin. Nasıl oldu da dört katı duaya çıkardın? Yoksa beni oyalayıp başka para isteyeceksen avucunu yala. Zaten acelem var.

     DİLENCİ: Nasıl dört kat dua etmem abi. Körüz dediysek elimiz, dilencilik tecrübemiz, paraya dokunmamız da kör değil ki yani. 50 Lira nerde, 200 Lira nerde? Bugün bana bayram, şanslı günümdeyim. Matematiğimiz de kör değil ya. Dört kat dua, hesap ortada.

     ADAM: Ne? Aman Allah’ım, iyice bakmadan yanlış cebimi yoklayıp cebimdeki son paramı yitirmişim! Vay halime!

     DİLENCİ: Takma beyim. Dört kat duamla dört gün karnını doyur. Enayiliğine doyarak hadi şimdi mis gibi dört saatlik uykuya yat.

Powered by OrdaSoft!