Akşam, kara perdelerini ufka açıyor.
Yağmur gibi elem yağar gökten zemîne.
Dağlar birer hayâl olmuş gözden kaçıyor
Mavi deniz bürünüyor matem rengine.

Gümüş gibi saçlarını muhite döken
Aşıklara şiir okuyan akşam yıldızı,
Şu en tenha bir gecede bu kadar erken
Nerelere koşuyorsun ey peri kızı!

Senin ipek nurlarından ışık alarak
Sürülerini ayak ayak güden çobanı,
Ufukların arkasına yatıp dalarak,
Nerelere bırakırsın, ıssız, yabani

Şu anlık akar ovalarda? Gitme ey yıldız
O gümüşten saçlarını gömme mezara.
Sonra çoban ve sürüler sensiz, ışıksız
İnemezler yavaş yavaş yeşil bağlara.

Ah ey kara gecelerin gamlı başlan,
Dök o tatlı nurlarını solmuş kalbime.
Dur, gitme dur layık görmem sana mezarı
Güzel başın gömülmesin muhite yine!
Powered by OrdaSoft!