Çok sevdiğim Ege Bölgesine, o sımsıcak Egelilere konuk olalım hep beraber. Bir Samyeli rüzgârı uçuşsun saçlarımızda. Bu kez Samyeli rüzgârı sıcak iklimin, çöl yaşamının havasından değil de yeşillikleriyle göz alan Ege Bölgesinden coşup üfürsün bizleri. Şiirin dalgalanışı Samyeli rüzgârıyla türkü tüttürtüp Safiye Sultan ile muhabbeti muştulasın. Afyonkarahisar doğumlu ama ömrünün tamamı Denizli’de geçmiş olan Denizlili bir hanımefendi ile röportaj yapmak istedim bu kez. Kendisine 2018 yaz ayında röportaj yapma teklifi sunduğumda o yoğunluğuna rağmen beni kırmayan bir bayan. Araya Kurban Bayramı, yaz tatili, şiir etkinlikleri gibi tatlı telâşlar girince onunla olan sohbetimiz okulların açılmasıyla güz dönemine sarktı (beni affetsin). Denizli’nin Safiye Sultan’ını, Halk Şairimiz Safiye Samyeli’yi takdim etmek istedim okurlarıma. Kendisi Denizli İl Halk Kütüphanesinin “en çok okuyan okur” dalında il birincisi olan, sosyal medyada renkli sayfalarda şiir sayfası oluşturan, dernekler ve şiir programlarıyla koşuşturan, bestelenmiş eserleri ve kitapları olan, sesiyle de yurdumun güzel türkülerine dem olan bir şairimiz. Kelâmı fazla uzatmadan sözümü Halk Şairimiz SAFİYE SAMYELİ Hanım’a bırakıyorum. Gelin tanış olalım, günümüzü şiirle tatlandıralım!

 ELİF YAVAŞ: Hoş geldiniz Sevgili SAFİYE SAMYELİ Hanım. Öncelikle röportaj teklifimi 2018 yılının yaz ayında çok önceden kabul ettiğiniz için bu incelik ve nezaketiniz adına müteşekkirim. Hayatınız, bir kız çocuğu olarak okuma mücadeleniz, halk şairliğiniz, besteleriniz ve şiir yolculuğunuza dair konuşalım. Öncelikle sizi tanıyalım. Şahsen sosyal medyadan düzenli bir takipçiniz olarak sizi gerek beraber katıldığımız şiir antolojilerinden gerek ortak yazı yayınladığımız basılı dergilerdeki yazılarınızdan yakından tanıyan biri olsam da buyurun mikrofon sizde olsun.

ELİF YAVAŞ: Eğitim hayatınız ilkokul ile sonlanmış. Eğitim ile olan mücadelenizi, erken evlendirilen kız çocuklarının yaşamöyküsünü, okutulmayan kız çocuklarına dair yaranızı / hüznünüzü eserlerinizde az çok seziyoruz. Ama hiçbir zaman “Ben ilkokul mezunuyum.” derken kendinizi saklamadınız; edebiyata olan katkınız şu anki üniversite mezunlarının eğitime verdiği değerden daha kaliteli, emin olun. Gençler sizi tanıyınca okumanın yaşının olmadığını hissedip bunu özümsemeli. Öz geçmişinizden kısaca bahsedip kendinizi tanıtır mısınız?

SAFİYE SAMYELİ: Merhabalar sevgili Elif Hanımcığım, hoş buldum. 5 Mart 1971 Afyonkarahisar doğumluyum. Üç yaşından bu yana Denizli Merkez’de ikamet etmekteyim. Tekstil sektöründen emekliyim. Üç erkek evlât, bir gelin, bir de torun sahibiyim. Hala Denizli merkezde ikamet ediyorum.

ELİF YAVAŞ: Okumayı çok isteyip de okutulmayan genç kızlarımızı duyunca, kırsal kesimde yaşayan kız çocuklarımızın okuma özgürlüğünün elinden alınıp erkenden çocuk gelin olmalarına şahit olduğunuzda bir bayan olarak neler hissediyorsunuz?

SAFİYE SAMYELİ: Ne yazık ki bu tür manzaraları yurdumuzun dört bir yanında görmek mümkün. Her kim derse ki: " Bu zamanda okutulmayan,  eğitim hakkı elinden alınan ya da küçük gelin edilen kız mı kaldı?" Külliyen yalan söylemiş olur.

Geçmiş yıllara oranla azalma görülmüş olsa da ne yazık ki hala küçük gelinlerimiz var ve var olmaya da devam edecekler.

Bunları gördüğüm, duyduğum zaman içime bir kor alev düşüyor. İçim yanıyor, tabiri yerinde ise ciğerlerim sökülüyor ve bunu yapan insanları zaman zaman emniyet güçleri ile gizli istihbar şeklinde paylaşıyor ve o kızların okutulmasına vesile olmaya çalıyorum.

Benim hayatımdaki en büyük emelim: Kız çocuklarının okutulması, eğitim hayatlarını tamamlayabilmesidir.

Yarının başına ne getireceğini hiç kimse bilemez ve bütün kızların, kadınların bileğinde altın bilezik olarak adlandırdığımız bir altın bileziği yani mesleği olmalı.

İster bu mesleğini icra etsin, isterse etmesin ama mutlaka eğitim hayatını tamamlamalılar kızlarımız.

ELİF YAVAŞ: Samyeli’ye göre şiir nedir? Kalemimize dokunan her imge, çağrışım, müzikal hisler bir imbikten geçmeden hemen kâğıda geçmeli mi yahut demlenmeli midir?

SAFİYE SAMYELİ : Şiir: “Bir şairin gönül tezgâhlarında ilmek ilmek dokunan , gönül imbiklerinden damla damla ak sayfalara dökülen duyguların dile gelmiş hâlidir.”

Şiir; benim yaşama hevesim, beni hayata bağlayan en güçlü kavram. Şiirsiz, edebiyatsız bir hayatı düşünemiyorum bile.

Biliyorsunuz, ben kalp damar hastasıyım ( sağ bacağım femoral bypass ameliyatlı ). Uzun zamandan bu yana tedavi görüyorum. Şiir bana üç doktordan daha iyi geliyor, diyebilirim.

Şiir, bir duygu sağanağıdır ve duygu sağanağının nerde ve ne zaman ineceği hiç hem de hiç belli olmuyor. Kâğıda geçmeyen, kayıt altına alınmayan her şiir unutulur ve insan bir daha o duyguyu yakalayamaz. O anki duygular kaleme alınmalı ama o anda paylaşılmayarak demlenmeye bırakılmalı.

Bir tek imge, bir tek cümle şiirin akışına duygusuna çok farklı bir anlam katabiliyor.

 ELİF YAVAŞ: Sosyal medya hesabınızda “Aşkın Rüzgârı Samyeli”, “Okutulmamış Kadınlar”, “YARENDER (Denizli Yaren Kültür Sanat ve Turizm Derneği)” gibi birçok sayfanın sahibisiniz. Arada fırsat buldukça kapalı gruplardaki şiir paylaşımlarınız ve görselleri takipteyim. Şiirlerinizi sosyal medyada yayınlayıp paylaşırken telif haklarına dair tedirginliğiniz oluyor mu?

 SAFİYE SAMYELİ: Sosyal medya üzerinde üç ayrı profil sayfam, dokuz tane de gurubum mevcut. Bunun yanı sıra, sanırım bir 14-15 edebiyat sitesinde de aktif üyeliğim mevcut.

Bir tek sosyal medya sayfam ve İnstagram sayfam hariç, diğer hiçbir sayfaya ben bakmıyorum.

Programlarımın yoğunluğu ve yeni kitap çalışmalarımdan dolayı var olan sayfalarıma bakmaya fırsatım olmuyor. O sayfaları, grupları takip etmek için genç kardeşlerim var. Onlar yönetiyorlar.

Şiirlerimin ya da bestelenmiş eserlerimin telif hakkı hususunda herhangi bir endişe taşımıyorum. Çünkü kitaba koymadığım hemen hemen hiçbir şiirimi sosyal medyada ya da edebiyat sitelerinde paylaşmıyorum.

Geçmiş dönemde şiirlerimi alarak yalnızca "SAMYELİ " mahlasımı çıkararak oraya " SEVGİLİ " cümlesini koyan, üstelik de ikinci kitabım "Hazan Gülü Leyl-i Fer " adlı kitabımdaki şiirimi çalan emek hırsızı ile resmî mahkemelik oldum ve tabiri yerinde ise akıllandım. Artık kitaba koymadığım hiçbir şiirimi hiçbir yerde paylaşmıyorum.

ELİF YAVAŞ: Bestelenmiş şiirleriniz var, ayrıca küçük yaşınızda sesinizin güzelliği ve ses yeteneğiniz büyükleriniz tarafından hemen fark edilmiş. Beste yapmak, şiir ve türküyü halka sunmak, edebiyatla nasiplenmek size neler kattı?

SAFİYE SAMYELİ: Kısacası: “Beni, ben yaptı.” diyebiliriz.

Daha on bir yaşlarımda iken bendeki yeteneği ilk fark eden kişi, Halk Eğitim Merkezindeki bir müfettiş olmuştu. Şayet ailem izin vermiş olsa, kendileri beni Ankara Çocuk Korosu’na kaydettirecekti ama ne yazık ki ailem buna müsaade etmedi. Keşke o yıllarda buna müsaade etselerdi ve birileri elimden tutmuş olsaydı. İnanıyorum ki çok hem de çok farklı yerlere gelmiş olurdu edebiyat hayatım.

Şiir yazmak ayrı bir yetenek, nağmeler ile buluşturmak ayrı bir yetenek, güfte ile bestenin bir araya gelmiş olan hâlini yorumlamak ise ayrı bir yetenek. Evet sesim güzeldir ama sanırım asla benden sahne sanatçısı olmazdı :)

ELİF YAVAŞ: “SAMYELİNDEN NAĞMELER” adlı bestelenmiş eserlerinizden oluşan bir kitaba sahipsiniz. Eserinizi okuyup inceleme fırsatım olmadı, imza gününüze de yetişememiştim. Şiir kitaplarına gençlerin ilgisi nasıl, imza günlerinizde ve şiir programlarınızda hak ettiğiniz değeri görebiliyor musunuz?

SAFİYE SAMYELİ: " SAMYELİNDEN NAĞMELER " i henüz yayınlamadım ama yayına hazır hâle getirdim.

Şubat ayında 4. Kitabım olan " BİR SAMYELİ ESTİ ", 5. kitabım olan " YİTİK DÜŞLER " ve 6. kitabım olan " BEN HEP SANA UYANDIM " adlı üç kitabımı birden çıkardım. Kitap fuarlarında şiir kitaplarına ilginin olmadığını söyleyen kişilerin tam tersine, halkın ve özellikle gençlerin yoğun ilgisi ile karşılaşıyorum ben. Bunun nedenini ben de çözebilmiş değilim ama ilgi oldukça yoğun bana kalırsa.

Şiir programlarındaki ilgi ise gerçekten had safhada... Bir haftaya iki üç farklı şehir, iki üç farklı program sığdırdığım anlar oluyor.

 Otel köşeleri, ya da kafelerde yapılan programlara pek fazla iştirak edemiyorum. Buna zaten vaktim de fırsatım da olmuyor. Tercihim; belediyelerin tertip etmiş olduğu festivaller ya da şiir geceleri oluyor. Sosyal medyadan takip eden takipçilerim ile gitmiş olduğum şehirlerde karşılaşmak, tanışmak, kısa süreli de olsa muhabbet etmek, anlatılır bir duygu değil. Bu duygu ancak yaşanabilir bir duygudur.

ELİF YAVAŞ: Özel yaşamınıza detaylı girmeden biraz da aile hayatınıza değinelim. Üç erkek evlâdınız var ve onlara hitaben de ara sıra güzel şiirler yazıp armağan ediyorsunuz. 2018 yılında yayınlanan “ANNE VE BABA YÜREĞİNDEN EVLADA ŞİİRLER GÜLDESTESİ” adlı antoloji projesine katıldınız, bazı tanıdık şairlerle beraber o şiir antolojisinde benim de şiirlerim yayınlandı. Öz geçmişinizi, şiirlerinizi o antolojiyle tekrar okuma fırsatım oldu tabii. Büyük oğlunuz Halil için “İlk Göz Ağrım” şiiri, ortanca oğlunuz İbrahim için “Yüreğimde İsyan Var” şiiri, en küçük oğlunuz Semih için de “Yüreğin Üşümesin” şiiri bu yıl ne güzel taçlandırılmış. Eminim anneleriyle gurur duyuyordur üç evlâdınız da. Ege’nin efesi bu üç yiğit delikanlı oğullarınız sanat ve edebiyatta size fikirleriyle destek oluyor mu?

 SAFİYE SAMYELİ: Her annenin çocukları elbette ki kendisi için çok hem de çok kıymetlidir ve zaman zaman anneler ya da babalar evlâtlarına dair şiirler yazarak duygularını dile getirmeye çalışırlar.

Ben çok uzun yıllardır hem anne hem de baba oldum evlâtlarıma ve bizim aramızdaki bağ çok daha farklı bir bağ.

Beraber ağladık, beraber güldük yıllarca. Sözler ile konuşmaktan ise gözler ile konuşmayı tercih ettik.

Edebiyat yolundaki en büyük destekçim, ortanca oğlum İbrahim ve küçük oğlum Semih oldu Büyük oğlum Halil'in edebiyat ile pek fazla arası yoktur ama İbrahim ve Semih de son derece güzel şiirler yazarlar ve her daim de benim en büyük destekçilerimdir.

 ELİF YAVAŞ: 2017 ve 2018 yılında ailenizle olan tatlı paylaşımları, aile fotoğraflarını görünce duygulandım. Üç erkek evlâdınızdan sonra “Bir evlâdım daha oldu, 4. çocuğum o. Gelinim değil, bir kızım oldu.” dediğiniz Aycan Hanım’ı tanıdık sizin sayfanızda. Sevgili gelininiz/kızınız Aycan Hanım için de “Kızım Ol” şiirini yazdınız ona hitaben. Yan yana olan fotoğraflarınızda kayınvalideden ziyade iki arkadaş ve kız kardeş gibi bir izlenim veren mutlu bir Safiye Sultan gördük. Kız çocuklarına dair içinizde alevlenen bu sevgi, “Kızım” diye sahiplendiğiniz gelininizle de pekişti mi?

SAFİYE SAMYELİ: Her annenin bir kızı olmalı ama Rabbim vermedikten sonra kulun yapabileceği hiçbir şey yoktur. Elbette ki gelinimi gelin değil, kızım gibi görüyorum çok şükür. Elhamdülillah Aycan kızım da beni bir kayınvalide gibi değil, annesi gibi görüyor. İnsanların birbirine karşı saygılarını yitirmedikten sonra aralarında sorun olabileceğini düşünmüyorum ben.

Çok şükür, biz bu güne kadar aramızdaki saygıyı asla kaybetmedik. İnşallah bundan sonra da kaybetmeyiz.

ELİF YAVAŞ: Safiye Samyeli’yi tanıyıp yürekten seven dostlarınız “SAFİYE SULTAN” diye biliyor sizi. Ailenize yeni katılan dördüncü evlâdınızdan sonra genç çiftlerin meyvesi olarak torununuz ‘Umut Emir’ dünyaya geldi ve onun için de antolojide “Umudumsun” adlı şiiri yazıp paylaştınız. Torun sevgisi nasıl bir duygu? Erken yaşta babaanne olan Safiye Sultan için torunu kucağına alıp onu koklamak, masalsı hisler barındırdı mı?

 SAFİYE SAMYELİ: İnanılmaz derecede müthiş bir duygu torun sahibi olmak. Bu duyguyu anlatmaya öyle zannediyorum ki kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Daha dün bir hastane odasında babasını vermişti kollarımın arasına, bugün ise kuzumun kuzusunu. Böyle bir duygu nasıl anlatılabilir ki.

“Hangi ara büyüdü de baba oldu benim evlâdım” diye düşünüyor insan,  mutluluk ile hüznü bir arada yaşıyor ve karmakarışık duygular barınıyor insanın yüreğinde.


 ELİF YAVAŞ: Röportajlarınızı basılı edebiyat dergisi ve birkaç yerel gazetede okumuştum. ‘BİZİM ECE’ dergisinde de hayat hikâyeniz ve eğitiminize dair bir röportaj yazısı paylaştınız. Ben o satırları okuyunca okuma mücadeleniz konusunda deruni hissiyata büründüm. Günümüz gençlerine bakış açınız nasıldır? Sizin çocukluğunuz ile 2000’li yılların gençliği arasında örtüşmeyen değerler nelerdir?

SAFİYE SAMYELİ: Şimdiki gençler çok hem de çok şanslı gençler inanın ki lâkin ellerindeki şansın kıymetini bilmiyor zamane gençleri.

Ben yedi yaşlarındaydım… Yemek yapmamışım ablam dövdü, çeşmeden su getirmemişim babam dövdü, erkek kardeşim iki yaşlarındaydı üzerine çişini yaptı annem dövdü. Eeee, yedi yaşındaki çocuğun omuzlarına bu kadar yük yüklenirse elbette ki o çocuk ilk akşamdan uyuyup kalacaktır ve ben de uyudum kaldım. Bu defa da derslerimi yapmadığım için öğretmenim dövdü.

Şimdiki gençler çocuk bakmıyor, su taşımıyor, yemek yapmıyor, tarlaya gitmiyor, bağa bahçeye gitmiyor. Ailelerinin tek istediği şey: “Derslerine çok iyi çalışarak eğitimlerini en iyi şekilde tamamlamaları”. Birçok gencimiz; yokluk içerisinde kendisini okutmaya çalışan ailelerinin emeklerini zayi etmemek için canla başla derslerine çalışacağına, sırf aile baskısından kurtulabilmek için iki yıllık da olsa farklı şehirlere atıyorlar kendilerini ve köyden indim şehre misali kabak çiçeği gibi açılıp saçılıyorlar. Kısacası; özgürlük duygusunu tatmak için okuyorlar adeta, bir müddet sonra bundan da sıkılıyor ve eğitim hayatlarını yarıda bırakarak geriye dönüyorlar.

Kısacası şimdiki gençlerin birçoğu (ciddi anlamda eğitim hayatını tamamlamak için canla başla mücadele edenleri tenzih ediyorum) Mercedes' e binmek varken Hacı Murat’a binmeyi tercih ediyorlar. Oysa azmetmek, başarmanın yarısıdır. Azmedip çok iyi çalıştıktan sonra istedikleri hedefe ulaşmamaları mümkün değil, yeter ki istesinler.

ELİF YAVAŞ: “Aşkın Rüzgârı”, “Hazan Gülü Leylifer”, “Yetim Sevda”, “Bir Samyeli Esti”,  “Yitik Düşler”, “Ben Hep Sana Uyandım” adlı yayınlanmış şiir kitaplarınız bulunuyor. Bir de benim okuyup değerlendirmek adına çok merak ettiğim “Lal” isimli romanınız mevcut. Şiir kitaplarınızda en vurgulu konu hangisidir, Lal romanınızda kendi yaşamınızdan satırlar bulabilmek mümkün müdür?

SAFİYE SAMYELİ: Şiir kitaplarımda her temadan şiirlere rastlamak mümkün. Ben biraz sivri dilliyim sanırım. Yeri geliyor haksızlığa uğramış bir annenin feryadına, yeri geliyor bir engellinin feryadına, yeri geliyor hayatı tırnakları ile kazıyan insanların yaşam mücadelelerine tercüman olmaya çalışıyorum ama hayat denen bu evrenin olmazsa olmazı Aşk’tan yana yazılmış birçok şiirim de mevcut.

Tema olarak genelde "Hüzün" temalı ya da " Sitem" temalı şiirleri yazmayı daha çok seviyorum. Bana göre “Hüzün ve sitem, şiire çok yakışıyor.” diye düşünüyorum.

"LAL " adlı romanımda kendi hayatımdan kesitler bulmak da mümkün elbette ki.

Benim bütün kitaplarım sponsorlu yayınlanmıştır. Şayet uygun sponsor olursa bahara dört romanımı birden yayınlamak istiyorum.

ELİF YAVAŞ: Ben Çanakkaleliyim. 1800’li yıllar ve öncesine dek anne ve baba kökenim hep bu topraklarda çoğalmış. Şehit topraklarının torunu, Ege şivesi ve kültürüne hâkim bir kız çocuğuyum. Denizli iline Uludağ Üniversitesindeki öğrencilik yıllarımda uğrama fırsatım oldu. Pamukkale ilçesi ve Pamukkale travertenlerini ziyaret etme şansım olunca o güzel ortamları çok beğendim. Afyon da görüp sevdiğim illerden biridir. Afyonkarahisar doğumlu olup üç yaşınızdan bugüne dek Denizli’de ikamet eden birisiniz. Egeli olmak nasıl bir duygu? Denizli ili adına edebiyat alanında gelecekte planladığınız kalıcı hedefler nelerdir?

SAFİYE SAMYELİ: Bülbülü altın kafese katmışlar: "Ah vatan, vah vatan!" demiş. Edirne’den Ardahan'a birçok ili gördüm, birçok kültürü tanıma fırsatı buldum ama ille de kendi memleketim, ille de kendi memleketim.

Bir ulusun egemenliğini kazandığı, ilk taarruz emrinin verildiği, adını altın harfler ile tarihe kazımış olan şanlı Afyonkarahisar’ımda doğmaktan ve tekstil sektörünün lideri Denizli'mde doymaktan son derece memnunun. Ve her iki şehrin kültürünü de barındırıyorum özümde.

ELİF YAVAŞ: Denizli İl Kütüphanesi en çok okuyan okur dalında il birinciliğine, 16. Hikmet Okuyar Şiir Yarışması birinciliğine, Kocaeli Türk Ocakları Hocalı Katliamı yarışma ikinciliğine, Şiir Rüzgârı Şiir Yarışması üçüncülüğüne lâyık görüldünüz. Sizce bir şairi heveslendirmek ve şiirlerini önemsemek adına her yıl düzenli aralıklarla bu tarz edebî yarışmalar yapılmalı mıdır?

SAFİYE SAMYELİ: Evet, bu tarz yarışmalar yapılmalı. Bu tarz yarışmalar hem ciddi anlamda ben şairim diyen kişilerin kendilerini, kalemlerinin gücünü sınama şansı veriyor hem de yeni yeni şairlerin var olmasına yol açıyor. Edebiyat denilen yollarında bir meşale oluyor.

ELİF YAVAŞ: Şiir yarışmalarındaki dereceleriniz yanında bir de derneklerden, farklı illerden aldığınız ödüller var. Şair Bakışlılar 2014 yılı basın yayın ödülü, 2010 Yılı Yılın Annesi ödülü, Edebiyata Katkı ödülü, Ozanlara Destek ödülü, Şairde Azim ödülü, 2016 Yılının En Başarılı Kadın Şairi ödülüne sahipsiniz. Farklı etkinlikler ve edebiyat-şiir-sanat programlarıyla haşir neşir olmak kaleminize neler kattı?

SAFİYE SAMYELİ: Bugüne kadar gördüğüm, tanıdığım her insanın benim üzerimde bir parça da olsa emeğinin olduğuna inanıyorum ben.

Yapı olarak gözlemci bir yapıya sahibim. Bunun yanı sıra düştüğü yerden bir avuç toprak ile kalkan bir insanım. Eğer ben bugün görüşüp konuştuğum kişiden ya da okuduğum herhangi bir şiirden kitaptan vesaire, her ne olursa olsun bir cümle öğrenememiş isem o gün kendimi zararda sayarım.

Çünkü hepimizin birbirimizden öğreneceği çok şeyimiz olduğuna ve dünya denen bu handa son nefese kadar hepimizin birer öğrenci olduğumuza inanıyorum.

ELİF YAVAŞ: Denizli Yaren Kültür Sanat ve Turizm Derneği ( YARENDER ) başkanısınız. 2017 yılında benim de katılmış olduğum “Bırakın Kızlar Okusun” adlı YARENDER şiir antolojisi projesi oldu. Birçok gönüllü insanımız ve şiire emek verenimiz iki şiiriyle beraber bu antolojiye katıldı. Antolojinin renkli kapak tasarımı çok hoşuma gitmişti, en son matbaada basım aşamasındaydı sanırım. Bir de “Bırakın Kızlar Okusun” projesi kapsamında Afyon ilinin Serban kasabası için “Al Eline Kalemi, Bir Şiir Bir Kitap Da Sen Gönder” sloganıyla başlatılan Serban kasabasının kütüphane açılışı için hepimiz kitap bağışı yapmıştık. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla kasabaya epey kitap bağışı olmuştu ve yüzler mutluydu. Özellikle bir yılı aşkın süredir “Bırakın Kızlar Okusun” adlı antoloji kitabımızı meraktayım. Kitap gerçekten şiiriyle destek olan bizim gibi şairlerin eline 2019 yılı içinde ulaşabilecek mi, az sayıda basılıp belli bir fiyat konuldu mu? YARENDER adına 2019 yılı içinde sırada bekleyen böyle projeleriniz var mı?

SAFİYE SAMYELİ: "Al Eline Bir Kalem, Bir Şiir Bir Kitap da Sen gönder - Bırakın Kızlar Okusun" adlı uluslararası projemiz gerçekten çok büyük ses getirdi.

Allah kısmet ederse inşallah projenin ve antolojimizin akıbeti hakkında yakın zamanda güzel gelişmeler olacak. Şimdilik bunları okurlarımız ile paylaşmayalım ve sürpriz olsun ama en azından şunu söyleyebiliriz: 2019 yılı içerisinde "BIRAKIN KIZLAR OKUSUN "  antolojimiz tüm hak sahiplerinin eline ulaşmış olacak.

ELİF YAVAŞ: 2017 yılında halk şairliği hayalinizi sayfanızda paylaştınız. Hatta cesaretiniz hoşuma gidip size özelden yazmıştım sınav zor oldu mu diye, rahatlıkla geçtiğinizi ifade etmiştiniz. 29 Kasım 2017 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığının yaptığı Halk Şairliği sınavını kazanarak sonunda hakkını verip “Halk Şairi” unvanını aldınız. Halk Şairi olmak nasıl bir duygu? Sanata ve sanatçıya verilen önem bakımından Kültür Bakanlığı çalışmalarını Türkiyeli bir Halk Şairi olarak ülkeniz adına olan yorumlarınızdan biraz bahseder misiniz?

SAFİYE SAMYELİ : Evet, "Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi" sınavına katılarak “Halk Şairi” kartımı aldım çok şükür. Bu kartın aslına bakarsak, ne bana ne de bu karta sahip olan hiçbir kimseye herhangi bir katkısı yok. Yalnızca müze girişlerinde ücretsiz geçiş hakkı veriyor bizlere. Oysa bizler bu memleketin tescillenmiş şairleri, yazarları, sanatçıları vesaireyiz. Kültür Bakanlığının bu kartı vermiş olduğu insanlara bazı imkânlar sunmasını çok isterim ama böyle bir şansımız yok ne yazık ki.

Bu kartın bizlere sağladığı tek avantaj: "Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Şairi " etiketidir. Şayet bana yetki verilmiş olsaydı; bu kartı taşıyan her insanı yeniden bir sınava tabi tutar ve bu kartı taşımaya lâyık olmayanları teker teker diskalifiye eder, ayrıca kitap kirliliğine bir son vermek için parayı verenin kitap yayınlamasına asla müsaade etmez ve var olan birçok kitabı da piyasadan toplattırırdım.

ELİF YAVAŞ: Sizinle ilgili bir anımızı paylaşmak istiyorum. Sosyal medya hesabınızda bir gün: “İlkokul mezunuyum ama kendimle gurur duyuyorum. Diplomam yok ama bugün birçok üniversite mezunu olan diplomalılardan daha fazla kendimi geliştirdim.” gibi bir yazı paylaşmıştınız. Sevdikleriniz samimi yorumlar yapınca ben de o cümlenizin altına: “Aman takmayın. Ben de iki üç üniversite ve birçok bölüm bitirdim ama hiç iyi şiir yazamıyorum.” demiştim ve siz de: “Elif, güldürdün beni.” şeklinde bana cevap yazmıştınız. Düşünüyorum da diploma çok şey lâkin her şey değil. Doktorasını bitirip iş arayan, devlet kurumlarında ek kontenjan açılıp kendilerine de kadro verilmesini bekleyen büyüklerime üzülüyorum mesela. Gerçekten iki üniversite bitirip de adam olamayan, köyünü/toprağını/kökenini unutan, Türkiye’m adına güzel işler üretmeyi düşünemeyen sözde diplomalı ve eğitimli insanlarımız da aramızda maalesef. Sizin edebiyata olan katkılarınızı görünce, insan ilkokul mezunu olsa da azmedince neler yapıyormuş buna gözlerimle şahit oldum. Eğitim aşkı içinizde coşmuş biri olarak şu an vakit bulsanız örgün eğitimde okuyup sevdiğiniz bir bölümle beraber herhangi bir devlet üniversitesinden mezun olmak ister miydiniz?

SAFİYE SAMYELİ:  Bir karış diploma değildir insanı insan yapan. Sizin de bahsetmiş olduğunuz gibi, elinde birkaç diploması var ama ne kendisine ne de topluma faydalı hiçbir işi yok. Kaldı ki insanı insan yapan o bir karış diploma değildir. “İnsan evlâdı olarak doğmak kader, insan gibi insan olabilmek ise karakter meselesidir.”

Şayet okuma şansım elimden alınmamış olsaydı ve eğitim hayatımı tamamlayabilmiş olsaydım, ben bir "SAVCI " olmak istiyordum. Genelde ilk kez tanıştığım insanların sorduğu iki soru vardır: "Safiye Hanım siz Öğretmen misiniz ya da Avukat mısınız?” İnsanlar avukat yakıştırması yapmış olsalar da benim hayalimdeki meslek: “Savcılık” idi. İmkân verilmiş olsa, Hukuk Fakültesi’nden mezun olarak savcı olmayı çok arzu ederdim.

ELİF YAVAŞ: İnşallah imzalı bir kitabınız, özellikle roman türünde eseriniz günün birinde elime ulaşır da bu kez kitabınız üzerine edebî bir sohbet etme fırsatımız doğar. Kimi zaman yerel televizyon kanallarında da şiire ve kitaplarınıza, yaşam hikâyenize dair edebî sohbetlerinizi seyrediyorum. Canlı yayında, televizyon karşısında Anadolu’mun güzel insanına şiir okuyan Halk Şairimiz Safiye Hanım’ı yeniden tanıma fırsatımız doğuyor. Radyo ve televizyon programlarına katılmak, gazete ve dergilerde röportaj yapmak halk şairi ve ozanlarımızın yeterince tanınmasına vesile olacak mıdır?


SAFİYE SAMYELİ: Adresinizi bildirdiğiniz taktirde tüm kitaplarımı size ulaştırmaya çalışacağım.

Festivallere katılmak, radyo, televizyon, gazete, dergi vs. görsel ve yazılı basında yer almak elbette ki bir şairin ya da ozanın tanınmasında büyük rol oynuyor. Ama bana kalırsa bir şairin, yazarın ya da ozanın tanınması için halk ile iç içe olduğu programlara ağırlık verilmeli. Halkın olmadığı program, program değildir. Şairin şaire şiir okuduğu programlar yerine halk ile iç içe, kucak kucağa olduğu programlar tertip edilmeli bence.

ELİF YAVAŞ: “YAZ-AR-BİR” (EGELİ ARAŞTIRMACI VE YAZARLAR BİRLİĞİ-DENİZLİ) benim resmî üyesi olduğum, Denizli’de olamasam da projelerini takipte olduğum bir kuruluştur. Denizli ilimiz ile olan kültürel, edebî bağım biraz da bu dernekle pekişti. 2016 yılında yayımlanan farklı antolojilerdeki şiirlerinizi gördüm. O yıl haberim olsaydı elbet sizinle ortak bir kitapta yeniden yer almak isterdim. Böyle güzel faaliyetlerde bulunmanız çok zarif bir davranış. Bir halk şairi olarak sırada gerçekleştirmek istediğiniz yeni hayalleriniz / umutlarınız nelerdir? Hayallerimiz olmadan şiir yazmak, beste yapmak mümkün müdür?

SAFİYE SAMYELİ: Bir Halk Şairi olarak değil belki ama topluma yararlı işler yapmaya çalışan bir birey olarak elbette ki birçok şey yapmak istiyorum.

" BIRAKIN KIZLAR OKUSUN " projemiz kapsamında tüm Türk dünyasını dolaşmayı, "BIRAKIN KIZLAR OKUSUN" antolojimizi tüm Türk dünyasına ulaştırmayı her il, ilçe, kasaba ve beldede "BIRAKIN KIZLAR OKUSUN " Kütüphaneleri açmayı ve "Ben okumak istiyorum." diyen ama imkânsızlıkları yüzünden okutulmayan tüm çocukların eğitim masraflarını üstlenmek isterdim.

ELİF YAVAŞ: Oldukça edebî bir sohbetti. Tüm içtenliğiniz adına minnettarım. Bu güzel sohbet ile benim mezun öğrencilerim de sizi yakından tanımış olacak. Son bir soru ile röportajımızı bitirelim:

Kız çocuklarımız adına yeni bir antoloji projesi, okul kütüphanesi oluşturma gibi etkinliklere imza atmayı düşünüyor musunuz?

SAFİYE SAMYELİ: Elbette düşünüyorum. Bu; benim hayatıma anlam katan, yaşama sebebim olan bir projedir ve ben son nefesime kadar hep bu uğurda mücadeleler vermeye devam edeceğim.

ELİF YAVAŞ: Samimi bir röportaj oldu, teşekkür ediyorum Safiye Hanım. Sohbet ederken edebî bir keyif aldım. İnşallah sizi yakından tanımak isteyen okurlarımız da mutlu olurlar. Yeni bir projenizde, bestelerinizde ve şiir sayfalarınızda buluşmak nasip olur inşallah. Canım Ege’ye, Denizli halkına selâmlarımı iletiyorum.

 

20 Ekim 2018 - Cumartesi

Röportajı Hazırlayan / Soruşturan - Editör: ELİF YAVAŞ

Powered by OrdaSoft!