XIXIII. YÜZYILLAR TÜRK DİLİ

 

Ünite 1

Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Eserler

 

Bu yazı dilinin merkezi Kaşgar’dı. Orhon ve Uygur Türkçesinin devamı olan bu dönem Türkçesi için Hakaniye Türkçesi terimi de kullanılmaktadır.

Karahanlıların hangi Türk boyundan çıktığı konusundaki teoriler:

  1. Uygur teorisi,
  2. Türkmen teorisi,
  3. Yağma teorisi,
  4. Karluk teorisi,
  5. Karluk-Yağma teorisi,
  6. Çigil teorisi,
  7. T’u-chüe teorisi

 

Karluk teorisine göre Karahanlılar sülâlesi, T’u-chüe A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına dayanmaktadır. Karluk Türkleri 747-840 yıllarında Uygur birliğine bağlıydılar. 840 yılında Uygur-Karluk birliğinin çökmesinden sonra kurulan Karahanlı devletinin kurucusu Bilge Kül Kadır Han’dır. Oğlu Oğulçak, devletin merkezini Kaşgar’a taşıdı. Oğulçak’ın yeğeni Satuk, ülkenin batısını İslamlaştırdı. Satuk’un oğlu Baytaş, bütün ülkeyi İslamlaştırdı.

1047 yılında devlet, hanedan üyeleri arasında paylaştırıldı.

 

Karahanlı Türkçesi ile başlayan dönem ilk yapılan çalışmalarda Orta Türkçenin başlangıcı kabul edilmiştir.

Marcel Erdal, András Róna Tas ve Lars Johanson’ın çalışmalarında Karahanlı Türkçesi Eski Türkçe’de konumlanmaktadır.

 

KARAHANLI TÜRKÇESİYLE YAZILMIŞ ESERLER

 

Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hâcib tarafından yazılmıştır. 1019/1020 yıllarında doğduğunu tahmin etmekteyiz. Yusuf Has Hacib’in Hakan Buğra Han’ın tahtta olduğu 1103 yılında öldüğü tahmin edilir.

Ana dilinden başka Arapça, Farsça ve İran dillerinden Soğdçaya hâkimdi.

 

Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig’i Karahanlı sülalesinden Buğra Karahan Ebu Ali Hasan bin Süleyman Arslan Karahan adına hicri 462 (1069-1070) yılında, on sekiz ay içinde yazmıştır.

Kitabın konusu, devlet idaresinin yollarını ve gidişini göstermektedir.

 

Yusuf Has Hâcib eserinde dört soyut kavramı kişileştirmiştir:

Kün Togdı (hükümdar) “gün doğdu,doğan güneş”, adaleti temsil eder.

Ay Toldı (vezir) “ay doldu, dolunay”, baht, talih ve ikbali temsil eder.

Ögdülmiş (vezirin oğlu) “övülmüş”, akıl ve anlayışı temsil eder.

Odgurmış (vezirin kardeşi) “uyanık”, dünya işlerinin sonunu temsil eder.

Eserdeki diğer karakterler:

Küsemiş (Ay Toldı başkente geldiğinde ona yardım eden kişi), Ersig (hükümdarın mabeyncisi) ve Kumaru (Odgurmış’un müridi)’dir.

Eserin ilk yarısı bu karakterlerin ilk üçü arasındaki ilişkileri anlatır. Eserin ikinci yarısı ise, daha çok muhalif karakter olan Odgurmış üzerinde yoğunlaşır ve sufilik ya da İslâm mistisizmine ilişkin dinî temaları içerir.

 

Aruzun mütekarib (fe’ûlün fe’ûlün fe’ûlün fe’ûl) vezniyle yazılan bu didaktik eser, 6645 beyittten oluşmaktadır.

 

Kutadgu Bilig’in üç yazma nüshası vardır: Viyana (Herat) nüshası, Mısır nüshası ve Fergana nüshası. 1439’da Uygur harfleriyle kopyalanmış olan Herat nüshası bulunan ilk nüshadır.

 

Kutadgu Bilig Üzerine Yapılan Çalışmalar

Viyana (Herat) nüshasını, 1796 sıralarında Joseph von Hammer-Purgstall bir sahaftan satın alarak Viyana Sarayı Kitaplığına vermiştir. Jaubert de 1825’te yazdığı bir makaleyle Kutadgu Bilig’i bilim dünyasına tanıtmıştır: “Notice d’un manuscrit turc en caractères ouigours envoyé par M. de Hammer à Abel Rémusat”, Journal Asiatique, c. VI, s. 39-52; 78-95, Paris 1825. Bu yayın Kutadgu Bilig üzerine yapılan ilk yayındır.

Eser üzerindeki ikinci çalışma Hermann Vámbéry’ye attir. Bu yazmanın 915 beyitini matbaada döktürdüğü Uygur harfleriyle ve Almanca çeviriyle yayımlamıştır.

Aynı yazma üzerine daha sonra Wilhelm Radloff’un çalışmaları başladı. Radloff ilk çalışmasında bu nüshanın tıpkıbasımını yayımlar.

Eserin ikinci nüshası Kahire’deki Hidiv Kütüphanesi müdürü Alman Dr. Moritz tarafından bulunmuştur. Kutadgu Bilig üzerine çalışmaları devam eden Radloff, çalışmasının ikinci kısmına bu nüshayı da katıp karşılaştırmalı metni Rus çeviriyazı harfleri ve Almanca çeviriyle yayımlar.

1914 yılında Fergana’da Zeki Velidi Togan tarafından bulun üçüncü nüsha 1914 yılında bilim dünyasına tanıtılmıştır.

Bu yayınların arkasından Türk Dil Kurumu üç nüshanın tıpkıbasımını yayımlamıştır.

Reşit Rahmeti Arat, 1947 yılında Kutadgu Bilig’in üç nüshasını (A, B, C) karşılaştırarak eserin metnini yayımlar. Bu çalışmanın indeksi Kemal Eraslan, Osman F. Sertkaya ve Nuri Yüce tarafından yayımlanmıştır.

Dizin üzerine önemli bir yayın Semih Tezcan tarafından yapılmıştır.

1959 yılında Mecdut Mansuroğlu tarafından ilk küçük Karahanlı Türkçesi grameri yayımlanmıştır.

Kutadgu Bilig’in sadece dilbilgisi açısından incelenmesine dayanan ilk çalışma Ahmet Bican Ercilasun tarafından yapılmıştır.

Eserin dil ve anlatım özellikleri hakkında Zühal Ölmez ve İbrahim Taş eserdeki deyimler hakkında Zafer Önler çalışmalar yapmıştır.

Karahanlı Türkçesi’nin ilk ayrıntılı grameri Necmettin Hacıeminoğlu tarafından hazırlanmıştır.

 

Dîvânu Lugati’t-Türk

Eldeki bilgilere göre Kaşgarlı Mahmud eserini 1072 yılında yazmaya başlamış 1077’de bitirmiştir. İçerik olarak bize o dönemdeki Türk boyları, bu boyların kullandıkları Türkçe arasındaki farklılıkları ve en önemlisi de sözcükleri hakkında bilgi veren geniş bir sözlüktür.

DLT’te yer alan manzum parçalar (dize sayısı 764’tür) ve atasözleri (289 tane) eserin edebi değerini arttırmaktadır. Şiirlerde kullanılan nazım birimi beyit ve dörtlüktür.

Tek yazma nüshası Diyarbakırlı Ali Emirî Efendi tarafından İstanbul’da 1917 yılında bir sahafta bulunmuştur.

 

Dîvânu Lugati’t-Türk Üzerine Yapılan Çalışmalar

Eser hakkında ilk yayın Kilisli Rıfat Bilge tarafından yapılmıştır.

Eserin sözvarlığı ise ilk defa Carl Brockelmann tarafından incelenmiştir.

TDK 1941 yılında eserin tıpkıbasımını yayımlamıştır.

Besim Atalay 1939-1943 yılları arasında eseri günümüz Türkçesine tercüme etmiştir. Bu tarihten sonra eser hakkındaki araştırmalar artmıştır.

Salih Mutallibov eseri Özbekçeye tercüme etmiştir.

Eser, James Kelly ve Robert Dankoff tarafından İngilizce olarak yayımlanmıştır.

 

Atebetü’l-Hakayık

  1. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen Atebetü’l-hakâyık (Hakikatlerin Eşiği) manzum öğüt kitabıdır. Türk ve Acem meliki Muhammed Dâd İspehsâlâr Bey’e sunulmuştur.

On üç bölümden oluşan eserde kırk beyit ile yüz bir tane dörtlük bulunmaktadır, eserin tamamı 484 mısradır; eser, Kutadgu Bilig gibi aruzun mütekarip (fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün

fe‘ûl) vezniyle yazılmıştır.

Vezin ve uyak bakımından kusurlu olan eserde çok sayıda imale ve zihaf bulunmaktadır.

Atebetü’l-hakâyık’ın dört nüshası bilinmektedir. En iyi ve en eski tarihli olanı ise Semerkand nüshasıdır. Zeynelabidin tarafından kopyalanmış olan bu nüsha Uygur harflidir.

Eser hakkında ayrıntılı tek çalışma Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmıştır (1951).

 

Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Kur’ân Tercümeleri

Karahanlı Türkçesiyle yapılan ilk Kur’ân tercümeleri, satır-altı tercüme niteliğindedir.

Karahanlılar dönemine ait olduğu tahmin edilen çeviriler şunlardır:

  1. Türk İslâm Eserleri Müzesi (TİEM) No. 73’te kayıtlı olan nüsha: Bu nüsha Muhammed bin el-Hâc Devletşah eş-Şîrazî tarafından 734/1333-34 yılında kopyalanmıştır. Türkçe bölümler kırmızı mürekkeple ve nesih yazı stiliyle yazılmıştır. 902 (451 varak) sayfadan oluşan bu tercümenin Kur’ân tercümeleri içinde en eskisi olduğu kabul edilmektedir.
  2. Anonim Tefsir: Bu eser Orta Asya Tefsiri, Anonim Tefsir ve Müellifi Meçhul Kur’ân

Tefsiri adlarıyla da bilinmektedir. Bu tercümenin diğerlerinden farkı satır-arası tercümenin yanı sıra surelerle ilgili tefsir ve hikâyelere de yer vermesidir. 1914 yılında Zeki Velidi Togan tarafından Fergana’da bulunmuştur.

  1. Manchester-John Rylands Nüshası: Türkçe ve Farsça çeviriyi içermektedir.
  2. Taşkent, Özbek Bilimler Akademisi, No. 2854’te kayıtlı olan bu nüsha da satır-arası Türkçe ve Farsça çeviri yer alır, yorumlar içermez.

 

Kuran Tercümeleri Üzerine Yapılan Çalışmalar

TİEM 73’te kayıtlı nüshanın ilk yarısı Abdullah Kök tarafından doktora tezi olarak yapılmıştır.

İkinci yarısı ise, Suat Ünlü tarafından doktora tezi olarak çalışılmıştır.

Anonim Tefsir’in sözvarlığı A. K. Borovkov tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışma, Halil İbrahim Usta ve Ebülfez Amanoğlu tarafından Tükçeye çevrilmiştir

John Rylands Kitaplığındaki nüshanın sözlüğü Eckmann tarafından hazırlanmış, L. Ligeti’nin önsözüyle yayımlanmıştır.

Taşkent’teki tercüme üzerine Semenov’un yayımlanmış çalışması vardır.

 

 

Ünite 2

Karahanlı Türkçesi Grameri

 

  1. Ad kök ve gövdelerinden sonra sözcüğe eklenen eklerden önce +; eylem kök ve gövdelerinden sonra sözcüğe eklenen eklerden önce – işareti kullanılmıştır.
  2. ~ değişken (ikili) biçimi gösterir.
  3. * (astariks) işareti, tahmini biçimi gösterir.

 

SESBİLGİSİ

Ünlüler

Karahanlı Türkçesinde kapalı /ė/ sesiyle birlikte dokuz ünlü vardır: a, ı, o, u, e, ė, i, ö, ü.

 

Ünlü Uyumu

Önlük-Artlık Uyumu

Önlük-artlık uyumu daima korunmuştur.

 

Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu

Düzlük-yuvarlaklık uyumu hem kimi sözcüklerde hem de kimi eklerde uyumsuzluk göstermektedir.

Uyuma Girmeyen Sözcükler:

Adruk / ‘farklı, fark’

anuk / ‘hazır’

aġu / ‘zehir’

artuk / ‘fazla, çok’

artut / ‘hediye’

azuk / ‘azık’

belgü / ‘nişan, alamet, iz’

bulıt / bulut

edgü / ‘iyi’

kamuġ / ‘bütün, hepsi, her’

 

Uyuma Girmeyen Ekler:

  1. +AĠU topluluk sayı adı yapan ekler: biregü
  2. -ĠU gelecek zaman/gereklilik eki: açġu
  3. -Ur fiilden fiil yapma eki: açur- / ‘acıktırmak’
  4. -sU, -sUn, -sUnI 3. tekil kişi emir kipi: alsu
  5. -U ulaç eki: al-u bėr-
  6. -GUçI eki: alġuçı
  7. -ĠUz- eylemden eylem yapan ek: tirgüz-
  8. -ĠUr- eylemden eylem yapan ek: arġur- / ‘yormak’
  9. -DUk sıfat-fiil eki: bardukuŋ
  10. -DUr- eylemden eylem yapan ek: bildür-
  11. -DÜz- eylemden eylem yapan ek: bildüz- / ‘bildirmek’

 

Dudak uyumu bakımından eklendikleri sözcüklerin ünlüsü ile uyuma girmeyip düz

ünlülü olan ekler:

 

  1. -mIş belirsiz geçmiş zaman: bolmış
  2. +nI belirtme durumu eki: boynını
  3. +DIn ayrılma durumu eki: busuġdın ‘pusudan’
  4. +DI belirli geçmiş zaman 3. tekil kişi: boldı
  5. +(s)I 3. tekil kişi iyelik eki: aşnusı ‘öncesi’
  6. -gıl/-gil 2. tekil kişi emir eki: arturġıl
  7. -ġlı sıfat-fiil eki: boluġlı
  8. -ġInçA ulaç eki: bolġınça

 

Ünlü Değişmeleri

Yuvarlaklaşma

Çift dudak ünsüzlerinin (b, p, m, v) etkisiyle meydana gelen ünlü yuvarlaklaşmaları, Karahanlı Türkçesinde de yaygın olmamakla beraber kimi örneklerde görülmektedir, ancak bu sözcükler hem düz hem de yuvarlak ünlüyle yazılmışlardır:

avuçġa ‘ihtiyar’ / ~ avıçġa

evrül- ~ evril- ‘dönmek, devretmek’

sevül- ‘sevilmek’ / ~ sevil-

yapul- ‘örtünmek, kapanmak, gizlenmek’ / ~ yapıl-

mün- ‘binmek’ / ~ min-

 

Benzeşme

Metinlerden tespit edilmiş örnekler şunlardır:

Bulıt / ~ bulut

körkit- ‘göstermek’ / ~ körküt-

ögdi ‘övgü’ / ~ ögdü

soġık / ~ soğuk

unıt- / ~ unut-

 

Büzüşme

Ulaç eki almış asıl eylemin üzerine iktidarlık çatısını kuran u- yardımcı eyleminin gelmesiyle iki eylem birleşerek olumluda -u-, olumsuzda ise, -uma-/-üme- biçimini oluşturur:

kaçumaz ‘kaçamaz’ < kaç-u u-maz

yiyümedi ‘yiyemedi’ < yiy-ü u-madı

kirümez ‘giremez’ < kir-ü u-maz

ayuġay ‘söyleyebileceğim’ < ay-u u-ġay

tapnuġay men ‘hizmet edebileceğim’ < tapın-u u-ġay

ikegü < iki+egü ‘ikisi beraber, ikisi bir arada’

 

Ünsüz Değişmeleri

-b-, -b > -v-, -v değişimi

ebir- ‘çevirmek, dolanmak’ > evir- > evür-

sebin- > sevin- > sevin-

abla- > avla- > avla-

eb > ev > ev / er

sab >  sav > sav

sub > suv > suv

 

ç- ~ ş- değişimi

çöpik ~ şöpik ‘meyve yenildikten sonra atılan şey, çör çöp’

çaġıla- ~ şaġıla- ‘çağlamak’

yapşur- > yapçur- ‘yapıştırmak’ ~ yapşur-

kikşür- > kikçür- ‘iki kişiyi birbirine kışkırtmak’

tapşur- > tapçur- ‘ulaştırmak, teslim etmek’

 

-z ~ -s değişimi

Kögüz ~ kögüs

Yalŋuz ~ yalŋus

 

Olumsuz Geniş Zaman çekiminde yaygın olarak görülen bu değişimin örnekleri şunlardır:

bilmes sizler / bolmas / bolmas men

kılmas sizler / konmas / körmes

ötnümes men

tegmes / tegilmes / yatmas

 

-d- / -d ~ -ḍ- / -d değişimi

Karahanlı Türkçesi’nde /d/ sesi, dal (d) ya da zel (ḍ) ile yazılır. Hatta /d/’den /y/’ye geçişin de kimi örnekleri görülür.

DLT’de /d/ ile /ḍ/ arasında bir tereddüt vardır.

bod ‘boy, kamet’ / ~ boḍ

bodun ‘halk, kavim, ulus’ / ~ boḍun

ḳuduġ ‘kuyu’ / ~ ḳuḍuġ

ḳudruḳ ‘kuyruk’ / ~ ḳuḍruḳ

ked ‘pek, iyice, çok’ / ~ keḍ

aḍak ‘ayak’

aḍır- ‘ayırmak’

aḍġır ‘aygır’

ıḍ- ‘salmak, göndermek’

keḍim ‘giyim, elbise’

koḍ- ‘koymak, bırakmak’

kaḍın ‘kayın, dünür, hısım’

kaḍıŋ ‘kayın ağacı’

yaḍ- ‘yaymak, dağıtmak, bol bol vermek’

 

/ḳ/ ~ /ḫ/ değişimi

oḳşa- sözcüğü, Kutadgu Bilig’in nüshalarında oḫşa biçimindedir

aḳsaḳ / aḫsaḳ

yaḳşı sözcüğünde /ḫ/ ile nöbetleşme görülür

ḳayu ‘hangi, hani’ / ~ ḫayu

ḳayda ‘nerede’ / ~ ḫanda

 

/ŋ/ ~ /m/ değişimi

aḫsuŋ ‘sarhoşken kavga eden ~ aḫsum

iŋir ‘alaca karanlık’ ~ imir

 

/ŋ/ ~ /n/ değişimi

erŋek ‘parmak’ / ~ ernek

sıŋuk ‘kırık, kırılmış’ / ~ sınuk

meŋgü / ~ mengü

 

b- > m- değişimi

beŋgü ‘ebedi, sonsuz’ > meŋgü

buŋ ‘ihtiyaç, yokluk, dert, sıkıntı’ > muŋ

buyan ‘sevap’ > muyan

beŋiz ‘beniz’ > meŋiz

 

Yer Değiştirme (Metatez)

buġday ‘buğday’ / ~ budġay

çamġur ‘şalgam’ / ~ çaġmur

ögren- ‘öğrenmek’ / ~ örgen-

yaġmur ‘yağmur’ / ~ yamġur

ḳonşı ‘komşu’ / ~ ḳoşnı

 

Ünsüz Düşmesi

r > Ø

berk ‘sıkı, sağlam’ / ~ bek

birle ‘ile’ / ~ bile

kurtul- ‘kurtulmak’ / ~ ḳutul-

 

Biçimbilgisi

 

SÖZCÜK YAPIMI

Addan Ad Türeten Ekler

+aġu/+egü: Daha çok vücud adlarına eklenerek eklendiği adla ilgli karakteristik özellik

ifade eden adlar yapar:

içegü “kaburga kemiklerinin iç tarafındaki kısım”

karnaġu “koca karınlı adam”

boynaġu “zorba, cebredici, isyankâr”

+(a)ġu(n)/+(e)gü(n): Topluluk sayı adları yapar:

kaḍnaġun “kayınbabalar”

aḍınaġu “başkaları”

biregü “biri, birisi”

+ç, +aç/+eç: Küçültme ve sevgi bildiren adlar yapar:

anaç “anne gibi davranan küçük kız”

ataç “olgun kişi gibi davranan çocuk”

begeç “beyceğiz”

ekeç “abla gibi davranan küçük kız”

+ça/+çe: Küçültme ve kuvvetlendirme bildi ren adlar yapan bu ek eşitlik durumu ekinin kalıplaşmasıyla yapım eki işlevini kazanmıştır:

barça “hepsi”

neçe “kaç, ne kadar”

+çı/+çi: Meslek adları yapar:

aġıçı “ipek kumaşları muhafaza eden kişi, hazinedar”

ajunçı “hükümdar, idareci”

alçı “hilekar, aldatıc”

bedizçi “nakkaş, ressam”

etükçi “çizmeci”

+çIl: Sıfat türünde sözcükler türetir:

yaġmurçıl “yağmuru çok olan yer”

igçil “hastalıklı, hasta”

+daş/+deş: Ortaklık ve eşitlik ifade eden adlar yapar:

ḳadaş “kardeş”

ḳoldaş “hizmetkâr”

yerdeş “hemşehri

+DAm: Az sayıda sözcük türeten bu ek, belirteç ya da soyut ad türünde sözcükler türetir:

birtem “bütünüyle, tamamen; uzun süre”

oḳtam “ok atımı, okluk”

+dak: Fazla örneği olmayan bu ekle türetilmiş sözcükler eşya adı ya da sıfat türündedirler:

baġırdak “korse”

ḳovdaḳ “cılız”

+e: Aşağıdaki sözcük, yaklaşma-bulunma durumu eki olan +e’nin kalıplaşmasıyla türemiştir:

keçe “gece”

+er: Günümüz Türkçesinde de aynı anlamda kullanılan bu ek, Eski Türkçeden beri üleştirme sayı adları yapar:

miŋer “biner”

+ġaç: Küçültme adları yapar:

kuşġaç “serçe”

yıġaç “ağaç”

+gey: Niteleme sıfatları türetir:

küçgey “zalim, zorba”

özgey “sadık, vefalı”

+ġıl/+gil: Bu ek, renk adları ve geometrik şekillerle ilgili adlar türetir:

başgıl (at) “başı beyaz, dört ayaklı hayvan”

ḳırġıl “kırçıllı”

+k, +ak/+ek: Küçültme ismi yapar:

başaḳ “okun temreni”

butıḳ “budak, dal”

ḳaraḳ “göz bebeği”

saġraḳ “küçük kap, kâse, büyük kadeh”

+kıya/ +kiye, + kına: Küçültme adları türetir:

ḳızḳıya “kızcağız”

közkiye “gözceğiz”

azḳına “azıcık, pek az”

+l: Renk ve benzerlik ifade eden adlar türetir:

başıl “beyaz tepeli”

+la/+le: Belirteç türünde adlar türetir:

arala “arasında”

+lAġ: Genellikle yer adları türetir:

tarıġlaġ “ekilen yer, tarla”

üḍleg “zaman, felek”

+lXg Adlardan sıfat türeten bu ek, çok sayıda sözcük türetmiştir:

aḍaḳlıġ “ayaklı”

asıġlıġ “faydalı”

beḍizlig “süslü”

yazuḳluġ “günahlı”

+lXk: Yer ve eşya adları ile soyut adlar türetir:

aşlıḳ “aşevi”

eḍgülük “iyilik”

baylıḳ “zenginlik”

ḳoyuġluḳ “koyuluk”

+sıġ: Benzerlik ifade eden sıfatlar türetir:

begsig “bey soylu, asil”

uluġsıġ “büyüklük taslayan”

+sXz: Olumsuz sıfatlar türetir:

arıġsız “kirli, pis, murdar”

ḳutsuz “şanssız”

 

Addan Eylem Türeten Ekler

+A-: Geçişli ve geçişsiz eylemler türeten bu ekle türemiş sözcüklerden bazıları şunlardır:

Geçişli eylem türetenler:

aşa- “yemek yemek”

küçe- “zorlamak, zulmetmek”

Geçişsiz eylem türetenler:

adna- “değişmek”

meñze- “benzemek”

+(A)d-: Geçişsiz eylemler türetir:

bilged- “akıllanmak”

ḳutad- “mutlu olmak”

+(A)r-: Geçişsiz eylemler türetir:

ḳarar- “kararmak”

belgür- “belirmek”

+DA-: Geçişli eylemler türetir:

alda- “aldatmak”

ünde- “çağırmak, seslenmek”

+ġar-: Geçişli eylemler türetir:

andġar- “yemin ettirmek”

çınġar- “gerçeği araştırmak”

+ġır-: Geçişsiz eylemler türetir:

tazġır- “kelleşmek”

tozġır- “tozlanmak”

+I-: Geçişsiz eylemler türetir:

tatı- “tat vermek”

yıdı- “kokmak”

öli- “nemlenmek”

+(X)k-: Geçişsiz eylemler türetir:

andık- “and içmek”

tüpük- “eksiksiz olmak, tamamlanmak”

+la-/+le-: Geçişli ve geçişsiz eylemler türetir:

adutla- “avuçlamak”

emle- “ilaçlamak”

talula- “seçmek”

+lAn-: “bir şeye sahip olmak, ... gibi olmak” v.b. anlamlarında geçişsiz eylemler türetir:

azlan- “azımsamak”

emgeklen- “zahmet çekmek”

+U-: Geçişsiz eylemler türetir:

bayu- “zenginleşmek”

taru- “daralmak”

 

Eylemden Eylem Türeten Ekler

-ar-/-er-: Ettirgen çatılı eylemler türetir:

çöker- “çökertmek, düşürmek”

kėter- “ortadan kaldırmak”

-DUr-: Ettirgen çatılı eylemler türetir:

açtur- “açtırmak”

çıḳtur- “çıkartmak”

uḳtur- “bildirmek, anlatmak”

-ġIr-: Örneklerini sadece DLT’de tesbit ettiğimiz bu ekle türetilen sözcükler benzerlik bildiren eylemler yapar:

kolġır- “ister gibi olmak”

kelgir- “gelir gibi yapmak”

-ġUr-: Ettirgen çatılı eylemler türetir:

arġur- “yormak”

ötgür- “geçirmek”

tirgür- “diriltmek”

-(X)k-: Dönüşlü ve edilgen çatılı eylemler türetir:

oŋuk- “solmak”

öçük- “nefesi kesilmek”

turuḳ- “toplanmak, birikmek”

basıḳ- “basılmak, mağlup edilmek”

savruk- “savrulmak”

-(X)l- Edilgen ve dönüşlü çatılı eylemler türetir:

anutul- “hazırlanmak, hazır hale getirilmek”

bėril- “verilmek”

bitil- “yazılmak”

 

Dönüşlü eylemler:

adrıl- “ayrılmak”

yıġıl- “toplanmak”

-msın-/-msin-: Eklendiği eyleme ‘benzer ve gibi olma’ anlamları katar:

barımsın- “gider gibi görünmek”

yemsin- “yer gibi görünmek”

-(X)n-: Dönüşlü ve edilgen çatılı eylemler türetir:

alkın- “mahvolmak, bitmek, tükenmek”

tilen- “aranmak, dilenmek; istenmek”

yun- “yıkanmak; boy abdesti almak”

 

Edilgen eylemler:

baġlan- “bağlanmak”

bitin- “yazılmak”

-Ir-(I): Geçişsiz ve geçişli eylemler türetir:

kurır- “kurumaya başlamak”

süçir- “tatlılaşmak”

 

Geçişli eylemler:

kadır- “döndürmek, karşı koymak”

-sIk-: Edilgen eylemler türetir:

alsık- “alınmak, soyulmak, elindekini kaybetmek”

bassık- “saldırıya uğramak, basılmak”

ursuk- “dövülmek”

-(X)ş-: İştaş çatılı eylemler türetir:

açış- “birlikte açmak”

uruş- “vuruşmak, savaşmak”

-(X)t-: Ettirgen çatılı eylemler türetir:

arıt- “temizletmek; temize çıkarmak, günahtan arıtmak”

bayut- “zenginleştirmek”

 

Eylemden Ad Türeten Ekler

-(X)g: Eylemden ad ve sıfat türünde sözcükler türetir.

aġrıġ “ağrı”

arıġ “temiz, pak”

ḳatıġ “katı, sert, çok”

-gA: Eylemin gösterdiği hareketi yapanı gösteren adlar ve nesneler türetir:

bilge “bilgili, zeki”

-gAk: Eylemden ad ve sıfat türünde sözcükler türetir:

orġak “orak”

-(X)gçı: Eylemin gösterdiği hareketi yapan eyleyici adları türetir:

bitigçi “yazıcı”

soruġçı “sorucu”

-gXn: Sıfat türünde sözcükler türetir:

azġın “azgın, azılı”

barkın “yolcu”

-(X)glXg: Sıfat türünde sözcükler türetir:

ḳaçıġlıġ “kaçkın, kaçan”

yaḍıġlıġ “yayılı”

-ġUçI: Eylemden sıfat ve işi yapını gösteren adlar türetir:

alġuçı “alıcı”

barġuçı “giden”

-ġUk: Az sayıda örnekte görülen bu ekle türetilmiş sözcüklerden birkaçı şunlardır:

ḳayġuḳ “kayık”

-I: Eylemden nesne ve özne adları türetir:

buşı “hiddetli, sinirli, hırçın”

egri “eğri”

-(X)k: Eylemden soyut ve somut adlar türetir:

açuḳ “açık”

beḍük “büyük”

-(X)m: Eylemlerden soyut ve somut adlar türetir:

alım “alacak, borç”

keḍim “giyecek, elbise”

-mUr: Az sayıda sözcük türetmiştir:

tamur “damar, nabız”

-Xn: Eylemden ad ve sıfat türünde sözcük türetir:

aḳın “akın, sel”

tügün “düğüm”

-(X)nç: Eylemden soyut adlar türetir:

ögünç “övünç, övünme”

urunç “rüşvet”

umınç “ümit”

-(X)ndI: Eylemlerden sıfat ve ad türünde sözcükler türetir:

aḳındı “akan (su)”

ögündi “övülen(kişi)”

üḍründi “seçilmiş (şey)”

–(X)ş: Eylemden somut ve soyut adlar türetir:

aġış “yükseliş”

kėŋeş “görüşme, danışma”

uḳuş “akıl, anlayış”

-(U)t: Eylemden somut ve soyut adlar türetir:

basut “yardım, arka”

çöküt “kısa, kısalık, cücelik”

kedüt “giyecek, hilat”

 

Özet:

Ünsüz Değişmeleri

-b-, -b > -v-, -v

ç- ~ ş-

-z ~ -s

-d- / -d ~ -ḍ- / -ḍ

/ḳ/ ~ /ḫ/

/ŋ/ ~ /m/

/ŋ/ ~ /n/

b- > m-

 

Addan Ad Yapan Ekler:

+aġu/+egü; +(a)ġu(n)/+(e)gü(n); +ç, +aç/+eç; +ça/+çe; +çı/+çi; +çIl; +daş/+deş; +DAm; +dak; +er; +ġaç; +gey; +ġıl/+gil; +k, +ak/+ek; +kıya/ +kiye, +kına; +l; +la/+le; +lAġ; +lXg; +lXk; +sıġ; +sXz

Addan Eylem Yapan Ekler:

+A-; +(A)d-; +(A)r-; +DA-; +ġar-; +ġır-; +I-; +(X)k-; +la-/+le-; +lAn-; +U-

Eylemden Eylem Yapan Ekler:

-ar-/-er-, -DUr-, -ġIr, -ġUr-, -(X)k-, -(X)l-, -msın-/- msin-, -(X)n-, -Ir-(I), -sIk-, -(X)ş-, -(X)t-

Eylemden Ad Yapan Ekler:

-(X)g, -gA, -gAk, -(X)gçı, -gXn, -(X)glXg, -ġUçI, -ġUk, -I, -(X)k, -(X)m, -mUr, -Xn, -(X)nç, -(X)ndI, –(X)ş, -(U)t

 

 

Ünite 3

Karahanlı Türkçesi Grameri

İsim, Zamir, Zarf, Sontakı, Bağlaç

 

İsim

 

İsim Çekim Ekleri

Çokluk Ekleri

+lAr

Orhon Türkçesinden beri ençok kullanılan çokluk eki +lar/+ler’dir.

baş+lar

 

+An

Karahanlı Türkçesinde kalıplaşmış birkaç sözcükte görülür:

Er+en “adamlar”

Og(u)l+an “oğullar”

 

İyelik Ekleri

  1. Tekil Kişi: +(X)m: ata+m “atam, babam”
  2. Tekil Kişi: +(X)ŋ: ata+ŋ “atan, baban”
  3. Tekil Kişi: +(s)I(n+): ata+sı “atası, babası”
  4. Çoğul Kişi: +(X)mIz: köŋ(ü)l+ümiz “gönlümüz”
  5. Çoğul Kişi: +(X)ŋIz: köŋ(ü)l+üŋiz “gönlünüz”
  6. Çoğul Kişi: +(s)I(n+), +lArI(n+): 3. çoğul kişi iyelik eki olarak +(s)I da kullanılmaktadır.

erŋek+leri “parmakları” iş+leri “işleri” kün+leri “günleri”

 

İsim Durum Ekleri

  1. Yalın Durumu: ek almaz.
  2. Tamlayan Durumu (İlgi, Genetif): ana+nıŋ “annenin” kişi+niŋ “kişinin” yagı+nıŋ “düşmanın” yalŋuk+uŋ “insanın”
  3. Belirtme Durumu (Yükleme, Akuzatif): Karahanlı Türkçesinde dört ayrı belirtme durumu eki vardır.

1) +Xg/+Xġ: aş+ıġ “aşı, yemeği” söz+üg “sözü” at+ıġ ‘atı’

2) +nı/+ni ay+nı “ayı” köŋül+ni “gönülü”

3) +n: adı+n “adını” başı+n “başını” evi+n “evini”

4) +ı/+i: baş+ı “başı” iş+i “işi” köŋlüm+i “gönlümü”

  1. Yönelme Durumu (Verme, Datif): Üç ayrı ekle kurulmaktadır.

+ka/+ke ve +ġa/+ge:  av+ka “ava” aş+ka “aşa” at+ka “ata”

  1. ve 2. kişi tekil ve çoğul iyelik eki almış sözcüklerden sonra ek, +a/+e ve +ka/+ke biçiminde görülür: közüm+e “gözüme” işim+e “işime”, kadaşıŋ+a “kardeşine”
  2. tekil kişi iyelik eklerinden sonra ek, +ŋa/+ŋe biçimindedir: atası+ŋa “atasına, babasına” yaşı+ŋa “yaşına”
  3. Bulunma Durumu (Kalma, Lokatif): +da/+de/+ta/+te

ev+de “evde” baş+ta “başta”, kapuġ+da “kapıda”

  1. Ayrılma Durumu (Çıkma, Ablatif): Eski Türkçedeki +da/+de eki, az sayıda olmakla beraber Karahanlı Türkçesinde de bulunmaktadır:

yerde ḳop- “yerden kopmak,

kamuġda esizrek “herkesten daha kötü”

miŋindä bir “binde bir”

közinde aḍın “gözünden başka”

Karahanlı Türkçesinde kullanılan asıl ayrılma durumu eki +dın/+din/+tın/+tin’dir:

cān+dın “candan” ḳapuġ+dın “kapıdan” yıġaç+dın “ağaçtan”

  1. Vasıta Durumu (Araç, Instrumental): +(X)n

el(i)g+in emle- “elle göstermek”

ḳut+un tiril- “mutlulukla yaşamak”

küç+ün “zorla, zorbalıkla”

  1. Eşitlik Durumu (Ekvatif): +çA

kirmişçe bol- “girmiş gibi olmak”

köŋülçe yorı- “gönlünün istediği gibi yürümek”

solça kel- “sol taraftan gelmek”

oŋça kel- “sağdan/doğrudan gelmek”

  1. Yön Gösterme (Direktif):
  2. a) +ġArU eki: yaġı+ġaru “düşmana doğru” yay+ġaru “bahara doğru”
  3. b) +ru/rü: kerü “geri” berü “beri”
  4. c) +ra/+re: taş+ra “dışarıya” iç+re “içeriye, içinde”

 

Sayılar

1.Asıl Sayılar: Bir, iki, üç, tört, bėş, yėti ~ yėtti, sėkkiz ~ sėkiz, tokkuz ~ tokuz, on, yigirme, ottuz, kırk, ellig, altmış, yüz, miŋ “bin”, tümen “on bin”.

  1. Sıra Sayıları: Sayı sözcüklerine +(X)nç, +(X)nçI ekleri getirilerek elde edilir: birinç

“birinci” ėkinç “ikinci”

  1. Üleştirme Sayıları: birer “birer” miŋer “biner”
  2. Topluluk Sayıları: Sayı isimlerine +egü(n) eki getirilerek yapılır: bir+egü “her birisi”, üç+egü “her üçü”

 

ZAMİRLER VE ZAMİRLERİN ÇEKİMİ

Kişi Zamirleri

Tekil Kişi Zamirleri: men, sen, ol

Çoğul Kişi Zamirleri: biz, siz/sizler/siler, anlar/olar

Tamlayan Durumu: +(n)ıŋ

men+iŋ

sen+iŋ

anıŋ

biz+iŋ

siz+iŋ

anlar+nıŋ

Belirtme Durumu: +nI

meni

seni

anı

biz+ni

siz+ni

olar+ıġ / anlar+nı

Bulunma Durumu: +da/+de

men+de

sen+de

anda

siz+de

olarda

meniŋ+de turur “bendendir”

meniŋ+de bar “bende var”

seniŋ+de bar “sende var”

seniŋ+de turur “sendedir”

Ayrılma Durumu: +dIn, bu ekin yanı sıra az da olsa +dAn eki de kullanılmaktadır.

men+den

sen+den

meniŋ+de basa “benden sonra”

meniŋ+de kiḍin “benden sonra”

anıŋ+da aḍın “ondan başka”

anıŋ+da naru “ondan öteye”

Yönelme Durumu:

maŋa

saŋa

aŋa

biz+ke

olar+ka

Yön Gösterme Durumu:

maŋar “bana doğru”

saŋar “sana doğru”

aŋar “ona doğru”

Eşitlik Durumu: +çA

mençe “bence, bana göre”

ança “ona göre”

Vasıta Durumu: +(X)n

anın “onunla”

 

İşaret Adılları

Karahanlı Türkçesindeki işaret adılları şunlardır: bu, bular, ol.

Tamlayan Durumu: bular+nıŋ / munuŋ / munıŋ

Belirtme Durumu: munı / bular+ıġ / bular+nı

Bulunma Durumu: munda / bular+da / munıŋ+da basa “bundan sonra”

Yönelme Durumu: bular+ḳa

Yön Gösterme Durumu: muŋar “ buna doğru”

Eşitlik Durumu: munça

 

ZARFLAR

Yer Zarfları

+A, +DA, +DIn, +(A)rU, +rA, +çA, +In

  1. +A Ekiyle Kurulmuş Yer Zarfları: Üze < Üz+e “üstte, yukarıda”
  2. +DA Ekiyle Kurulmuş Yer Zarfları: Kayda, Kayuda, Kanda < *ka “nerede”
  3. +DIn Ekiyle Kurulmuş Yer Zarfları: Öŋdün < öŋ+dün “önde, ön tarafta”

Kėdin < *kė+din “arkada; sonra”

Altın < *alt+tın “altta”

Astın < *as+tın “altta”

Üstün < üst+tin “üstte, yukarıda”

  1. +çA Ekiyle Kurulmuş Zarflar: Kança < *ka+n+ça “nereye, nereye”
  2. +rA, +rU Ekiyle Kurulmuş Zarflar

Asra < *ast+ra “aşağıda, aşağıya doğru”

Taşra < *taş+ra “dışarı, dışarıda”

Berü < *ber+rü “beri, beriye, beride”

 

Zaman Zarfları

Karahanlı Türkçesinde emdi “şimdi”, kün “gün” kündüz “gündüz”, kidin “sonra”, tün “gece”, tünle “geceleyin”, kışın “kışın”, yazın “yazın”gibi sözcükler zaman zarfı olarak kullanılmaktadır.

Emdi: Şimdi

Kün: Gün / Aynı zamanda “güneş” anlamını da taşır.

Kündüz: Gündüz

Kidin: Sonra

Tün: Gece

Tünle: Geceleyin

Kışın: Kışın

Yazın: Yazın

 

Durum Zarfları

Akru/akrun “yavaş”

Amul “sakin, rahat, yavaş”

Çın “doğru, gerçek”

Katıġ “katı, sert, sağlam”

Terk/terkin “çabuk, çabucak”

 

Miktar Zarfları

Artuk “fazla, çok”,

az “az”,

üküş “çok”,

köp “çok”,

telim “çok”,

bedük “büyük”,

tükel “bütün, hep” gibi sözcükler miktar zarfı olarak kullanılır.

 

SONTAKILAR

Tek başlarına anlamları olmayan ad ve ad soylu sözcüklerle sıfat-fiillerden sonra gelerek eklendiği sözcükle cümlenin öteki öğeleri arasında zaman, mekan, yön, tarz, benzerlik, başkalık vb. gibi bakımlardan ilgi kuran sözcüklere sontakı denir.

Ara: Sadece Yalın durumla kullanılır: Kişi ara kirdim “İnsanlar arasına girdim”

İçre: Tükedi bu on tört bab içre sözi “Bu on dört bölüm içerisinde sözünü tamamladı”

Taparu: Tamlayan durumu ekini almış isimlerle birlikte kullanılır.

Ol meniŋ taparu keldi “O bana doğru geldi”

Bile, Birle: Yalın ve tamlayan durumuyla birlikte kullanılır:

kanı kan bile yumas “kanı kan ile yıkamaz ”

Üçün: Yalın ve tamlayan durumu ekiyle birlikte kullanılır:

kamuġ kadġusu erdi ümmet üçün “Bütün kaygısı ümmet için”

Kibi: Yalın ve tamlayan durumu ekiyle birlikte kullanılır:

kuşlar kibi uçtımız “kuşlar gibi uçtuk”

Soŋ: Yalın durumdaki sözcüklerle birlikte kullanılır.

Bu söz soŋında ayġıl “Bu sözün sonunda söyle”

Adın: Bulunma-ayrılma durum ekini almış sözcüklerle birlikte kullanılır:

On iki ükek ol bularda adın “Bunlardan başka on iki burç vardır”

Basa: Bulunma-ayrılma durum ekini almış sözcüklerle birlikte kullanılır:

Usanma ölür sen meniŋde basa “Gafil olma benden sonra sen de öleceksin”

 

BAĞLAÇLAR

Bile “ile, birlikte”, taḳı “ve” apaŋ “eğer”, ḳalı “eğer”, azu “yoksa, veya” sözcükleri Karahanlı Türkçesinde bağlaç olarak kullanılmaktadır.

 

 

Ünite 4

Karahanlı Türkçesi Grameri III

Fiil, Sıfat-Fiil Zarf-Fiil, Birleşik Fiil

 

Fiil

 

Fiil Çekim Ekleri

Belirli Geçmiş Zaman (Bilinen Geçmiş Zaman):

  1. Tekil Kişi: {-DXm} ekiyle kurulur: ba-dım “bağladım” bol-dum
  2. Tekil Kişi: {-DXŋ} ekiyle kurulur: ay-dıŋ “söyledin” biti-diŋ “yazdın”
  3. Tekil Kişi: {-DI} ekiyle kurulur: bak-tı / bar-dı “gitti”
  4. tekil kişinin -mat/-met ekiyle genişletilmiş biçimi de vardır:

kevil-dimet “zayıfladı” yaval-dımat “yavaşladı”

  1. Çoğul Kişi: {-DXmXz} ekiyle kurulur: aç-tımız “açtık”
  2. Çoğul Kişi: {-DXŋXz} ekiyle kurulur: ay-dıŋız “söylediniz”
  3. Çoğul kişi: -DI(lAr) ekiyle kurulur: bol-dılar “oldular”

 

Belirsiz Geçmiş Zaman (Öğrenilen Geçmiş Zaman): {-mIş} eki her zaman düz ünlülüdür. Kişi eki olarak kişi zamirleri kullanılır:

  1. Tekil Kişi: {-mIş men} ekiyle kurulur: unıt-mış men “unutmuşum”
  2. Tekil Kişi: {-mIş sen} ekiyle kurulur: bekle-miş sen “beklemişsin”
  3. Tekil Kişi: {-mIş} ekiyle kurulur: al-mış

 

Geniş Zaman:

  1. Tekil Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er men ekiyle kurulur: bak-ar men “bakarım”
  2. Tekil Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er sen ekiyle kurulur: buz-ar sen “bozarsın”
  3. Tekil Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er ekiyle kurulur: at-ar “atar”
  4. Çoğul Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er mIz ekiyle kurulur: kork-ar mız “korkarız”
  5. Çoğul Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er siz/sizler ekiyle kurulur: kork-ar sizler “korkarsınız”
  6. Çoğul Kişi: {-(y)Xr} -ar/-er+lar/ler ekiyle kurulur: sür-erler “sürerler”

 

Gelecek Zaman: Üç ayrı ekle kurulur: -ġay/-gey, -ġa/-ge, -ġu/-gü.

  1. Tekil Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge men ekiyle kurulur: iç-gey men “içeceğim”
  2. Tekil Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge sen ekiyle kurulur: bul-ġa sen “bulacaksın”
  3. Tekil Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge ekiyle kurulur: açıl-ġay “açılacak”
  4. Çoğul Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge miz ekiyle kurulur: çıkar-ġay miz “çıkaracağız”
  5. Çoğul Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge siz/sizler ekleriyle kurulur: ay-gay sizler “söyleyeceksiniz”
  6. Çoğul Kişi: ġay/-gey, -ġa/-ge+lar/ler ekiyle kurulur: ay-ġaylar “söyleyecekler”

-ġu/-gü eki daha az kullanılır.

ay-ġu “söyleyecek” / katıl-ġu “katılacak” keç-gü turur “geçecek”

Diğer bir gelecek zaman eki de -ġalır/-gelir ekidir.

bar-ġalır men “hemen geleceğim” / at-ġalır “hemen atacak”

 

Şart Kipi:

  1. Tekil Kişi: sa/-se men ekiyle kurulur.

bar-sa men “gitsem” / kör-se men “görsem” / bol-sa men “olsam”

  1. Tekil Kişi: sa/-se sen ekiyle kurulur: bar-sa sen “gitsen”
  2. Tekil Kişi: sa/-se ekiyle kurulur: aç-sa “açsa”
  3. Çoğul Kişi: sa/-se miz ekiyle kurulur: biti-se miz “yazsak”
  4. Çoğul Kişi: sa/-se siz/sizler ekiyle kurulur: bil-se sizler “bilseniz”
  5. Çoğul Kişi: sa/-se+lar/ler ekiyle kurulur: bol-salar “olsalar”

 

Emir Kipi:

  1. Tekil Kişi: -(A)yI(n) ekiyle kurulur: ay-ayın “söyleyeyim”
  2. Tekil Kişi: -ġıl/-gil ekiyle ya da eksiz kurulur: ay-ġıl “söyle”
  3. Tekil Kişi: -sun/-sün, -su/-sü, -sunı/-süni ekleriyle kurulur: bil-sün “bilsin”
  4. Çoğul Kişi: -(a)lım/-(e)lim ile kurulur: bar-alım “gidelim”
  5. Çoğul Kişi: -Xŋ(lar/ler) ile kurulur: bar-ıŋ “gidin”
  6. Çoğul Kişi: -sun/-sün, -su/-sü+lar/ler ekleriyle kurulur: bilme-sünler “bilmesinler”

 

Gereklilik Kipi: Gelecek Zaman eki olarak kullanılan -ġu/-gü (kerek) eki, gereklilik kipi olarak da kullanılır.

akıtġu kerek “akıtmak gerek”

akıtġu kanı “kanı akıtmak gerek”

küdezgü “korumak gerek”

küdezgü kerek “korumak gerek”

tutġu “tutmak gerek”

 

Birleşik Fiil Çekimleri

Hikâye Birleşik Zaman: Zaman ekini alan fiilin üzerine -DI+kişi eki ile oluşturulmuş ėr- yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulur.

Fiil+er+DI+kişi ekleri

Belirli (Bilinen) Geçmiş Zamanın Hikâyesi:

aydım erdi “söyledimdi”

Belirsiz (Öğrenilen) Geçmiş Zamanın Hikâyesi:

törütülmiş ėrdiŋ “yaratılmıştın”

Geniş Zamanın Hikâyesi:

korkur ėrdim “korkardım”

Gelecek Zamanın Hikâyesi:

buzġay ėrdi “bozacaktı”

Kuran Tercümesinde gelecek zamanın hikâye birleşik çekiminde farklı bir yapıyla karşılaşmaktayız:

bolġaytı “olacaktı” / kılġatı “yapacaktı”

Şartın Hikâyesi: barsa ėrdi “gitseydi”

Rivayet Birleşik Zaman: Zaman ekini alan fiilin üzerine -mIş+kişi eki almış ėr- yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulur.

Fiil+ėr+mIş+kişi ekleri

Geniş Zamanın Rivâyeti

tiler ėrmiş “dilermiş”

Şartın Rivâyeti:

sevse ermiş “sevseymiş”

Şart Birleşik Zaman: Rivayet Birleşik Çekimi: Zaman ekini almış fiilin üzerine

-sA+kişi eki alan ėr- yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulur.

Fiil+er+sA+kişi ekleri

Belirli (Bilinen) Geçmiş Zamanın Şartı:

kördüm ėrse “gördüysem”

Belirsiz (Öğrenilen) Geçmiş Zamanın Şartı:

basmış ėrse “basmışsa”

Geniş Zamanın Şartı:

barır ėrse “giderse”

Gelecek Zamanın Şartı:

ayġu ėrse “söyleyecekse”

 

SIFAT-FİLLER (ORTAÇLAR)

  1. -DUk: Geçmiş zaman sıfat-fiil eki

Bilmedükin / bilmediği için

  1. -mIş: Geçmiş zaman sıfat-fiili

Kelmişiŋde / geldiğinden

  1. -Ar/ -Ir / -(y)Ir: Geniş zaman sıfat-filli

Çıkar / çıkar

  1. -mAz/ -mAs: Geniş zaman sıfat-fiilinin olumsuzudur

Taplamaz / beğenmediğim

  1. -GAn: Geniş zaman sıfat-fiili

oḳıġan / okuyan

  1. -(I)glI: Geniş zaman sıfat-fiili

Uḳuġlı / tanıyan, anlayan

  1. -gUçI: Geniş zaman sıfat-fiili

Tutġuçı / tutan

  1. -gU: Gelecek zaman anlamı taşıyan bir sıfat-fiil ekidir.

ınanġu tayanġu / inanılacak güvenilecek

  1. -gUlUk: -gU ve +lık ekinin birleşmesinden oluşan bu ek, eklendiği eyleme -mak/-

mek ya da -mak/-mek için anlamı verir.

Tapınġuluḳ / tapmak

  1. -DAçI: Bu sıfat-fiil eki de gelecek zaman anlamı taşır.

Keldeçike / geleceklere

Keldeçi / gelen

  1. –AsI: Gelecek zaman anlamı taşıyan bir sıfat-fiil ekidir:

Bıçası / kesecek

Kesesi / kesecek

 

ZARF-FİİLLER

  1. -(I)p: Eklendiği eylemi yan tümceye bağlar; ‘ve’ bağlacı gibi kullanılmasının yanı sıra tümceye ‘-arak/-erek’ anlamı da katar.
  2. -(y)I: Bu zarf-fiille oluşturulan biçimler, asıl fiil ile aynı zamanda meydana gelen eylemi ve hareketi gösterir. Fiilin tarzını gösterir.
  3. -A: -(y)I ile aynı anlam ve işlevde kullanılır.
  4. -gAlI: Eklendiği fiile ‘-mak için’ anlamı katar. Asıl eylemin amacını ifade eder. Günümüz Türkçesindeki biçimi -AlI’dır.

Alġalı / almak, körgeli / görmek

  1. -gInçA: Asıl eylemin gerçekleşeceği zamanın sınırını belirler. Bu ek, Türkiye Türkçesinde

-(y)Incaya kadar yapısıyla kullanılmaktadır.

Tutġınça / tutuncaya kadar

  1. -mAdIn: Yüklemin gösterdiği hareketin gerçekleştiği sırada, ekin eklendiği eylemin gösterdiği hareketin henüz gerçekleşmediğini ifade eder.

Uḳmadın / anlamadan

  1. -(X)pan: -(X)p’ın genişletilmiş biçimidir.

Uḳupan / anlayarak

  1. -er/-mez erken: Eklendiği eyleme “-dığı zaman”, “-dığında” anlamları katar.

teprer erken / hareket ettiğinde

 

BİRLEŞİK FİİLLER

İsim, Sıfat+Yardımcı Fiil Biçiminde Olan Birleşik Filler

Bu yapıdaki birleşik fiiller, isim ya da sıfatla birlikte çoğunlukla bol-, kıl-; daha az da et-, tur- ve tut- yardımcı fiillerinden birinin kullanılmasıyla oluşturulur:

  1. bol-:

bulun bol- “ esir olmak”

  1. kıl-:

asıġ kıl- “fayda sağlamak”

  1. tur-:

dik tur- “dik durmak”

  1. et-:

çaḳ et- “ses çıkarmak”

  1. tut- :

elig tut- “yardım etmek”

 

Asıl Fiil+Zarf-Fiil Eki+Tasviri Fiil

-A/-U/-I zarf-fiil eki almış asıl fiilin bar-, bil-, bėr-, kėl- kör- tur-gibi tasviri fiillerle birlikte kullanılmasıyla oluşur. Tasviri fiillerin hepsinin görevi ayrıdır.

  1. bar-: Bu tasviri fiille yapılan birleşik yapılar asıl eylemin devam ettiğini gösterir:

arta bar- “artmaya devam etmek”

  1. bil-: Bu yapıdaki birleşik fiiller bir işi yapabilme, gücü yetebilme anlamında fiiller oluştururlar

adra bil- “ayıra bilmek”

bėr-: Bu yardımcı fiille kurulan birleşik fiiller Türkiye Türkçesindeki gibi birlikte kullanıldığı asıl fiile “tezlik” anlamı katar.

ayu bėr- “söyleyivermek”

kėl-: kel- yardımcı fiili ile oluşturulan yapıda asıl fiilin sürüp gittiği ifade edilir.

aḳa kel- “aka gelmek, akıp gelmek”

kör-: Bu yardımcı fiil birlikte kullanıldığı asıl fiilin gerçekleşmesi için çaba göstermeyi ve dikkat etmeyi ifade eder.

baḳa kör- “dikkatle bakmak, dikkatli olmak için çaba göstermek”

tur-: Bu yardımcı fiille kurulmuş yapılar da asıl fiilin sürekliliğini, sürekli yapıldığını ifade eder.

arta tur- “artmaya devam etmek”

 

Ünite 5

Karahanlı Türkçesiyle Yazılmış Metinler

 

METİN İNCELEME I

 

Kutadgu Bilig’in “Yaruk Yaz Faslın Ulug Tavgaç Bugra Han Ögdisin Ayur” Bölümü

Çeviriyazı /(Fergana nüshası 17. 18. sayfa)

yaruk yaz faslın uluġ buġra han ögdisin ayur

  1. tuġardın ese keldi öŋdün yėli

ajun ėtgüke açtı uştmaḫ yolı

  1. Doğu rüzgârı doğudan eserek geldi, dünyayı süslemek için cennet yolunu açtı

 

  1. yaġız yėr yıpar toldı kāfūr kitip

bezenmek tiler dünyā körkin itip

  1. Kafur gidip kara toprak misk kokusuyla doldu, dünya güzelliğini düzenleyip süslenmek ister

 

0065.

  1. 3. irinçig ḳışıġ sürdi yazḳı esin

yaruḳ yaz yana ḳurdı devlet yasın

  1. İlkbahar rüzgarı kötü kışı sürdü, uzaklaştırdı; parlak ilkbahar yine mutluluk yayını kurdu

 

  1. yaşıḳ yandı bolġay yana ornıŋa

balıḳ ḳudruḳındın ḳozı burnıŋa

  1. Güneş yine yerine dönmüş olacak, balık burcundan koç burcuna dönmüş olacak

 

0067.

  1. ḳurımış yıġaçlar tonandı yaşıl

bezendi yipün al sarıġ kök ḳızıl

  1. Kurumuş ağaçlar yeşil elbiseler giydi; mor, al, sarı, mavi, kırmızı (ile) süslendi

 

0068.

  1. yaġız yėr yaşıl torḳu yüzke badı

ḫıtay arḳışı yadtı tawġaç eḏi

  1. Kara toprak yüzüne yeşil örtü bağladı, Çin kervanı Çin ipekli kumaşını yaydı (serdi)

 

0

  1. yazı taġ ḳır oprı töşendi yaḏıp

ėtindi ḳolı ḳaşı kök al keḏip

  1. Ova, dağ, kır, vadi, yayılıp döşendi, yamacı ve tepesi yeşil, al giyip süslendi

 

0070.

  1. tümen tü çėçekler yazıldı küle

yıpar toldı kāfūr ajun yıḏ bile

  1. Binlerce renkteki çiçekler gülerek açıldı, dünya güzel koku ile misk ve kafur doldu

 

0071.

  1. sabā yėli ḳoptı ḳaranfil yıdın

ajun barça bütrü yıpar burdı kin

  1. Saba rüzgarı karanfil kokusuyla çıktı, dünya sonra tamamiyle misk koktu

 

0

  1. ḳaz ördek ḳuġu ḳıl ḳalıḳıġ tudı

ḳaḳılayu ḳaynar yoḳaru kudı

  1. Kaz, ördek, kuğu, kıl kuyruk göğü kapladı, ötüşerek yukarı-aşağı uçuşlar

 

  1. kayusı kopar kör kayusı konar

kayusı çapar kör kayu suv içer

  1. Bak! Kimisi kalkar kimisi konar, kimisi koşar kimisi su içer

 

0074.

  1. kökiş turna kökte ünün yaŋḳular

tizilmiş titir teg uçar yėlgürer

  1. Mavi turna gökte yüksek sesler çıkarır, dizilmiş deve kervanı gibi uçar havalanır

 

00

  1. ular ḳuş ünin tüzdi ünder ėşin

silig ḳız oḳır teg köŋül bėrmişin

  1. Temiz bir kızın gönül verdiğini çağırdığı gibi keklik sesini ezgilendirdi, eşini çağırır

 

0076.

  1. ünün ötti keklik küler ḳatġura

ḳızıl aġzı ḳan teg ḳaşı ḳap ḳara

  1. Keklik yüksek sesle öttü, katılarak güler. Kırmızı ağzı kan gibi kaşı da kapkara

 

0077.

  1. ḳara çumġuḳ ötti sata tumşukın

üni oġlaġu ḳız üni tėg yaḳın

  1. Kara çumguk mercan gagasıyla öttü, sesi nazlı bir kızın sesi gibi cana yakın

 

00

  1. çėçeklikte sandvaç öter miŋ ünün

okır sūr-ı cibri tünün hem künün

  1. Çiçeklikte bülbül bin sesle öter, gece-gündüz mezamir (ilahi) okur

 

0079.

  1. elik külmiz oynar çėçekler üze

sıġun muyġaḳ aġnar yorır tėp keze

  1. Çiçeklerin üzerinde erkek ve dişi geyikler oynar, erkek ve dişi karaca yürüyorum diye gezerek oynar

 

0080.

  1. ḳalıḳ ḳaşı tügdi közi yaş saçar

çėçek yazdı yüz kör küler ḳatġurar

  1. Gök kaşını çattı gözü yaş saçar, çiçek yüzünü açtı bak katılarak güler

 

00

  1. iletü maŋa açtı dünyā sözin

ayur körmediŋmü bu ḫaḳan yüzin

  1. Dünya sırrını getirip bana açtı, sen bu hakanın yüzünü görmedin mi der

 

0081.

  1. udır ėrdiŋ ėrse tur aç emdi köz

ėşitmediŋ ėrse ėşit mende söz

  1. Uyuyordunsa şimdi kalk gözünü aç, işitmedinse benden söz dinle

 

 

Ünite 6

Harezm Tarihi / Harezm Türkçesi

 

1097’de Sultan Sencer, Kutbuddin Muhammed’i Harezm şahı tayin edince bölgede

1231 yılına kadar sürecek olan Harezmşahlar hanedanı dönemi başlamıştır. Harezm Türkçesiyle eser verilmesi de bu döneme rastlar.

Harezm Türkçesi, Oğuz, Kıpçak ve Kanglı boylarının Türkçelerinin bu bölgede iyice karışıp kaynaşmasından oluşan dile verilen addır.

XIV. yüzyıldan sonra yerini Çağataycaya bırakmıştır. Karahanlı Türkçesiyle Çağatayca arasında bir geçiş dilidir.

 

Harezm Türkçesini Karahanlı Türkçesinden Ayıran Başlıca Özellikler

  • /d/’den meydana gelmiş olan /ḏ/’nin yanında /y/’ye de rastlanır: ḳadġu > ḳadġu > ḳayġu.
  • Çok heceli kelimelerin sonundaki +ġ düşmüştür: arıġ > arı.
  • Görülen geçmiş zaman kipinin çekiminde birinci çokluk şahıs eki -dümiz yerine -duḳ olmuştur: bèrdükimiz
  • İsimden isim yapma eki olan +lıġ/+liġ ekinin ġ/g ünsüzü düşerek ekin +lI şekli de görülmeye başlanmıştır: atlıġ / atlı
  • Yönelme eki +ḳa / +ke’nin yanında +A da kullanılmağa başlanmıştır: bizge / bize
  • Gelecek zaman eki olarak -IsAr, -ġu/-gü, -AsI kullanılmıştır: keçürgüm, yıġlayısar, ḳurtulası

 

HAREZM TÜRKÇESİ ESERLERİ

Muḳaddimetü ’l-Edeb [=Edebe Giriş]

Zamahşeri tarafından Arapçayı öğretmek için 1128-1144 yılları arasında yazılıp Harezm şahı Atsız [1075-1144]’a sunulmuştur.

Muḳaddimetü ’l-Edeb isimler, fiiller, isim ve fiil dışındaki dil bilgisi unsurları, isim çekimi, fiil çekimi diye beş ana bölümden oluşmaktadır.

Eserin bilinen yirmi nüshası mevcuttur. Bunlardan en eski nüshaları Harezm Türkçesi ve Farsça ile tercümeli olan Yozgat (istinsah tarihi 1257) ve Berlin (istinsah tarihi 1282) nüshalarıdır. Bunun dışında Paris, Şuster, Hive, Taşkent, İstanbul Üniversitesi, Süleymaniye Kütüphanesi, Arkeoloji Müzesi, Millet Kütüphanesi ve British Museum’da da nüshaları vardır.

Nuri YÜCE Şuster nüshasınını neşretmiştir.

 

Ḳıṣāṣü’l-Enbiyā [=Nebilerin Kıssaları]

Rabguzi tarafından 1310-1311 yılında yazılıp Nasiru’d-din Tok Buga’ya sunulan Farsça bir eserin Türkçeye uyarlanmış hâlidir.

Eserin Londra’da bir, Saint Petersburg’da altı, Paris’te bir, Bakü’de bir ve İsveç’te iki nüshası vardır. Kazan’da birkaç defa basılmıştır. En eski nüshası Londra British Museum Add. 7851’de muhafaza edilen nüshasıdır.

1997’de de Türkiye’de Aysu ATA tarafından yayınlanmıştır.

 

Mu‘inü ’l-Mürid [=Müridin Yardımcısı]

Dini şiirlerden meydana gelen eser yaklaşık 900 beyittir.

Eser; iman, marifetü’l-hak ve Hz. Peygamber, nasihat, zekat, iradat, edep, iktida, sohbet, şeriat-tarikat, nefis ve kalp, süluk, şükür ve zikir bölümlerinden oluşur.

Bilinen tek yazması Bursa Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesindedir.

1988’de Recep TOPARLI tarafından yayımlanan eser, 2008’de Recep TOPARLI ve

Mustafa ARGUNŞAH tarafından tekrar neşredilmiştir.

 

Hüsrev ü Şirin

Genceli Nizâmî’nin 1180 yılında kaleme aldığı 6512 beyitlik manzum romanıdır.

Kutb adlı şairin Altunorda hanı Özibekoğlu Tınıbek Han [1341-1342] ve eşi Melike Hatun adına Harezm Türkçesiyle yapılan ilk manzum çevirisinin Büreküzoğlu Berke tarafından kırk iki yıl sonra 1383’te İskenderiye’de Altunbuğa adına çoğaltılan yazması eldedir.

1968’de de Necmeddin HACIEMİNOĞLU tarafından İstanbul’da yayınlanmıştır.

 

Nehcü ’l-Feradis [=Cennetlerin Açık Yolu]

Türk edebiyatındaki kırk hadis çevirilerinin ilk örneği olan Nehcü ’l-Feradis Mahmud bin

‘Ali tarafından 1357-1358 yıllarında yazılmıştır.

Eser onar fasıllı dört baptan meydana gelmektedir. Birinci bap Hz. Peygamberi, ikinci bap dört halifeyi, üçüncü bap ehli beyti ve dört imamı, dördüncü bap Allah’a hoş gelmeyen amelleri anlatır. Her fasıl Arapça bir hadisle başlar, Türkçe çevirisi verildikten sonra İslam âlimlerinin eserlerinden o hadisin manasını aydınlatan kısımlar tanık olarak verilir.

Eserin İstanbul (Yeni Cami Kütüphanesi), Paris, Kazan, Kırım’da nüshaları bulunmaktadır. Yeni Cami nüshası tam ve harekeli olması bakımından önemlidir.

Ali Fehmi KARAMANLIOĞLU eserin dil özellikleri üzerinde durarak metnin bir kısmının yazı çevrimini yapmıştır.

 

Muhabbet-name

1353’te Harezmî tarafından Muhammed Hoca Bey’in arzusu üzerine yazılmıştır.

Mesnevi tarzında olup mefâîlün/mefâîlün/feûlün vezninde yazılmıştır. İçinde gazel ve çok sayıda Farsça beyit bulunmaktadır.

Eserin biri Uygur harfli (British Museum), üçü Arap harfli (British Museum, Millet

Kütüphanesi) olmak üzere dört nüshası bulunmaktadır.

 

Mi‘rac-name

Mi‘rac-name, üslup ve konu bakımından Nehcü’l-Feradis’e benzeyen yazarsız bir eserdir.

Eserin tek yazma nüshası Uygur harfli olup Paris Bibliothèque Nationale’dedir. Bu yazma 1436’da Herat’ta Mansur Bahşı tarafından istinsah edilmiştir.

 

Oguz Kagan Menakıbı

Oguz Kagan Menakıbı’nın bilinen tek yazma nüshası, Paris Bibliothèque Nationale, Supplement Turc, no. 1001’de kayıtlıdır.

1300’lerde Uygur harfleriyle yazılan ve 21 varaktan (42 sayfa) oluşan eserin her sayfasında 9 satır bulunmaktadır. Son sayfasındaki iki satır ise eksiktir. Kimi sayfaların bazı yerleri okunamaz hâldedir.

Oguz Kagan Menakıbı, ilim âlemince Oğuz Kağan Destanı olarak bilinmektedir.

 

HAREZM TÜRKÇESİ GRAMERİ: SES VE ŞEKİL ÖZELLİKLERİ

 

SES YAPISI

  1. Harezm Türkçesinde dokuz ünlü bulunmaktadır: a e è ı i o ö u ü
  2. Ünlü yuvarlaklaşması görülmektedir:
  3. a) Kelime köklerinde: sabır > sabur, böri > börü, yöri- > yörü-
  4. b) Eklerde: ademnüñ, za‘ifluk

 

Ünlü Değişmeleri

  1. a) a ~ o: bark ~ bork, tavar ~towar
  2. b) e ~ ö : teşük ~ töşük, sew- ~ söw-, ewrek ~ öwrek, esrük ~ ösrük
  3. c) i ~ ı : isig / issig ~ısıg

ç) o ~a : kow- ~kaw-

  1. d) ü ~ i : berü ~ beri, tilkü ~ tülki, büt- ~ bit-
  2. e) ü ~ e : süñük ~ süñek, töpü ~ töpe
  3. f) u ~ ü : sun- ~ sün-

 

Ünsüz Değişmeleri

  • b > v / w değişimi

Kelime içinde ve kelime sonundaki /b/ler çoklukla /w/ye dönüşmüştür: ab > aw, eb > ew, seb- > sew-, yablak > yawlak, yabız > yawuz

  • b > m değişimi

Kelime başı /b/ler ñ’li kelimelerde /m/ye dönüşmüştür. ben > men, biñ > miñ, beñze- > meñze-

bar, bar-, bol-, bèr- gibi kelimelerdeki kelime başı /b/ ünsüzü Harezm Türkçesinde korunmuştur.

  • d > y değişimi

d’li ve y’li şekiller birlikte görülür: kod- / koy-, kadgu / kaygu, adak / ayak.

  • g / g > Ø değişimi

kazġan > kazan, sarġar- > sarar-

  • t > d değişimi

Kelime başlarındaki /t/ler genellikle korunmuştur. Kelime ortasında, kelime sonunda ve ek başlarındaki /t/lerde ise ötümlüleşme ile t > d değişimi olduğu görülmektedir.

teg > deg, tè- > dèokı-dı, em-dür-, kel-dür- / kel-tür-

  • k > h değişimi (Çok az örnekte görülür)

aḳsaḳ > aḫsaḳ, aḳşam > aḫşam, ḳatır > ḫatır

 

ŞEKİL BİLGİSİ

İsim Çekim Ekleri

İsimlerde Çokluk: Bütün kelimelerde +lAr ekiyle yapılmıştır: künler, baylar

 

Hâl Ekleri

  1. İlgi Hâli: +Iñ, +nIñ / +nUñ / +Im

atnıñ, kulnuñ, / kulnıñ, künnüñ, bizim, biziñ.

  1. Yükleme Hâli: +nI, +n, +I

elgin / elgini, boynın / boynını, feriştelerin, kılıçın, biligni, kim èrseyi

  1. Yönelme Hâli: +GA, +KA, +A

atka / atga, butka / butga.

  1. Bulunma Hâli: +DA

Bu ek genellikle +dA şeklindedir, ötümsüz ünsüzlerden sonra +tA olarak geldiği de görülmektedir:

kapugda, müñüşde / müñüşte, uçmakda, vaktta / vaktda

  1. Çıkma Hâli: +DIn, + DAn

atındın, neydin, topraktın, andan, közden, bulutdan

  1. Vasıta Hâli: +n, +lA

küçün, tünin kündüzin, yalguzun, biligle, tünle

  1. Eşitlik Hâli: +çA

şirinçe, itçe, soñınça

  1. Yön Gösterme Hâli: +GArU / KArU / +KArI, +rA

içgerü ~ içgeri, taşkaru ~ taşgaru asra, içre, taşra

 

İyelik Ekleri

Teklik 1. Kişi : +m / +Im : elig+im, yüz+üm

Teklik 2. Kişi : +ñ / +Iñ : baş+ıñ, söz+üñ

Teklik 3. Kişi : +I / +sI : közgü+si, adak+ı

Çokluk 1. Kişi: +mIz / +ImIz : öz+ümüz, karındaş+ımız

Çokluk 2. Kişi: +ñIz / +IñIz : ata+ñız, kul+uñuz

Çokluk 3. Kişi: +lArI: atları, ewleri

 

Zamirler

  1. a) Kişi Zamirleri

Teklik 1. Kişi: men, meniñ, menim, maña, mende, mendin, mençe, mensiz, meniñle

Teklik 2. Kişi: sen, seniñ, saña, sende, sendin, sençe, sensiz, seninle

Teklik 3. Kişi: ol, anı, anıñ, aña, añar, anda, andın, ança, ansız, anıñla.

Çokluk 1. Kişi: biz (bizler); biziñ (bizim, bizniñ, bizlerniñ, bizleriñ); bizni (bizlerni, bizi); bizge (bize, bizlerge); bizde (bizlerde); bizden (bizlerdin)

Çokluk 2. Kişi: siz (sizler); siziñ (sizim, sizniñ, sizlerniñ, sizleriñ); sizni (sizlerni, sizi); sizge (size, sizlerge); sizde (sizlerde); sizden (sizlerdin)

Çokluk 3. Kişi: alar (olar, anlar); alarnıñ, (anlarnıñ); alarnı (anlarnı); alarga (allarka, anlarka, anlarga); alarda (anlarda); alardın (anlardın)

  1. b) İşaret Zamirleri

bu: munuñ; munı; muña (muñar); munda; mundın; munça; muntèg; munuñ tèg; mundag

ol: anı, anıñ, aña, añar, anda, andın, ança, anñla.

bular (munlar): bularnıñ (munlarnıñ); bularnı (munlarnı, munları); bularga (munlarga); bularda (munlarda); bulardın (munlardın).

olar (anlar, alar): alarnıñ (olarnıñ, anlarnıñ); alarnı (olarnı, anlarnı); alarga (olarga, anlarga); alarda (olarda, anlarda); alardın (onlardın, anlardın).

  1. c) Soru Zamirleri

kim, ne (nè), kayusı, neme (nème), kayu

  1. d) Belgisiz Zamirler

adın, barçası, barçaları, ba’zısı, ba’zıları, biri, birisi, cümlesi, kamug, kamugı

 

Sıfat-Fiil Ekleri

Geçmiş Zaman Sıfat-Fiilleri

  1. -duḳ / -dük: kıl-duk+um işlerniñ, uçtmahlıg er-dük+i ‘cennetlik olduğu’, haberlig

bèr-dük+indin, mal tèr-dük+indin.

  1. -mış / -miş: ay-mış sözleriñdin, kıl-mış işlerini, kuwar-mış taş, tañ at-mış+ta, tog-mış+ta

‘doğduğu zaman’, öl-miş kişi, küçüm yet-miş+çe ‘gücüm yettiğince’, Resulnıñ tè-miş+i.

 

Geniş Zaman Sıfat-Fiilleri

  1. -r, -ar / -er , -ir, -ur / -ür, -yür: yara-r iş, bat-ar+ga, tog-ar+dın, yan-ar köz, konar + ga ‘konmağa’, uç-ar kuş, tüş-er yèr, yok kör-er+im, kil-ir+in, tè-yür+de,

bar-ur+ga, bar-ur+ın, kıl-ur künüm, kel-ür yıl, kir-ür, öltür-ür.

  1. -maz / -mez, -mas / -mes: tog-maz+dın aşnu, kör-mez yerde, meñleri bol-mas üçün

‘benleri olmadığı için’, tüken-mes gına ‘tükenmez zenginlik’

  1. -gan / -gen, -kan / -ken: ayt-gan, inan-gan, kıl-gan+ıñ+nıñ, yıgla-gan+ım, kötrü

bilme-gen+i üçün ‘kaldıramadığı için’, in-gen ‘inen’, kir-gen sayı ‘girince’.

ayt-kan, uruş-kanı, yoluk+kan, tik+ken+ge, söz ay+geni, ıd-geni.

Gelecek Zaman Sıfat-Fiilleri

  1. -gu / -gü (gelecek ve zorunluluk): sıgın-gu yer ‘sığınacak yer’, yat-gu yèr, ḳılma-gu iş

‘yapılmayacak iş’, kel-gü yazuklaruñuznı ‘gelecek günahlarınızı’,

  1. -guçı / -güçi: ḳıl-guçı ‘yapan, yapıcı’, tut-guçı ‘tutucu’, yuw-guçı ‘yıkayıcı’, büt-güçi

‘inanıcı’, bèr-güçi ‘verici’, biti-güçi ‘yazıcı’.

  1. -guluḳ / -gülük: al-guluḳ+nı, körüş-gülük bolsa, yè-gülük ne erse ‘yiyecek ne ise’.
  2. -gusuz / -güsüz: keç-güsüz ‘aşılamayan’.
  3. daçı / -deçi (NF): ḳıl-daçı zelletler ‘yapılacak günahlar’, kelmiş daḳı kel+deçi yazuḳı

‘gelmiş ve gelecek günahı’.

  1. -gesi, -ası / esi: andın yè-gesi, baḳ-ası, ḳıl-ası, ḳurtul-ası.
  2. -glı / -gli, -ıglı / -igli, -uglı / -ügli ‘an / en’: oku-glı, yè-gli+niñ, rengin al-ıglı, bèr-igli

Tañrı ‘veren Tanrı’, biç-igli tarıgçı, naḳş it-igli, yol ur-uglı ‘yol kesen’, kör-ügli, köy-ügli,

öl-ügli.

 

Zarf-Fiil Ekleri

  1. -a / -e : aç-a, ak-a, ayt-a ~ ayt-u, ıd-a, kör-e ~ kör-ü, büt-e, ör-e ~ ör-ü.
  2. -ı (az), -u / -ü: yakul-ı tursa, al-u baruñ, awla-yu, ayt-u başladı, bol-u, yıḳl-u yazdı, ḫaber ber-ü, kör-ü ~ kör-e, sewn-ü, tegir-ü, tebren-ü, tè-yü bilse.
  3. -p, -ıp / -ip, -up / -üp: aġırla-p, baġla-p, sözle-p, izde-p, tè-p, yè-p, aç-ıp, al-ıp, ḳorḳıp, yalbar-ıp, kèç-ip, kit-ip, kon-up, sor-up, tap-up, yap-up, ew-üp ~ èw-üp, bile-y-üp,

mün-üp, kör-üp, tüz-üp.

Bu zarf fiilin genişletilmiş şekilleri -iben, -üben, -upan: kèl-iben, bölüş-üben, tut-upan

  1. 4. -madın / -medin, (nadiren) -meyin ‘madan / meden anlamında’: ay-madın, bol-madın, sor-madın, tap-madın, bil-medin, emgen-medin, iç-medin, emget-meyin, kir-meyin, kör-meyin HŞ.
  2. -gınça / -ginçe, (Rabgûzî ve MM’de tek tük rastlanan -gunça / -günçe ‘ınca, ıncaya kadar’, NF’te -gimçe, -gümçe: at-gınça ‘atıncaya kadar’, tamam bol-gınça, yum-gınça

‘yumuncaya kadar’, kel-ginçe, kör-ginçe, öltür-ginçe, yet-ginçe, eşitme-günçe, men kel-gimçe, men öl-gümçe ‘benim ölümüme kadar’.

  1. -alı / -eli, -ġalı / -geli, -ġalu / -gelü (Bunlar seyrektir): yat-alı HŞ, ḳıl-ġalı, ḳop-ġalı, öl-geli, al-galu, ḳol-ġalu, ḳop-ġalu.
  2. -ıçaḳ, -içek, -uçak / -üçek: bar-uçaḳ.
  3. -gaç / -geç ‘ınca’ (MM ve NF’te yok): al-ġaç, bol-ġaç, oltur-ġaç, tuġ-gaç, yèr öp-geç

‘yer öpünce’, sürt-geç ‘sürtünce’.

  1. -ken (i- fiilinin zarf-fiil şekli olan ve cevher fiilinin düşmesi ile ekleşerek bir birleşik zarf-fiil eki halini almıştır): yöriyür er-ken ‘yürürken’, izder èr-ken, içer-ken.

 

Bildirme Ekleri

  1. a) Geniş zaman

Teklik 1. kişi: bek èr-ür-men; men ol ḳuş-men.

Olumsuzu: ivek èr-mez-men, ḳonaḳ èr-mez-men, ḳuş i-mez-men.

Teklik 2. kişi: suw-sen; ḳılınç-sen.

Teklik 3. kişi: ay-ol; sanlıg-ol; az èr-ür.

Olumsuzu: yüreklig èr-mez, topraḳ i-mez.

Çokluk 1. kişi: yıraḳ-biz.

Çokluk 3. kişi: ehl èr-ür-ler.

Türkiye Türkçesinde bildirme eki olarak kullanılan +dIr, tur- fiilinin geniş zamanlı çekiminden gelişmiştir: tur-ur > tur > dIr

telim artuḳ turur, nèdin turur.

tanuḳ-tur, köp-tür.

bar-dur.

 

  1. b) Belirli geçmiş zaman

Teklik 1. kişi: men èr-dim.

Teklik 3. kişi: bag èr-di, bar i-di, bar-dı (< bar èr-di).

Çokluk 1. kişi: şagird i-dük.

 

  1. c) Şart

Teklik 1. kişi: bagda èr-sem.

Teklik 2. kişi: ot èr-señ, şah i-señ.

Teklik 3. kişi: yügrük èr-se, ogrı i-se, bar i-se

 

  1. d) Belirsiz geçmiş zaman

Teklik 1. kişi: ot i-miş-sen.

Teklik 3. kişi: perìlig èr-miş, bar i-miş, yok i-miş

 

Fiil Çekimleri

Emir-İstek

Teklik 1. kişi: -ayın / -eyin, -gayın / -geyin,-ayım / -eyim (nadiren), -gayım / -geyim (tek tük), -ayın-men / -eyin-men (HŞ), -yın (HŞ tek örnek):

 

Teklik 2. kişi: fiil kökü , -gıl / -gil, -gul / -gül (tek tük), -kıl: tüş-gül

 

Teklik 3. kişi: -su / -sü (tek tük MM ve HŞ), -sun /-sün: tut-sun

 

Çokluk 1. kişi: -alıñ / -eliñ, -lıñ / -liñ, -alım / -elim (nadiren), -galıñ, -gelim: awla-lıñ

 

Çokluk 2. kişi: -ñ, -ñız / -ñiz, -ñuz,-ıñ / -iñ, -uñ / -üñ, -ıñız / -iñiz, -uñuz, -uñız, -ñlar / -ñler, -ıñlar: kèltür-üñ

 

Çokluk 3. kişi: -sunlar / -sünler: agıla-sunlar, al-sunlar, kel-sünler, kèltür-sünler.

 

Belirli Geçmiş Zaman

Teklik 1. kişi

  1. a) -dım / -dim, -dum / -düm, -tım / -tim, -tum / -tüm: atlandur-dum
  2. b) -ıp (turur)-men: al-ıp (turur)-men.
  3. c) -üp-men: kör-üp-men.

Teklik 2. kişi:

  1. a) -dıñ / -diñ, -duñ / -düñ, -tıñ / -tiñ, -tuñ / -tüñ: aydıñ
  2. b) -üp (turur)-sen: öltür-üp (turur)-sen.
  3. c) -üp-sen: kör-üp-sen.

Teklik 3. kişi:

  1. a) -dı / -di, -tı / -ti: aç-dı
  2. b) -p, -ıp, -up turur: ḳarga-p turur

Çokluk 1. kişi

  1. a) -duk / -dük, -tuk / -tük; -dımız / -dimiz, -dümiz: ay-duḳ
  2. b) -ıp turur-miz / biz: al-ıp turur-miz / biz.
  3. c) -üp-miz: kör-üp-miz.

Çokluk 2. kişi

  1. a) -dıñız / -diñiz, -düñüz, -duñız (NF’te nadiren), -tıñız / -tiñiz: al-dıñız
  2. b) -ıp turur-siz: kıl-ıp turur-siz.
  3. c) -üp-siz: kör-üp-siz.

Çokluk 3. kişi

  1. a) -dılar / -diler, -tılar / -tiler: başla-dılar
  2. b) -up turur-lar: bol-up turur-lar.
  3. c) -may turur + kişi zamiri (Çağatayca): bèr-mey turur-lar ‘vermemişlerdir.

 

Belirsiz Geçmiş Zaman

Teklik 1. kişi: -mış-men / -miş-men: bol-mış-men.

Teklik 2. kişi: -mış-sen / -miş-sen: ḳıl-mış-sen, otur-mış-sen, kir-miş-sen.

Teklik 3. kişi: -mış / -miş: aç-mış, bagla-mış, bol-mış, otur-mış, kèl-miş, tök-miş.

Çokluk 1. kişi: -mış-miz / -miş-miz: bol-mış-miz.

Çokluk 2. kişi: -mış-siz / -miş-siz: bol-mış-siz.

Çokluk 3. kişi: -mış-lar / -mişler: turuḳ-mışlar, yıgıl-mışlar, tè-mişler.

 

Geniş Zaman

Geniş zamanın yanında şimdiki zaman ve gelecek zaman ifadesi de taşır.

Teklik 1. kişi: -r-men, -ar-men / -er-men, -ur-men / -ür-men, -yur-men / -yür-men, -man / -men: köy-er-men

Teklik 2. kişi: -r-sen, -ar-sen / -er-sen, -ur-sen / ür-sen, -yur-sen / -yür-sen: ayt-ur-sen

Teklik 3. kişi -r, -ar / -er, -ur / -ür, -ur ol, -yur / -yür: ayt-ur

Çokluk 1. kişi -r-biz, -ar-biz / -er-biz, -ur-miz ~ -biz / -ür-miz ~ -biz, -yur-biz / -yür-biz: ırga-r-biz

Çokluk 2. kişi -ar-siz / -er-siz, -ar sizler, -ur-siz / -ür-siz, -yur-siz / -yür-siz: sor-ar-siz

Çokluk 3. kişi -rlar, -arlar / -erler, -urlar / -ürler, -yur-lar / -yür-ler: ti-r-ler

 

Olumsuz:

Teklik 1. kişi: bil-mez-men, kıl-man (Oğuzca), bil-men, buz-man.

Teklik 2. kişi: bil-mez-sen.

Teklik 3. kişi: bil-mez, kirmes ol (MM), ün-mes ol ‘yetişmez’ (MM).

Çokluk 1. kişi: bil-mez-miz / biz.

Çokluk 2. kişi: bil-mez-siz.

Çokluk 3. kişi: bil-mezler.

 

Şimdiki Zaman

  • Zarf-fiil + (turur) + kişi zamiri.

Teklik 1. kişi -a (u, yu) turur-men: bar-a turur-men ‘gidiyorum’, gitmekteyim’.

Teklik 2. kişi -a (u, yu) turur-sen: bar-a turur-sen,

Teklik 3. kişi -a (u, yu) turur: bar-a turur.

Çokluk 1. kişi -a (u, yu) turur-miz: bar-a turur-miz, kıl-u turur-miz.

Çokluk 2. kişi -a (u, yu) turur-siz: bar-a turur-siz.

Çokluk 3. kişi -a (u, yu) turur-lar: bar-a tururlar.

 

Gelecek Zaman

  • -gay / -gey + kişi zamiri (gelecek zaman-gereklilik),
  • -ga / -ge + kişi zamiri (gelecek zaman-gereklilik ve istek),
  • -ısar + kişi zamiri, -mış bolgay + kişi zamiri (tam ‘kesin’ gelecek zaman),
  • -gum / -güm (+ turur), -gam / -gem (belirli gelecek zaman) ekleriyle teşkil edilir.

 

Teklik 1. kişi:

  1. a) -ga / -ge + men (Gelecek zaman gereklilik). tut-ga-men, tap-ga-men.
  2. b) -gay / -gey-men (gelecek zaman-gereklilik), -kay / -key-men.
  3. c) -ası / -esi-men (az kullanılır).
  4. d) -gum / -güm (turur) (Belirli gelecek zaman): tört ülüş kıl-gum turur ‘dört parça yapacağım’. Olumsuzu: -gum / -güm yok.
  5. e) -gam / -gem: itke sal-gam ‘ite salacağım’, men me sanga bol-gam ‘ben de senin olacağım’, sanga bèr-gem ‘sana vereceğim’.
  6. f) -mış bol-gay-men: nakl kıl-mış bol-gay-men ‘nakletmiş olacağım’.

Teklik 2. kişi:

  1. a) -ga / -ge-sen: ur-ga-sen
  2. b) -gay-sen / -gey-sen: bol-gay-sen, sakın-gay-sen, kel-gey-sen, tüz-gey-sen.
  3. c) -gey-señ: -
  4. d) -ası / -esi-señ: -
  5. e) -güñ: evvel ahir öl-güñ ‘evvel ahir öleceksin’. kel-güñ yok ‘geleceğin yok’.

Teklik 3. kişi:

  1. a) -ga / -ge. tap-ga.
  2. b) -gay / -gey, -key. bol-gay, biti-gey.
  3. c) -gesi: anıñ kadgusını nèdin yè-gesi ‘onun kaygısını neden yiyecek’.
  4. d) -ası / -esi. bak-ası, kıl-ası.
  5. e) Oğuz unsuru olarak -ısar: yıgla-y-ısar, bol-ısar, sol-ısar.
  6. f) -gu / -gü, gusı / -güsi turur: anung kargısı bol-gusı turur ‘onun bedduası yerine gelecektir’. ol takı kel-güsi turur ‘o da gelecektir’.
  7. g) -mış bol-gay: toku-mış bol-gay ‘örmüş olacak’.
  8. h) -açak: -

Çokluk 1. kişi:

  1. a) -ga / -ge-miz / biz:
  2. b) -gay / -gey-miz / biz: adır-gay-miz ‘ayıracağız’, bol-gay-miz, bil-gey-miz, kir-gey-miz.
  3. c) -ası / -esi-biz:
  4. d) -eçek-biz:
  5. e) -gumız: kınlar kıl-gumız ‘eziyetler kılacağız’.

Çokluk 2. kişi:

  1. a) -ga-siz: al-ga-siz
  2. b) -gay-siz / -gey-siz: bol-gay-siz, öltür-gey-siz.
  3. c) -gey-siz-ler:
  4. d) -ası / -esi-siz:

Çokluk 3. kişi:

  1. a) -gay-lar / -gey-ler: bol-gaylar, bil-geyler.
  2. b) -asılar / -esi-ler:
  3. c) -güleri: karınçka mengizlig yençigüleri ‘karınca gibi parçalanacaklar’.

 

Gereklilik

  • -gu / -gü + kişi zamiri

Teklik 2. kişi: -gü-sen: tamam üz-gü-sen ‘koparmalısın’.

Teklik 3. kişi: -gu / -gü: kıl-gu ‘etmeli’, bil-gü ‘bilmeli’.

 

Dilek-İstek

Teklik 1. kişi:

  1. a) -a / -e-men:
  2. b) -ga / -ge-men: targa-men, köyge-men
  3. c) -am / -em: -
  4. d) -gam / -gem: bol-gam
  5. e) -ay / -ey-men: -

Teklik 2. kişi: -ga / -ge-sen: tutga-sen, çulganga-sen

Teklik 3. kişi: -a / -e: -

Çokluk 1. kişi: -a / -e-biz, -ga / -ge-biz, -ka-biz: -

Çokluk 1. kişi: -ga-siz: yay-ga-siz

Çokluk 1. kişi: -

 

Şart

Teklik 1. kişi: -sa-men / -se-men, -sam / -sem: tap-sa-men

Teklik 2. kişi: -sañ / -señ: sözlet-me-señ

Teklik 3. kişi: -sa / -se: tedi er-se

Çokluk 1. kişi: -sa-biz / -se-biz, -sa-miz / -se-miz, -sak / -sek, -sañan / -señen (HŞ), -señin (HŞ): teslim kıl-sak

Çokluk 2. kişi: -sañız / -señiz: tile-señiz

Çokluk 3. kişi: -sa-lar / -se-ler: tile-se-ler

 

Harezm Türkçesi Söz Varlığı

Sir Gerard CLAUSON, sözlüğünde Harezm Türkçesi söz varlığına da yer vermiştir.

Harezm Türkçesi söz varlığında dikkati çeken ilk husus ikili kullanımlardır.

Harezm Türkçesi söz varlığının genel seslik özellikleri ise şöyledir:

  1. Harezm Türkçesinde /e/ ünlüsünün yanında /è/ ünlüsü de bulunur.
  2. Ünlü yuvarlaklaşması görülmektedir: sabır > sabur, böri > börü, yöri- > yörü-
  3. Başlıca ünlü değişmeleri şunlardır:
  4. a) a ~ o : bark ~ bork, tavar ~towar
  5. b) e ~ ö : teşük ~ töşük, sew- ~ söw-, ewrek ~ öwrek, esrük ~ ösrük
  6. c) i ~ ı : isig / issig ~ısıg

ç) o ~a : kow- ~kaw-

  1. d) ü ~ i : berü ~ beri, tilkü ~ tülki, büt- ~ bit
  2. e) ü ~ e : süngük ~ süngek, töpü ~ töpe
  3. f) u ~ ü : sun- ~ sün-
  4. Eski Türkçe ve Karahanlı Türkçesi ile kıyaslandığında Harezm Türkçesi döneminde meydana gelen ses değişmeleri şunlardır:
  • b > v / w değişimi

Kelime içinde ve kelime sonundaki /b/ler çoklukla /w/ye dönüşmüştür: ab > aw, eb > ew

  • b > m değişimi

Kelime başı /b/ler ñ’li kelimelerde /m/ye dönüşmüştür: ben > men, biñ > miñ

  • d > y değişimi

d’li ve y’li şekiller birlikte görülür: kod- / koy-, kadgu / kaygu, adak / ayak.

  • g / g > Ø değişimi

kazgan > kazan, sargar- > sarar-

  • t > d değişimi

teg > deg, tè- > dè- / butaḳ, > budaḳ

  • k > h değişimi (Çok az örnekte görülür)

aḳsaḳ > aḫsaḳ, aḳşam > aḫşam, ḳatır > ḫatır

 

Harezm Türkçesi Söz Varlığı için Örnekler



anıñ / anuñ ‘onun’

arıg / arı ‘temiz’

ayak / adak [Fa.] ‘kadeh’

badram / bayram ‘bayram’

balık / baluk ‘şehir’

bedik / bèdik / bedük ‘büyük’

belgür- / bèlgür- ‘: belirmek’

birle / bile ‘ile’

bitür- / bitir- ‘bitirmek’

boz / moz ‘boz, kır

böri / börü ‘kurt’

büt(1)-/bit-[Tü. büt- = Mo. büte-] ‘bitmek’

er / èr ‘er, erkek’

er- / èr- ‘imek, olmak’

erdini / èrdini ‘mücevher’

eren / èren ‘eren’

erkek / èrkek ‘erkek’

gel- / gèl- ‘gelmek’

tolun / tolun ‘dolun’

uçtmah / uçmah [Soğd.] ‘cennet’

üze / üzre / üzere ‘üzerinde, üstünde ‘

yalguz / çalguz ‘yalnız’

yañgak / yıñgak / çañgak ‘yan taraf’

yarlıg / çarlıg / çarlug ‘yarlık’

yaru / yarı ‘yarım, taraf, -e doğru’

yaruk / çaruk ‘ışık’

yètgür- / yètür- / yètir- ‘ulaştırmak’

yörügür- / yürügür- ‘yürütmek’

yultuz / yulduz ‘yıldız’

yüzlüg / yüzlü ‘yüzlü’



 

  1. Ödünçleme kelimelerin çoklukla ‘+lIK, +lIG +çI, +sIz ve +lA’ ekleriyle Türkçeleştirildikleri görülmektedir:



agahlık [Fa. + lIk] : haberli olma

caşıklık [Ar. + Tü.] : âşıklık

awsunçı [Fa. + Tü.] : büyücü

bahadurluk [Fa. bahâdur = Mo. bagatur

+ Tü. lIk] : yiğitlik

custluk [Fa.+ Tü.] : çeviklik

dagla- [Fa. + Tü.] : dağlamak

füsunçı [Fa. + Tü.] : büyücü

hıramla- [Fa. + Tü.] : salınarak yürümek

hvuşluk [Fa. + Tü.] : iyilik

hvuşnudluk [Fa. + Tü.] : memnuniyet

kavılandur- [Ar. + Tü.] : kuvvetlendirmek

maslahatlıg [Ar. + Tü.] : gerekli

mezalıg [Fa. + Tü.] : hoş, tatlı

rastlık [Fa. + Tü.] : doğruluk

safalıg [Ar. + Tü.] : gönlü şen

şadilık [Fa. + Tü.] : sevinçlilik

şeksiz [Ar. + Tü.] : şüphesiz

tarabsız [Ar. + Tü.] : neşesiz

temaşasız [Fa. + Tü.] : seyretmesiz

zacifluk [Ar. + Tü.] : zayıflık



 

Harezm Türkçesi öncesi metinlerde geçmeyen veya nadir geçen kelimelere örnekler:



açguç ‘anahtar’

adı ‘çok’

agar- ‘kendinden geçmek, halsiz düşmek’

aglak ‘ıssız, terkedilmiş (yer)’

agna- ‘yuvarlanmak, debelenmek’

aldım ‘balta’ aplak ‘horoz’

bargulug ‘ganimetli, müreffeh’

bat ‘tez, çabuk’

bıskır- ‘gülümsemek’

boda- ‘doğum sancısı çekmek’

bulañ ‘?’

çak- ‘çatmak, kurmak’

çalañ ‘?’

çaray ‘azık’

çıgıt ‘yüzdeki koyu leke’

çındar ‘gerdanlık’

çokur : alaca

dinte- ‘gezmek, dolaşmak’

emel- ‘eğilmek, yönelmek’ ènç ‘müsterih’

èrik- ‘tiksinmek, bezmek, usanmak’

ıçkın- ‘sıvışmak, kaçırmak’

ıñırçak ‘tahterevan’

ıyar- ‘uydurmak’

ilersük ‘şalvar uçkuru’

inçi ‘üvey kardeş’

kaçu ‘set’

kakız : cesur

kalık : çatı

kamgak ‘çalı’

kamruk ‘taşak’ karu ‘mükafat’

kavbaş ‘kurukafa, korkuluk’

kedigle- ‘örtünmek’

kendeş ‘örtü, peçe’

kogur ‘boz renkli inek’

koguş ‘tabaklanmış deri’

kol ‘vadi’

koymat ‘çoban’

kunuş- ‘kapışmak’

öske- ‘özlemek, arzu etmek’

öwrek ‘ördek’

pis ‘cüzzam hastalığı’

sañı- ‘şaşırmak’

sarkut ‘tortu’

savut ‘gemilerin dışına kaplanan çelik levha’

señek ‘ağaçtan yapılmış su kabı’

sözengür ‘konuşkan’

süplük ‘çöplük’

taguk ‘topuk’

tañgı ‘üzengi’

tap ‘vücuttaki leke’

tarı- ‘dağıtmak’ tebrek ‘kürek’

terinçek ‘örtü, bürünçek’

tiril- ‘yaşamak’

tuç ‘tunç’

tuturgan ‘pirinç’

uruk ‘ibret’

uruşunç ‘vuruşma’

ücek ?öçek ‘çatı, hücre’

yagır ‘omuz’

yala- ‘vurmak istemek’

yansı ‘ittifak’

yasuk ‘geçit’

yazıla- ‘pislemek’ yekin- ‘tutkuyla davranmak’

yoñ ‘gammaz’

yövüt ‘yardım’

yulduz ‘ağaç kökü’

yupula- ‘aldatmak’



 

Ünite 7

Harezm Türkçesi Metin İncelemeleri I

 

NEHCÜ ’L-FERĀDİS [=CENNETLERİN AÇIK YOLU]

Çeviriyazılı Metin

Yètinç Fasl

İmam-ı A‘zam Abu Ḥanife-i Kevfi raḫmatu’llahi ‘alayhi fażayiliniñ beyānı içinde-turur.

(1) 185/12 İmām-ı Ṣaġāni ramatu’llāhi ‘alayhi Maşariḳu’l-Anvār atlıġ kitāb içinde bu ḥadisni keltürmiş ḥadis bu-turur: 185/13 ruviya abū hurayrata rażiyā’llāhu ‘anhu an-nahu ḳāla rasūlu’llāhiallā’llāhu ‘alayhi va sallama man yuridi’llāha ayran yufaḳḳihhu 185/14 fi’d-dini. Bu ḥadis ma‘nisi ol bolur kim paygambar ‘alayhi’s-salām habar bėrü yarlıḳar: Ḳayu mu’min ve muvaḥḥid haḳḳıña 185/15 Ḥaḳ ta‘ālā edgülük ḳılmaḳ tilese hem dünyāda ve hem āḫiratta ol ḳulġa şeri‘at aḥkāmını bildürüp taḳı 185/16 ol ḳulnı faḳih ḳılur köñliniñ közini açar. Abu Ḥanife ramatu’llahi ‘alayhi ol ḳullardın erdi.

 

Çeviri I

Kûfeli Ulu İmam Ebû Hanîfe rahmetullahialeyh’in erdemlerini anlatır.

(1) Çaganlı İmam rahmetullahialeyh Maşariku’l Anvar (Nurlar Feneri) adlı kitabında şöyle bir hadis getirmiştir. ruviya abū hurayrata rażiya ’llāhu ‘anhu annahu ḳāla rasūlu

’llahi ṣallā ’llahu ‘alayhi va sallama man yuridi ’llāha ḫayran yufaḳḳihhu fi ’d-dini. Bu hadisin anlamı şudur: Peygamber ‘alayhi ’s-salām buyurur: Hangi mü’min ve muvahhid hakkında yüce Allah iyilik etmek dilerse hem bu dünyada hem de öbür dünyada o kula şeriat hükümlerini bildirir ve o kulu anlayışlı yapar, gönül gözünü açar. Ebû Hanîfe raḥmatu ’llāhi ‘alayhi o kullardandı.

 

ḲIṢAṢÜ ’L-ENBİYĀ [=NEBİLERİN KISSALARI]

 

Çeviriyazı

Ḳiṣṣa-i Salih Yalawaç ‘alayhi ’s-salām

Ol “wa-ilā Tamūda aḫāhum [13] Ṣaliḥan (XI-61)” ḫil‘atın keḏgen; “fa-staġfirūhu, tumma tūbū ilayhi, (XI-61)” tėp ḳavmınġa ögüt bėrgen; “a-tanhānā [14] an na‘buda mā ya‘budu abā’unā (XI-62)” cavābın ėşitgen; “fa-ḳāla lahum rasūlu llāhi: ‘Nāḳata llāhi wasuḳyāhā. (XCI-13)’” [15] taşrifini bulgan; taşdın du‘a kılıp ingen çıkargan; “inna Rabbi ḳariban muciban (XI-61)”, tėp [16] ḥaḳ dinġa ündegen; Salih paygambar ‘alayhi ’s-salam

‘akl anut kelgil èşit Ṣaliḥ yalawaç ḳıṣṣasın [17]

bèlgülüg başdın ayaḳga aytayın men cümlesint

Ḥaḳ risalat bèrdi erse tüz tègürdi ḳavmıga [18]

yüridi tün kündüzin başlap Tamudnıñ zumrasın

ḳıldı iman da‘vatını ḳoldılar bir mu‘ciza [19]

ḳoldı Ḥaḳdın çıḳdı ingen yandı tagnıñ ṣaḫrasın

bota tugdı barça bodun anı tañlap kördiler [20]

kün kediglep suw üleşdi içdi kendü ḥiṣṣasın

tandılar Ḥaḳdın ḳamugı kıldılar köp ma‘siyyat [21]

uḳmadın Ṣaliḥ sözin hem oşbu ingen fitnesin

keldi yügrüp èkki bözçi bir adaḳın kesdiler [31b]

botası ıñrap ḳayıttı aştılar üç ṣoḥbasın

üç kün içre boldılar sarıg kızıl hem kap-kara [2]

ḳudratı birle ugan ḳadır yemürdi barçasın

Ṣaliḥ bin ‘Ubayd bin Aṣaf bin Masiḥ bin Ḫadir [3] bin Tamud bin Catir bin İram bin Sām bin Nūh ‘alayhi ’s-salām.

 

Çeviri

Sâlih Peygamber ona selam olsun Kıssası

O “Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih’i [13] gönderdik. (XI-61)” hilatini giyen; “Ondan bağışlanma dileyin, sonra pişmanlık duyup ona yönelin, (XI-61)” diye kavmine öğüt veren;

“bizi babalarımızın [14] taptığına tapmaktan menetmeğe mi çalışıyorsun (XI-62)” cavabını duyan; “Allah’ın elçisi onlara: Allah’ın dişi devesine ve onun su içme sırasına dikkat edin.” dedi. (XCI-13)’” [15] teşrifini bulan; dua ile taştan dişi deve çıkaran; “Rabbim çok yakındır, duaları kabul edendir (XI-61)”, diye [16] hak dine çağıran; Sâlih paygamber ona selam olsun akıl hazırla gel Sâlih peygamber kıssasını dinle [17]

ben hepsini baştan ayağa tamamen anlatayım

Hak risâlet verdi doğrudan kavmine gönderdi [18]

gece gündüz demeden Samûd kavmini dolaştı

imana davet etti bir mucize istediler [19]

Allah’tan istedi dişi deve çıktı dağın düzlüğünü dolandı

bota doğdu, hekes onu hayretle seyretti [20]

suyu gün aşırı su bölüştüler o kendi hissesini içti

Sâlih’in sözünü ve hem bu dişi deve imtihananı anlamadan [21]

Hak’tan uzaklaştılar hepsi çok günah işlediler

İki bez dokuyucu koşarak geldiler bir ayağını kestiler [31b]

botası feryat içinde döndü üç dostunu astılar

üç gün içinde sarı kızıl ve kapkara oldular [2]

kadir tanrı kudretiyle hepsini devirdi

Nûh ona selam olsun oğlu Sâm oğlu İrem oğlu [3] Casir oğlu Samûd oğlu Hadir oğlu

Masih oğlu Âsaf oğlu ‘Ubayd oğlu Sâlih.

Kelimelerin İzahı

anut- ‘hazırlatmak’ : -t, anu- (< anu-t-)

barçasın ‘hepsini’ : +n, +sı, barça (< barça+sı+n)

bilmes ‘bilmez’ : -mes, bil- (< bil-mes)

burun ‘evvel’ : < burun

burunrak ‘evvelce’ : +rak, burun (< burun+rak)

çarlayur ‘bağırır’ : -yur, +la-, çar (< çar+la-yur)

çerigi ‘askeri’ : +i, çerig (< çerig+i)

èdergil ‘takip et’ : -gil, èder- (< èder-gil)

èkegüdin ‘ikisinden’ : +din, +egü, èki (< èki+egü+din)

èkki ‘iki’ : < èkki

èltip ‘iletip’ : -ip, èlt- (< èlt-ip)

èriñni ‘kocanı’ : +ni, +iñ, èr (< èr+iñ+ni)

èwlükiñe ‘eşine’:+ñe, +i, +lük, èw (< èw+lük+i+ñe)

ingen ‘inen’ : -gen, in- (< in-gen)

ıñrap ‘ağlayıp inleyip’ : -p, +a-, ıñır (< ıñır+a-p)

karı ‘karış’ : < karı

kèçe ‘gece’ : < kèçe

kediglep ‘örtünüp, gizlenip’ : -p, +le-, -ig, ked- (< ked-ig+le-p)

keñeştiler ‘danıştılar’ : -ler, -ti, keñeş- (< keñeş-ti-ler)

koldılar ‘istediler’ : -lar, -dı, kol- (< kol-dı-lar)

kopardılar ‘inşa ettiler’ : -lar, -dı, kopar- (< kopar-dı-lar)

körklüg ‘güzellik’ : +lüg, körk (< körk+lüg)

küdedgey ‘koruyacak’ : -gey, küded- (< küded-gey)

muña ‘buna’ : +ña, mu (< mu+ña)

munda ‘sıkıntıda’ : +da, mun (< mun+da)

nelük ‘nasıl’ : < nelük

oglanlarıdın ‘oğlanlarından’ : +dın, +ları, oglan

olarga ‘onlara’ : +ga, olar (< olar-ga)

olturtdı ‘oturttu’ : -dı, -t-, oltur- (< oltur-t-dı)

olturur ‘oturur’ : -ur, oltur- (< oltur-ur)

sıñar ‘-a doğru’ : < sıñar

sözleşürde ‘sözleştiğinde’ : -de, -ür-, -ş-, +le, söz (< söz+le-ş-ür-de)

tègme ‘her’ : -me, tèg- (< tèg-me)

tokuşsa ‘savaşsa’ : -sa, -ş-, toku- (< toku-ş-sa)

tugdı ‘doğdu’ : -dı, tug- (< tug-dı)

tumşukıñ ‘gagan’ : +ın, tumşuk (< tumşuk+ıñ)

ünüp ‘yontup’ : -üp, ün- (< ün-üp)

üñürdin ‘mağara’ : +din, -ür, üñ- (< üñ-ür+din)

urugındın-tururlar ‘soyundandır’ : +lar, turur; +dın, +ın, urug (< urug+ın+dın-turur+lar) yagı ‘düşman’ : < yagı

yalawaç ‘peygamber’

yemürdi ‘devirdi’ : -di, yemür- (< yemür-di)

yinçüdin ‘inciden’ : +din, yinçü (< Çin. yinçü+din)

yıgaçındın ‘ağacından’ : +dın, +ın, yıgaç (< yıgaç+ın+dın)

 

 

 

 

Ünite 8

Harezm Türkçesi Metin İncelemeleri II

 

Hüsrev ü Şirin

 

METİN İNCELEME I

Çeviriyazı

kitāb nazm ḳılmaḳḳa sebeb beyān ayur

 

  1. nėçe yıl boldı cānım ösker ėrdi

köñülde oşbu endişe bar ėrdi

nėteg şah tapġıña bir barġa-men tėp

bu köñlüm ḳaḏġusını tarġa-men tėp

körüp köñlüm kim asru raġbatım bar

buyurdı kim ḳatıġlan ėmdi ėy yār

 

  1. revān ėy kutb terkin kėç bolur bil

nė bilgeyler sėni sözletmeseñ til

niẓāmi nazmı yañlıg tüz sözüñni

anın belgüt ḫānıñġa bu özüñni

ḫānım birle melike atıña bir

kitābı ḳılġuḳa ḳıl tėdi tedbir

 

  1. boyum şehrige köñlüm èrdi sultān

cānım andın ḳabūl ḳıldı bu fermān

köñül fermanını cān birle tut[t]um

aḏın saḳınçnı bir yolı unut[t]um

ḳazan tėg kaynap oş sevdā bişürdüm

niẓāmi bālıdın halvā bişürdüm

 

  1. ḫānım atınġa oşbu pārsi tilni

çewürdüm tüzdüm oş naẓm üzre kılnı

çıḳardım ḫoş yıdıġlıḳ suw bu köldin

köñüller ḳansu tėp bu sāfi suwdın

 

 

Çeviri I

Kitabı nazmetmenin sebebini anlatır

 

  1.     Ne kadar yıl oldu canım özlerdi.

Gönülde bu düşünce vardı.

Padişahın huzuruna bir varayım,

bu gönlümün kaygısını bir dağıtayım, dedim.

Gönlüm aşırı arzumu görünce

Ey dost, haydi hazırlan!

 

  1.     Ey Kutb! Çabuk ol, sonra geç olur, bil.

Dilini söyletmezsen seni nereden bilecekler?

Nizamî’nin şiirini kendi sözünle yeniden düzenle.

Kendini sultanına bu şekilde tanıt.

Sultanım ile Melike adına bir kitap

yazmak için bir şeyler yap, dedi.

 

  1.     Bedenime gönlüm sultan olduğundan

canım bu fermanı ondan ötürü kabul etti.

Gönül fermanını can ile tuttum.

Başka düşünceyi bir an unuttum.

Kazan gibi kaynayıp işte bu sevda hikâyesini pişirdim.

Nizamî’nin balından helva pişirdim.

 

  1.     Sultanımın adına Fars dilinde olan bu eseri

çevirip şiir hâlinde yeniden yazdım.

Bu gölden, bu saf sudan gönüller

kansın diye hoş kokulu su çıkardım.

 

Kelime izahları

(bir) yolı ‘defa’ : +ı, yol (< yol+ı)

atıña ‘adına’ : +ña, +ı, at (< at+ı+ña)

bar ‘var’ : < bar

barga-men ‘varayım’ : -men, -ga, bar- (< bar-ga-men)

bolmaz èrdi ‘olmazdı’ : -di, èr-; -maz, bol- (< bolmaz erdi)

èlgi ‘eli’ : +i, èlig (< èlig+i)

katıglan ‘sıkıntı çek-’ : +lan, katıg (< katıg+lan-)

keltürdüm ‘getirdim’ : -dü-m, -tür, kel- (< kel-tür- dü-m

köñlümnüñ ‘gönlümün’ : +nüñ, +üm, köñül (< köñül+üm)

meñizlig ‘gibi’ : +lig, meñiz (< meñiz+lig)

munça ‘bunca’ : +ça, +n, mu (< mu+n+ça)

nèçe ‘nice’ : < neçe

ösker ‘ister, arzular’ : +r, öske- (< öske-r)

sakınçnı ‘düşünceyi’ : +nı, -ç, sakın- (< sakın-ç+nı)

sözle ‘söyle-‘ : +le-, söz (< söz+le-)

sözletmeseñ ‘söyletmezsen, anlatmazsan’ : -señ, -me-, -t-, +le, söz (< söz+le-t-me-señ) suwdın ‘sudan’ : +dın, suw (suw+dın)

taptısa ‘bulduysa’ : -sa, -tı, tap- (< tap-tı-sa

teñizler ‘denizler’ : +ler, teñiz (< teñiz+ler)

tirig ‘canlı’ : < -ig, tir- (< tir-ig)

tıñla ‘dinle-‘ : +la-, tıñ (< tıñ-la-)

tükellik ‘mükemmel’ : lik, tükel (< tükel+lik)

ugannıñ ‘Allahın’ : +nıñ, ugan (< ugan+nıñ)

üküş ‘çok’ : < üküş

ündedim ‘seslendim’ : -m, -di, -de-, ün (< ün+de- di-m)

ursa ‘vur-‘ : -sa, ur- (< ur-sa)

yasını ‘yayını’ : +nı, +sı, ya

yètirgil ‘ulaştır’ : -gil, -ir-, yèt- (< yèt-ir-gil)

yorasın ‘tabir edesin’ : -sın, -a, yor- (< yor-a-sın)

 

Ünite 9

Harezm Türkçesi Metin İncelemeleri III

 

MUKADDİMETÜ ’L-EDEB [=EDEBE GİRİŞ]

Zamahşeri tarafından Arapçayı öğretmek için 1128-1144 yılları arasında yazılıp Harezm şahı Atsız [1075-1144]’a sunulmuştur.

 

METİN İNCELEME I

 

Çeviriyazı

006a

babu’l-avvalu

  1.        vakt                 avkat               hin                   ahyan              acal                 acal
  2.         hangam           cam‘                mitluhu           cam‘    vakt-i mu‘ayyan         cam‘
  3.         çak                  c                      m                     c                                             cam‘
  4.       cak                  c                      m                     c                                             cam‘
  5.        avan                avana              aban                ababagin         dahr                duhur
  6.         mitluhu           cam‘                mitluhu           cam‘                mitluhu           cam‘
  7.         m                     c                      m                     c                      m                     c
  8. m                     c                      m                     c                      m                     c
  9.        hakub              ahkab              hikba               hikab               barha               manun
  10.         mitluhu           cam‘                mitluhu           cam‘                mitluhu           mitluhu
  11.         m                     c                      m                     c                      m                     m
  12. m                     c                      m                     c                      m                     m

 

Kelime İzahları

ara ayı : aralık ayı, (müslüman takviminde) on ikinci ay

ay : 30 günlük zaman dilimi

ay başı : ay başı

aynıñ yakı : ay sonu

bayram ayı : (müslüman takviminde) onuncu ay

bıltur : geçen yıl

bu yıl : bu yıl

cumadi’l-ahirat ayı : (müslüman takviminde) altıncı ay

cumadi’l-avval ayı : (müslüman takviminde) beşinci ay

çak : çağ

èki paygambarnıñ arası ötken çakı : İki peygamber arası geçen dönem

kèce : gece kèce kündüz : gece gündüz

kèceniñ bir ülüşi : gecenin bir bölümü

kèlür yıl : gelecek yıl

kış : kış

kışnıñ ahir kècesi : kışın son gecesi

kurban ayı : (müslüman takviminde) sonuncu ay

küz : güz, sonbahar

muharram ayı : (müslüman takviminde) önüncü ay

rabi‘u’l-ahir ayı : (müslüman takviminde) dördüncü ay

rabi‘u’l-avval ayı : (müslüman takviminde) üçüncü ay

racab ayı : (müslüman takviminde) yedinci ay

roza ayı : oruç ayı, (müslüman takviminde) dokuzuncu ay

safar ayı : (müslüman takviminde) ikinci ay

seksen yıl : seksen yıl

şa‘ban ayı : (müslüman takviminde) sekizinci ay

tañ : tan yarım kèce : gece yarısı

yarulkı kèce : önceki gece

yay : yaz

yaz : İlkbahar

yıl : yıl

yılnıñ ülüşdin bir ülüş : yılın mevsimlerinden bir mevsim

 

MU‘İNÜ ’L-MÜRİD [=MÜRİDİN YARDIMCISI]

Dinî şiirlerden meydana gelen eser yaklaşık 900 beyittir. Türkmenlere fıkıh ve tasavvufla ilgili bilgiler vermek üzere yazılmıştır.

Bilinen tek yazması Bursa Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesindedir.

 

METİN İNCELEME I

 

babun fi maṯali ’ş-şari‘ati va ’t-tarikati va ’l-hakikati

 

344      şeri‘at tariḳat ḥaḳiḳat öñin

tėyü bilmegil oş ėşit söz soñın

198b    ḥaḳiḳat başaḳ tėg tariḳat uluñ

şeri‘atnı bilgil bu oḳnuñ yüñin

 

345      yüñi yok oḳ atgıl barur mu ḳanı

şeri‘at tariḳat ḥaḳiḳat kanı

ḥaḳiḳat köñül tėg tariḳat ‘akıl

şeri‘at ėrür bu vücūduñ canı

 

346      cemād cānsızın ol nė işge yarar

ḳulaḳ mu ėşitür bu öz mü körer

şeri‘at til ol bil tarikat kulak

ḥaḳiḳat bu köz tėg ḳanı kim sorar

 

347      şeri‘at bilip ḳasd ḳılıp sormak-ol

tariḳat kirip rāst yörüp barmaḳ-ol

ḥaḳiḳat tālib matlūbınga tėgip

anıñ birle meclis tüzü kurmak-ol

 

Çeviri

344 Şeriat tarikat hakikati anlatmadan önce sözü sonuna kadar dinle. Hakikat temren gibi, tarikat temrensiz ok (okun sapı). Şeriatı bu okun yünü (tüyü) olarak bil.

 

345 Tüyü olmayan oku atarsan nereye kadar gidebilir. Şeriat ve tarikat hakikatın cevheridir. Hakikat gönül, tarikat akıl gibidir. Şeriat bu vücudun canıdır.

 

346 Taş toprak cansızdır, ne işe yarar? Bu kulak mı ki işitsin, göz mü ki görsün? Şeriat dildir, bil ki tarikat da kulaktır, hakikat bu göz gibidir, hani sorun soran nerede?

 

347 Şeriat, bilmek, amaç edinmek ve sormaktır, tarikat ise (hakikata) girmek, yol yürümek ve varmak (ilerlemek)tır. Hakikat isteyenin istediğine erişip onunla birlikte bir yerde olmasıdır.

 

bile ‘ile’ : < birle

birle ‘ile’ : < birle

bitiglig-turur ‘yazılıdır’ : +turur, +lig, -g, biti- (< biti- g+lig+turur)

kanı ‘hani’ : < kanı

kètürmişde ‘getirince’ : +de, -miş-, -tür-, kèl- (< kèl- tür-miş+de)

köp ‘çok’ : < köp

körer ‘görür’ : -er, kör- (< kör-er)

körkütüp ‘gösterip’ : -üp, körküt- (< körküt-üp)

kurug ‘kuru, boş’ : -g, kuru- (< kuru-g)

neñ ‘şey’ : < neñ

öñin ‘diğeri’ : < öñin

soñın ‘sonunu’ : +ın, soñ (< soñ+ın)

soñlagıl ‘tamamla’ : -gıl, +la-, soñ (< soñ+la-gıl)

sormak-ol ‘sormaktır’ : +ol, -mak, sor-

sorsa-sèn ‘sorsan’ : +sèn, -sa, sor- (< sor-sa+sèn)

tarısa ‘ekse’ : -sa, tarı- (< tarı-sa)

tèger ‘değer’ : -er, tèg- (< tèg-er)

tutgıl ‘yerine getir’ : -gıl, tut- (< tut-gıl)

ulaşu ‘daima’ : < ulaşu

uluñ ‘temelin’ : +uñ, ul (< ul+uñ)

yörise ‘yürüse’ : -se, yöri- (< yöri-se)

yüñin ‘tüyü, teleği’ : +in, yüñ (< yüñ+in)

 

Ünite 10

Harezm Türkçesi Metin İncelemeleri IV

 

OGUZ KAGAN MENAKIBI

Bilinen tek yazma nüshası Paris’tedir. 1300’lerde Uygur harfleriyle yazılmıştır. İlk neşrini Radloffyaptı. W. Bang ve R. Rahmeti Arat eseri Almanca’ya nakletti. 1933’te Arat tarafından Türkçeye çevrildi.

Eserin Gazan Han ya da daha sonraki dönemlerin yadigârı olduğu düşünülmektedir.

 

METİN İNCELEME I

Çeviriyazı

1 (1) … bolsungıl’ - tep tediler. Anuñ añagusu

(2) oşbu turur: [ ] Takı mundın soñ sevinç

(3) tapdılar. Gene künlerdin bir gün Ay Kagan-

(4) nuñ közü yarıp bodadı, èrkek ogul togurdı.

(5) Oşol ogul-nuñ öñlüki çıragı kök

(6) èrdi, agızı ataş kızıl èrdi, közleri al, saçları kaş-ları

(7) kara èrdiler èrdi. Yakşı nepsikilerdin

(8) körüklügrek èrdi. Oşol ogul ana-

(9) sınıñ kögüsündün aguznı içip, mundın

2 (1) artık-rak içmedi. Yig et, aş, sorma5

(2) tiledi. Tili gile başladı; kırık kündin soñ

(3) bedükledi, yüridi, oynadı. Adakı ud adakı teg; bêlleri

(4) böri bêlleri teg; yagrı kiş yagrı teg; kögüzü

(5) adug kögüzü teg èrdi. Bedeninüñ kamagı

(6) tüg tülüklüg èrdi. Yılkılar küdeye

(7) turur èrdi; atlarga mine turur èrdi; k(è)y(i)k

(8) av avlaya turur èrdi. Künlerdin

(9) soñ, keçelerdin soñ igit boldı. Bu … [Eksik]

3 (1) çakda bu yèrde bir ulug orman bar èrdi;

(2) köp mörenler, köp ögüzler bar èrdi. Bunda kèlgen-

(3) ler k(è)y(i)k köp köp, bunda uçkanlar kuş köp köp èrdi.

(4) Oşol orman içinde bedük bir kıyandkat bar

(5) èrdi. Yılkılarnı, yèl künlerni yèr èrdi. Bedük

(6) yaman bir k(è)y(i)k èrdi. Birke emgek birle

(7) êl künni basup èrdi. Aguz Kagan bir iriz

(8) kakız kişi èrdi. Bu kıyandkatnı avlamak tiledi. Kün-

(9) lerde bir kün avga çıkdı. Çıda birle,

4 (1) ya ok birle, takı kılıç birle, kalkan

(2) birle atladı. Bir bugu aldı. Şol bugunı tal-

(3) nuñ çubukı birle ıgaçka bagladı, kitdi.

(4) Andın soñ èrte boldı. Tañ èrte çak-

(5) da geldi. Kördi, kim: kıyandkat bugunı alıp-

(6) turur. Gine bir adug aldı, altunlug

(7) bêlbagı birle yıgaçka bagladı, Kitdi.

(8) Mundın soñ èrte boldı tañ èrte

(9) çakda Kèldi. Kördi, kim: kıyandkat adugnı alıp-turur.

 

Çeviri

01 1 … olsun, dediler. Onun resmi

2 budur. Ve bundan sonra sevin-

3 diler. Gene günlerden bir gün Ay Kağan-

4 ın gözü parlayıp doğum sancıları başladı. Erkek çocuk doğurdu.

5 Bu çocuğun beti benzi mavi

6 idi, ağzı ateş kızıl idi, gözleri elâ, saçları kaşları

7 kara idi. Güzel perilerden

8 daha güzel idi. || Bu çocuk ana-

9 sının göğsünden ilk sütü emip bundan

02 1 daha çok emmedi. Çiğ et, çorba, şarap

2 istedi. Konuşmağa başladı; kırk günden sonra

3 büyüdü, yürüdü, oynadı. Ayakları öküz ayağı gibi, bilekleri

4 kurt bileği gibi, sırtı samur sırtı gibi, göğsü

5 ayı göğsü gibi idi. Vücudunun tamamı

6 tüylü tüylü idi. At sürüleri güdü-

7 yor, atlara biniyor, yaban

8 avına gidiyordu. Günlerden

9 gecelerden sonra delikanlı oldu. || Bu…

03 1 || çağda, burada büyük bir orman vardı;

2 çok nehirler çok ırmaklar vardı. Burada gezen

3 avlar uçan kuşlar pek çok idi.

4 Bu orman içinde büyük bir boynuz burunlu var-

5 dı. At sürülerini insanları yiyordu. Büyük

6 belâ bir yabanî idi. Büyük bir baskı ile

7 insanları sindirmişti. Oğuz Kağan cesur

8 kahraman bir kişi idi. Bu boynuz burunluyu avlamak istedi. Gün-

9 lerden bir gün ava çıktı. Kargı

04 1 ok yay ile ve kılıç kalkan

2 ile ata bindi. || Bir geyik aldı, o geyiği söğüt-

3 ün dalı ile bir ağaca bağlayıp gitti.

4 || Ertesi sabah oldu. Tan ağarırken

5 gelip boynuz burulunun geyiği al-

6 mış gördü. || Sonra bir ayı aldı; altınlı

7 kuşağı ile ağaca bağlayıp gitti.

8 || Ertesi sabah oldu. Tan ağarır-

9 ken gelip boynuz burunlu ayıyı almış gördü.

 

Çeviriyazı

5 (1) Gene oşbu ıgaçnıñ tübinde turdı. Kıyandkat

(2) kelip başı birle Oguz kalkanıñ urdı Oguz

(3) çıda birle kıyandkatnıñ başın urdı, anı

(4) öldürdi, kılıç birle başın kesti, aldı gitdi. Gene

(5) kelip kördi, kim: bir şuñkar kıyandkat içegüsin

(6) yèmekte-turur. Ya birle, ok birle

(7) şuñkarnı öltürdi, başın kesti. Andına

(8) soñ tedi, kim: şuñkarnuñ añagu-

(9) sı oşbu-durur bugu yèdi adug yèdi çıdama

6 (1) öldürdi: demür bolsa kıyandkatnı şuñ-

(2) kar yèdi ya okum öldürdi ya bolsa tep tedi

(3) gètdi dakı kıyandkatnıñ añagusu oşbu-

(4) turur: [ ] Gene künlerde bir kün

(5) Oguz Kagan bir yèrde teñrini çalbargu-

(6) da èrdi. Karañguluk keldi. Kökdün

(7) bir kök yaruk düşdi. Kündün aya

(8) aydın kogulgurak

(9) èrdi Oguz Kagan yörüdi kördi kime:

7 (1) Oşbu yaruknuñ arasında bir kız

(2) bar èrdi yalguz olturur èrdi yakşı körük-

(3) lüg bir kız èrdi anuñ başında ataş-

(4) lug yaruklug bir meñi bar èrdi

(5) altun kazuk deg èrdi oşol kız andag

(6) körüklüg èrdi kim külse kök

(7) teñri güle durur ıglasa gök teñri

(8) ıglaya durur Oguz Kagan

(9) anı kördükte usı kalmadı kitdi, sevdi, aldı; anuñ

8 (1) birle yatdı, dilegüsin aldı. Döl bogaz

(2) boldı. Künlerdin soñ kecelerdin soñ

(3) yarudı üç èrkek ogulnı dogur-dı birinçi-

(4) sige kün ad koydılar ikinçi-

(5) sige ay ad koydılar üçünçü-

(6) süge yulduz ad koydılar. Gene bir gün

(7) Oguz Kagan avga gitdi bir

(8) köl arasında alındın bir ıgaç

(9) gördi bu ıgaçnuñ kabucagında

9 (1) bir kız bar èrdi, çalguz olturur èrdi.

(2) Yakşı körüklüg bir kız èrdi. Anuñ

(3) közü kökdün kökrek èrdi.

(4) Anuñ saçı mören osugı teg, anuñ

(5) tişi ünçü teg èrdi. Antag görük-

(6) lüg èrdi, kim: yèrniñ yèl küni anı körse,

(7) ay ay ah öler-biz, tep sütdin

(8) kumuz bola tururlar. Oguz Kagan

(9) anı kördükde usı kitdi, çürekige ataş [tüşti.]

 

Çeviri

05 1 || Gene o ağacın dibinde durdu. Boynuz burunlu

2 gelip başı ile Oğuz’un kalkanına vurdu. Oğuz

3 kargı ile boynuz burunluğun başına vurup onu

4 öldürdü. Kılıç ile başını kesti, alıp gitti. || Sonra

5 gelip bir ala doğan boynuz burunlunun bağırsaklarını

6 yemiş gördü. Ok yay ile

7 ala doğanı öldürdü, başını kesti. Ondan

8 sonra (Ala doğanın resm-

9 i budur.) Geyiği yedi ayıyı yedi kargım demir olduğundan

06 1 öldürdü. Boynuz burunluyu ala

2 doğan yedi yayım okum öldürdü yay olduğundan, dedi,

3 gitti. Ve boynuz burunlunun resmi bu-

4 dur. Gene günlerden bir gün

5 Oğuz Kağan bir yerde Tanrı’ya yalvarmak-

6 ta idi. Karanlık bastı. Gökten

7 Bir ışık indi. Güneşten

8 aydan daha parlak

9 idi. Oğuz Kağan yürüdü

07 1 bu ışığın içinde yalnız oturan bir kız gördü

2 var idi. Güzel alım-

3 lı bir kız. Onun başında par-

4 lak ışıklı bir beni var idi

5 demir kazık gibi idi bu kız öyle

6 alımlı idi ki gülse gök

7 yüzü güler ağlasa gök yüzü

8 ağlardı onu görünce

9 Oğuz Kağan’ın aklı başında kalmadı gitti. Sevdi aldı onun

08 1 ile yattı dileğini aldı döl döş

2 oldu. Günlerden sonra gecelerden sonra gözü

3 parladı. Üç erkek çocuk doğurdu. Birinci-

4 sine Gün adını koydular ikinci-

5 sine Ay adını koydular üçüncü-

6 süne Yıldız adını koydular. Gene bir gün

7 Oğuz Kağan ava gitti bir

8 göl içinde önünde bir ağaç

9 gördü bu ağacın kovukçuğunda

09 1 bir kız var idi, yalnız oturuyor idi.

2 Güzel gösterişli bir kız idi. Onun

3 gözü mavi mavi idi.

4 onun saçı ırmak suyu gibi dalga dalga, onun

5 dişi inci gibi idi. Öyle gösteriş-

6 li idi ki: yerin halkı onu görse,

7 ay aman ölüyoruz, diye sütten

8 kımız olurlardı.

9 onu görünce Oğuz Kağan’ın aklı gitti, yüreğine ateş [düştü.]

 

Kelime İzahları

açkıç ‘anahtar’ : -kıç, aç- (< aç-kıç)

alalıñ ‘alalım’ : -alıñ, al- (< al-alıñ)

amırak ‘sevgili’ : < amırak

antag ‘öylece’ : < anı teg

atlañ ‘atlanın’ : -ñ, atla- (< atla-ñ)

balıkları ‘şehirleri’ : +ları, balık (< balık+ları)

baluknı ‘şehri’ : +nı, baluk (< baluk+nı)

bedik ‘büyük’ : -k, bedi- (< bedi-k)

bère-men ‘vereyim’ : +men, -e, bèr- (< bèr-e+men)

bizniñ ‘bizim’ : +niñ, biz (< biz+niñ)

birinçisige ‘birincisine’ +ge, +si, +inçi, bir (< bir+inçi+si+ge)

birle ‘ile’ : < birle

boldukda ‘olunca’ : +da, -duk, bol- (< bol-duk+da)

buçurmuş ‘buyurmuş’ : -muş, buçur- (< buyur-muş)

buluñda ‘yönünde’ : +da, buluñ (< buluñ+da)

buzgulug ‘parça’ : +lug, +gu, buz- (< buz-gu+lug)

çalguz ‘yalnız’ : < yalguz

çallug ‘yele’ : < çallug          

çarlıg ‘yarlık’ : < yarlık

çarukdun ‘ışıktan’ : +dun, -k, çaru- (< yaru-k+dun)

çokurdın ‘alacadan’ : +dın, çokur (< çokur+dın)

çürekige ‘yüreğine’ +ge, +i, çürek (< yürek+i+ge)

êl künge ‘el aleme, halka’ : +ge, kün; êl (< êl kün+ge)

erdinileri ‘mücevherleri’ : +leri, erdini (< erdini+leri)

ilgerü ‘ileri’ : +gerü, il (< il+gerü)

iniler ‘küçük kardeşler’ : +ler, ini (< ini+ler)

kalıkları ‘çatıları’ : +ları, kalık (< kalık+ları)

karundaşı ‘kardeşi’ : +ı, +daş, karun (< karun+daş+ı)

keçelerdin ‘gecelerden’ : +din, +ler, keçe (< keçe+ler+din)

kèñeşip ‘danışıp, meşveret edip’ : -ip, kèñeş- (< kèñeş-ip)

kètdi ‘gitti’ : +di, kèt (< kèt-di)

kıp kızıl ‘kıpkızıl’ : < kıp + kızıl

kök teñrige ‘gök yüzüne’ : +ge, teñri; kök (kök teñri+ge)

kulaç ‘karış’ : < kulaç

kumuz ‘kımız’ (< kımız)

kurıkan ‘çadır’ : < kurıkan

kutı-bız ‘saadetimiz’ : +bız, +ı, kut (< kut+ı+bız)

kündünki ‘güney’ : +ki, +dün, kün (< kün+dün+ki)

meñlep ‘kalıcı, ebedî’

mören ‘ırmak’ : < mören

orduga ‘saraya’ : +ga, ordu (< ordu+ga)

oşbu ‘bu’ : (< oş+bu)

öler-biz ‘ölüyoruz’ +biz, -er, öl- (< öl-er+biz)

öltürdi ‘öldürdi’ : -di, -tür-, öl- (< öl-tür-di)

öynüñ ‘evin’ : +nüñ, öy (< öynüñ)

saklamaz èrdi ‘düşünmezdi, dikkate almazdı’ : -di, èr-; -maz, +la-, sak (< sak+la-maz èr-di)

sanagulugsız ‘sayısız’ : +sız, +lug, -gu, +a-, san (< san+a-gu+lug+sız)

senlernüñ ‘sizlerin’ : +nüñ, +ler, sen (< sen+ler+nüñ)

sip siñgir ‘zincifre’ : < sip + sinir

şuñkarnı ‘ala doğanı’ : +nı, şuñkar (< şuñkar+nı)

taguk ‘topuk’ : < taguk

tallar ‘dallar’ : +lar, tal (< tal+lar)

tartıp ‘çekip’ : -ıp, tart- (< tart-ıp)

tokuş ‘dokuş’ : -ş, toku- (< tokı-ş)

tuglarnı ‘tuğları’ : +nı, +lar, tug (< tug+lar+nı)

tuñlukları ‘pencereleri’ : +ları, +luk, tuñluk (< tuñ+luk+ları)

tübinde ‘dibinde’ : +de, +in, tüb (< tüb+in+de)

tüşküre ‘düşüre’ : -e, -kür-, tüş- (< tüş-kür-e)

uruşdılar ‘vuruştular’ : +lar, -dı, -uş-, ur- (< ur-uş- dı+lar)

uruşgudun ‘vuruşmada’ : +dun, -gu, -uş-, ur- (< ur- uş-gu+dun)

uruşunç ‘vuruşma’ : -unç, -uş-, ur- (< ur-uş-unç)

uslug ‘akıllı’ : +lug, us (< us+lug)

yañgakka ‘yan tarafa’ : +ka, +gak, yañ (<yañ+gak+ka)

yılkıları ‘at sürüleri’ : +ları, yılkı (< yılkı+ları)

yiberdi ‘gönderdi’ : -di, yiber- (< yiber-di)

yörügüde ‘yürüdüğünde’ : +de, -gü, yörü- (< yörü- gü+de)

 

 

Karahanlı Türkçesi Metinleri Sözlüğü



A

‘akl (Ar.) : akıl

aç : aç

aç- : açmak

açı- : acımak, öfkelenmek

aġ(ı)z : ağız

aġı : ipekli kumaş

aġna- : debelenmek, yuvarlanmak

ajun : dünya

ak- : akmak

al : kırmızı

andın : ondan (ol zamirinin ayrılma durumu)

arkış : kervan

at : ad

at- : atmak

avla : avlamak

avuçġalık : ihtiyarlık

ay : ey

ay- : söylemek

aya : avuç

ayık : vaat, söz verme

B

ba- : bağlamak

bahalıġ : değerli bahasız : değersiz

balık kudrukı : balık burcu

bar- : gitmek

barça : bütün, hep

baş : baş, başlangıç

baş : baş

başlan- : başlanmak

bek : kilit, emniyet

belgülüg : belli

bėr- : vermek

bezen- : süslenmek < bediz süs

bil- : bilmek

bile : ile

bilig : bilgi, bilme

biliglig : bilgili

biligsiz : bilgisiz, cahil

birle : ile

bişi : akçe, pul

bol- : olmak

bu : bu

buġra han : özel isim

bul- : bulmak

bul(u)n- : bulunmak

bul(u)na- : esir etmek

bulıt : bulut

bur : kokmak

büt- : inanmak

bütrü : tamamiyle

C-Ç

cahil : cahil, bilgisiz

cān : can, ruh

çap- : koşmak

çėçek : çiçek

çėçek : çiçek

çėçeklik : çiçeklik, bahçe

çerig : ordu, asker

çık- : çıkmak

çumġuk : kuş adı

çuz : ipekli kumaş

D

devlet (Ar.) : mutluluk, saadet, baht

dinar : dinar

dost : dost

dünyā (Ar.) : dünya

E

ed : ipekli kumaş

edeb : edep, terbiye

edgü : iyi

ėlet- : iletmek

ėlig : el

elik : erkek geyik

emdi : şimdi

eŋ : yanak

er : adam, kişi

er : erkek

ėr- : i- ek-eylemi

erdem : erdem, fazilet

erej (Sogd.rej) : rahat, huzur

eren : adamlar, insanlar

erġuvān (Far.) : erguvan

es- : esmek

esirke- : esirgemek, acımak

esiz : eyvah, yazık

esiz : fena, kötü

ėsiz : kötü

ėş : eş

ėşit- : işitmek

eşü- : örtmek

ėt- : düzene sokmak, süslemek

ėt- : yapmak, düzenlemek

ėtin- : düzene sokulmak, düzenlenmek

F

fasl(Ar.) : dönem, zaman

H

hakan : hakan, hükümdar

hāli : boş

hem : da/de bağlacı

hıtay : Çin

I-İ

ıd : göndermek

iç : iç, içeri

iç- : içmek

il : memleket, ülke

Ila : özel ad, ırmak adı

ilet- : iletmek

irinçig : kötü, eziyetli, sıkıcı, sıkıntılı < ir- yalnız olmak, yalnız kalmak, mutsuz olmak, üzülmek

K

kaç : kaçmak

kaçan : ne zaman

kāfūr (Ar.) : Uzak Doğu’da yetişen ıtırı kuvvetli bir madde, koku

kakıla- : ötüşmek,ses çıkarmak < *kakı kuşların çıkardığı ses, taklidi ses

kalı : eğer

kalık : gökyüzü < kalı- yukarı çıkmak, yükselmek”

kamuġ : bütün, hep

kamuġ : bütün, herkes

kan : kan

kança : nereye

kanı : nerede

kap kara : simsiyah

kara : kara, siyah

kara : kara

karanfil (Ar.) : karanfil

karılık : yaşlılık < karı yaşlı + lık

karış- : karışmak

kaş : kaş

kaş : kaş

kat- : katmak

katġur- : katılmak, katılarak (gülmek) < kat- katmak

kayna- : kaynamak

kayu : hangi

kayu : kimi

kaz : kaz

kėç- : geçmek

keç- : geçmek

keklik : keklik

kėl- : gelmek

kemi : gemi

kez- : gezmek

kıl : kıl kuyruk kuşu

kıl- : yapmak, etmek

kır : kır

kış : kış

kış : kış

kız : kız

kızıl : kızıl, kırmızı

kızıl : kızıl

kiçiglik : küçüklük, çocukluk

kim : ki bağlacı

kim : kim

kin : güzel koku, misk

kişi : kişi, insan

kit- : gitmek

kol : kol, yamaç (mecazen)

kon- : konmak

kop- : kopmak, çıkmak, yayılmak

kor : zarar

koy- : koymak

kozı burnı : koç burcu

kök : mavi

kök : mavi

kökiş : mavi

köni : doğru, düz

köŋül : gönül

kör : bak

kör- : bakmak, görmek

körgülüg : görünen, görüldüğü gibi < kör- görmek

körk : güzellik

köz : göz

kudı : aşağı, aşağıya doğru

kuġu : kuğu

kur- : kurmak

kurı- : kurumak

kurış- : karşılıklı kurmak < kur- kurmak - (ı)ş

kuş : kuş

küdez- : korumak

kül- : gülmek

kül- : gülmek

külmiz : dişi geyik

kün : gün, gündüz

kün : gün

küreş- : güreşmek

küret- : kaçırmak

M

maŋa : bana

me : dahi, da, de

men : ben

meŋ(i)z : beniz, yüz

meŋiz : beniz, yüz

Mıŋlak : özel ad

miŋ : bin

muyġak : dişi karaca

N

ne : ne

neçe : ne kadar

negü : ne

O-Ö

oġlaġu : nazlı

okı- : çağırmak, davet etmek

okı- : okumak

okta- : ok atmak

ol : -dır/-dir bildirme eki işlevinde kullanılmıştır

ol : o

oldur- : oturmak

oprı : vadi

or(u)n : yer

ot : ateş

oyna- : oynamak

ög- : övmek

öl- : ölmek

öles : süzgün, baygın

ölü : ölü

öŋdün : önce

ördek : ördek

öt- : ötmek

öz : öz, kendi

R

resūl (Ar.) : peygamber

S

sa‘adet : saadet, mutluluk

sabā (Ar.) : gün doğusundan esen hafif ve latif rüzgar

saç- : saçmak

sandvaç : bülbül

saŋa : sen adılının yönelme durumu

sarıġ : sarı

sata : mercan

sen : ikinci tekil kişi adılı

sev- : sevmek

sı- : kırmak

sıġun : erkek karaca

sın- : kırılmak

silig : temiz

söz : söz

sunul- : uzatılmak

sūr-ı cibri (Far.) : mezamir (ilahi)

suv : su

süçig : tatlı

süŋek : kemik

sür- : sürmek, kovmak”

T

taġ : dağ

tam- : damlamak

taŋ : sabah vakti

tap- : bulmak

tarıt- : çekmek, sürmek

tat(ı)ġ : tat, tatlılık

tavġaç : Çin

tazarru‘ (Ar.) : yalvarma

tė- : demek, söylemek

tėg : gibi

tegre : çevre

temām (Ar.) : tam, bütün, hep

ten : ten, vücut

teŋ : denk, eşit

teŋiz : deniz

terk : çabuk

til : dil

tile- : dilemek, istemek

tirig : diri, canlı

tirig erken : diri iken, hayatta iken

tiriglik : hayat, canlılık

tiş : diş

tişi : dişi, kadın

titir : deve kervanı

tizil- : dizilmek

tol- : dolmak

tolu : dolu

tolun : dolunay

tonan- : donanmak

torku : örtü

töşe- : döşemek

töşen- : döşenmek

tu- : kaplamak

tuġ- : doğmak

tumşuk : gaga

tur- : kalkmak

turna : turna

tut- : tutmak

tuta bil- : tutabilmek

tuz : tuz

tü : renkli

tüg- : düğümlemek, çatmak

tükel : tamam, bütün

tüket : tüketmek < tüke- tükenmek, bitmek

tümen : on bin

tün : gece

tüpi : tipi

tüz- : düzmek

U-Ü

uç- : uçmak

udı- : uyumak

ul : temel

ula- : bağlamak, eklemek

ular kuş : keklik

uluġ : ulu, büyük, yüce

ur- : vurmak

ur(u)ġ : tohum

uş : şu, işte

uştmah : cennet

utruş- : karşılaşmak, karşı karşıya gelmek

Uyġur : özel ad, boy adı

ün : ses

ünde- : seslenmek, çağırmak

üze : üzerinde

Y

ya : ey

ya : yay

yad- : yaymak

yaġız : kara

yakın : yakın

yan- : dönmek

yana : tekrar, yeniden

yana : yine, tekrar

yaŋkula- : yankılamak, ses çıkarmak

yaruk : parlak

yaş : gözyaşı

yaşık : güneş

yaşıl : yeşil

yavalık : nafile, boşu boşuna

yay : yaz

yaz : ilkbahar

yaz- : açmak

yazı : ova

yazıl- : açılmak

yėl : yel, rüzgar

yėl : yel

yėlgür- : uçmak, havalanmak

yėr : yer, toprak

yıd : güzel koku, misk

yıd : koku

yıġ- : yığmak, toplamak

yıġaç : ağaç

yıparsıġ : misk gibi

yırat- : uzaklaştırmak

yigitlik : gençlik

yilig : ilik

yipün : mor

yitük : kaybolmuş, kayıp

yitür- : kaybetmek

yok : yok

yokaru : yukarı

yol : yol

yorı- : yürümek

yöre : yöre, çevre

yul- : çekmek, kurtarmak

yük(ü)n- : eğilmek

yüz : yüz, surat

yüz : yüz, surat

Z

zacferān (Ar.) : safran



 

Harezm Türkçesi Metinleri Sözlüğü

A



aç : aç

aç- : açmak

açkıç : anahtar

ad : ad

adak : ayak

adak(1) : ayak

adak(2) : bk. ayak

adem : [< İbr. âdem (=toprak)] insan

ademi : [< Ar.] insanoğlu

cadet : [< Ar.] âdet

adın : başka

cadil : [< Ar.] âdaletli

adug : ayı

aga : büyük kardeş

agaç : bk. yıgaç(1)

agah : [< Fa.] haberli

agırla- : hürmet etmek

agız : ağız

aguz : ilk süt, ağız

ah : ah

ahirat : [< Ar.] ahiret

ahkam : [< Ar.] hükümler

ahval : [< Ar.] hâller

ajun : [< Soğd.] dünya

ak : ak, beyaz

ak- : akmak

cakıl : [< Ar.] akıllı

cakik : [< Ar.] akik

cakl : [< Ar.] akıl

al- : almak

al(1) : al, kızıl

al(2) : ela

calayhi’s-salam : [< Ar.] ona selam olsun

alın : ön

allah : [< Ar.] Allah

altı : altı

altun : altın

altunlug : altınlı

camel : iş

amırak : sevgili, dost

camir : [< Ar.] amir

amtı : şimdi

ana : ana

aña : ona

añagu : resim

añar : ona

ança : o kadar, öyle, o şekilde

andag : bk. antag

andın : 1. ondan, ondan dolayı, böylece 2. oradan

anı : onu

anın : onun ile, ondan dolayı

añla- : anlamak

anlar : onlar

antag / andag : öyle, öylece, o kadar

anuñ : onun

anut- : hazırlamak

ar- : yormak

ara : ara, arasında

aram : [< Fa.] istirahat

arı(1) : arı

arı(2) : bk. arıg

arıg / arı : temiz

carif : [< Ar.] arif

arslan : arslan

art : art, arka

artıkrak : fazlaca

artur- : artırmak

carz : [< Ar.] sunma

ashab : sahabeler

asru : çok

astur- : astırmak

aş : aş, çorba

aş- : 1. aşmak 2. geçmek

aşa- : yemek

caşık : [< Ar.] âşık

at- : atmak, ağarmak, ışımak

at(1) / at(1) : at

at(2) / at(2) : ad

ata : ata, baba

ata- : ad vermek

ataş : ateş

ataşlug : ateşli

atla- : ata binmek, yürümek

atlan- : bk. atlanatlan- / atlan- : ata binmek

atlıg(1) : atlı

atlıg(2) : adlı

av : av

avaz : [< Fa.] yüksek ses

avla- : avlamak

ay- : söylemek, anlatmak

ay(1) : ay (kamer)

ay(2) : ay (otuz günlük zaman dilimi)

ay(3) : ay!

ayak / adak(2) : [< Fa.] kadeh

aygır : aygır

ayıt- : anlatmak

ayt- : demek, söylemek

azlık : azlık

B

bag(1) : [< Fa.] bahçe

bag(2) : sicim

bagla- : bağlamak

baglug : bağlı

bahşiş : [< Fa.] bahşiş

bak- : bakmak; itaat etmek

bakın- : bakınmak; itaat etmek

bal : bal

balık / baluk : şehir

baluk : bk. balık

baña : bana

bandeñ : sıra

bar : var

bar- : varmak, gitmek

barça : hep

barçası : hepsi

bargu : ganimet

bargulug : ganimetli, müreffeh

barmak : parmak

bas- : basmak, ezmek

baş : baş

başa- : yenmek

başak : ok temreni

başla- : başlamak

başlık : baş, lider

batuş : batı

beden : beden, vücut

bèdik : bk. bedik

bedik / bèdik /

bedük / beyük : büyük

bedük : bk. bedik

bedükle- : büyümek

bèg : bk. beg

beg / bèg : beğ

bek : pek

bêl : bel

bêlbagı : belbağı, kuşak

belgülüg / bèlgülüg : belli, işaretli

belgür- : göstermek, belirtmek

bèlgüsiz : işaretsiz

belgüt- : belirtmek

bellüg : belli

bèr- : vermek (yardımcı fiil)

bèr- / ber- : vermek

berik : sağlam, muhkem

berü : beri

bèş : [< Tü. bêş = Skr. pañça] beş

beşik : beşik

beyan : [< Ar.] anlatma, açık söyleme

beyük : bk. bedik

bèze- : süslemek

bigü : vergi, hediye

bil(1)- : bilmek

bil(2)- : bilmek(yardımcı fiil)

bildür- : bildirmek

bile : bk. birle

biltür- : bildirmek

biltürgülük : tebliğ

bir : bir (sayı adı)

biregü : biri, birisi

birer : birer

biri : biri (belirsiz zamir)

birinçi : birinci

birkaç : birkaç

birle / bile : ile

birle- : birleştirmek, katmak

bişür- : pişirmek

biti- : yazmak

bitiglig : yazılı

bitil- : yazılmak

bitür- : bitirmek

biz : biz

boda- : doğum sancısı çekmek

bodun : boyun

bogaz : gebe

bol- : olmak

bostan : [< Fa.] bostan

bota : deve yavrusu

boy : boy

boylug : boylu

boz / moz : boz, kır

böri : kurt

bözçi : bez dokuyan, dokumacı

bu(1) : bu (işaret sıfatı)

bu(2) : bu (işaret zamiri)

buçur- : buyurmak

bugu : geyik

bul- : bulmak

bulañ : ?hiçbir şey

buluñ : yön, taraf

bulur : [< Ar.] billur

bunda : burada

burun : önce

burunrak : evvelce

but : [< Fa. bût < but Skr. Buddha] put, güzel

buyan : [< Mo.] uğur

buyur- : buyurmak

buzag : buzağı

buzgulug : parça

bülbül : [< Fa.] bülbül

C-Ç

camic : [< Ar.] cami

can : [< Fa.] can, ruh

cavab : [< Ar.] cevap

cemad : [< Ar.] cansız

ceza : [< Ar.] ceza

cümle : [< Ar.] bütün, herkes

çak : çağ, zama

çak- : çakmak; gazaba gelmek

çakır- : çağırmak

çalañ : hiç kimse

çalbar- : yalvarmak

çalguz : bk. yalguz

çallug : yeleli

çalun- : itaat etmek

çañ : bk. tañ

çan : yan

çañak : bk. yañak

çap- : bk. tap-

çap- : yapmak

çaptur- : yaptırmak

çarla- : bağırmak, seslenmek

çarlıg : bk. yarlıg

çarlug : bk. yarlıg

çaruk : bk. yaruk

çaşgu : hayat

çaşkaru : dışarı bk. taşkaru

çeber : becerikli

çek- : çekmek, toplamak

çerig : asker

çewür- : çevirmek

çıda : kargı

çıgay : felaket

çık- : çıkmak

çıkar- : çıkarmak

çımad : gazap

çın : doğru, gerçek, tam

çırag : yüz, çehre

çok : çok

çokur : alaca

çol : bk. yol

çoñ : sol

çubuk : çubuk

çubuyan : [< Hint.] tatlı

çulganıl- : sarılmak

çumşa- : yollamak

çürek : yürek

çürügü : yürüyüş

D

dad : [< Fa.] adalet

dahl : [< Ar.] gelir

dakı : bk. takı

dane : [< Fa.] tane

dastan : [< Fa.] destan

dat : [< Ar.] zat

dacvat : [< Ar.] davet

dacvi : [< Ar.] dava, iddia

davlat : [< Ar.] devlet, kısmet

deg : bk. teg

delalat : [< Ar.] deliller

demür : bk. temür

dergah : [< Fa.] huzur

derhost : [< Fa.] istek, arzu

derya : [< Fa.] deniz

dikir : [< Ar.] zikir

dile- : bk. Tile

din : [< Ar.] din

dogur- : bk. togur-

dost : [< Fa.] dost

dostluk : dostluk

döl : bk. töl

duca : [< Ar.] dua

dur : [< Fa.] uzak

dur- : bk. Tur

dur- : bk. Tur

duşman: [< Fa.] düşman

dünya : [< Ar.] dünya

dür : [< Ar.] inci

düş- : bk. tüş-

E

ebedi : [< Ar.] sonsuz

èder- : takip etmek

edgü : iyi

edgülük : iyilik

edin : başka, diğer

ediz : yüksek

èk- : (tohum) ekmek

èkegü : ikisi, her ikisi

èkki : iki

êl : halk

èl(1) : el krş. èlig

èl(2) : il, memleket

èl(3) : el, yabancı

èlçi : elçi

èlig : el krş. èl

èlt- : iletmek

èmdi : şimdi, böylece

emgek : eziyet, zahmet

emmare : [< Ar.] insanı hissî zevke yönelten nefis

èn : en, genişlik

endişe : [< Fa.] endişe

èr : bk. er

er / èr : er, erkek

èr- : bk. er-

er- / èr- : imek, olmak

èrdini : bk. erdini

erdini / èrdini : [< Soğd.] mücevher

erin / èrin : dudak

èrkek : bk. erkek

erkek / èrkek : erkek

erken : erken

èrte : bk. erte

erte / èrte : sabah

èşit- : işitmek

et : et

ètil : İtil ırmağı

èv- : acele etmek

èw : ev

èwlük : eş, hanım

èy : ey (seslenme ünlemi)

eyyam : [< Ar.] günler

F

fakih : [< Ar.] fakih, din âlimi

fal : [< Fa.] fal, uğur

fasl : [< Ar.] mevsim

fazayil : [< Ar.] faziletler

felek : [< Ar.] felek, dünya, gök

ferah : [< Fa.] iç açıklığı, sevinme

ferişte : [< Fa.] melek

ferman : [< Fa.] emir, buyruk

fesad : [< Ar.] fesat, kötülük, anlaşmazlık

fitne : [< Ar.] fitne (mec. güzel)

G-Ğ

ga’ib : [< Ar.] bilinmezlik

gaflet : [< Ar.] habersizlik

galib : [< Ar.] galip, üstün

gazab : [< Ar.] gazap, öfke

gene : gene, yine

gevher : [< Fa.] mücevher, kıymetli taş

gubar : [< Ar.] toz, toprak

guhar : [< Fa.] cevher

gurruş : [< Fa.] haykırış, dalga

gül : [< Fa.] gül

H

habar : [< Ar.] haber

hadim : [< Ar.] hizmet eden

hadis : [< Ar.] hadis

hak : [< Ar.] 1. Allah 2. Doğru, hakikat

hakikat : [< Ar.] hakikat

hal : [< Ar.] hâl

hal : [< Ar.] hâl

halayık : [< Ar.] halk, yaratılmışlar

hali : [< Ar.] boş

halva : [< Ar.] helva

ham : [< Ar.] ham, çiğ

han : sultan

harc : [< Ar.] vergi

harir : [< Ar.] ipek

hatır : [< Ar.] hatır

hatun : [< Ar.] kadın

hazır : [< Ar.] hazır

hem : [< Fa.] hem

hemişe : [< Fa.] daima

hergiz : [< Fa.] asla

hidayet : [< Ar.] kurtuluş

hidmat : [< Ar.] hizmet

hikayet : [< Ar.] anlatma

hilafat : [< Ar.] hilafet

hilcat : [< Ar.] kaftan

hisab : [< Ar.] hesap

huma : [< Fa.] huma (anka) kuşu

husravlık : sultanlık

hünerlig : hünerli

hvace : [< Fa.] hoca

hvuş : [< Fa.] güzel, iyi, tatlı

hvuşnud : hoşnut

I-İ

ıd- : salmak, göndermek

ıgaç : bk. yıgaç

ıgla- : ağlamak

ıglagur- : ağlatmak

ınan- : güvenmek

ıñra- : inlemek, ağlamak

ısıg / ıssıg : sıcak

ıssıg : bk. ısıg

cışk : [< Ar.] aşk, sevgi

cibadat : [< Ar.] ibadet

iblis : şeytan

cibret : [< Ar.] ibret

iç : iç, karın

iç- : içmek

içegü : bağırsak

içre : içinde, bünyesinde

idi : 1. Allah 2. sahip

igit : yiğit

ikinçi : ikinci

ilgerü : ileri

iman : [< Ar.] iman

ini : küçük kardeş

iriz : cesur

iste- : aramak

isticdad : [< Ar.] istidat

iş : iş, hadise

işit- : işitmek

it : köpek (mec. aşağılık)

K

kacbe : [< Ar.] Kabe

kabila : [< Ar.] kabile

kabucag : kovuk, oyuk

kabul : [< Ar.] kabul

kaç : kaç (soru edatı)

kaç- : kaçmak

kaçan : ne zaman

kadagla- : tutmak

kadgu : kaygı

kadgulug : kaygılı

kafir : [< Ar.] kafir

kagan : kağan, han

kaganluk : kağanlık, hanlık

kagar : kar krş. kar

kagatır : katır

kakız : cesur

kakızluk : yiğitlik, cesurluk

kal- : kalmak

kalem : [< Ar.] kalem

kalık : pencere

kalkan : kalkan

kamag : [< Pers.] hep, baştan aşağı

kamil : [< Ar.] olgun, tam

kamug : [< Mo.] bütün

kan- : kanmak, doymak

kaña :? araba

kanat : kanat

kandın : nereden

kanı : hani

kapkara : kapkara

kapug : kapı, eşik

kapuluk : kapalı

kar : kar krş. kagar

kara : kara

karañguluk : karanlık

karı : karış

karı : yaşlı

kariban : [< Ar.] gariban

karşu : karşı

kart : ihtiyar

karundaş : kardeş

kasd : [< Ar.] kast

kaş : kaş

kat : yan, huzur

katıg : katı, sert

katıglan- : zahmet çekmek

kavl : söz

kavm : kavim

kawuş- : kavuşmak

kaydın : nereden

kaygu : kaygı

kayıt- : geri dönmek

kayna- : kaynamak

kayra : tekrar, yine

kayu : kim, hangi

kazan : kazan

kazuk : kazık

kèç : bk. keç

keç- / kèç- : geçmek

kèçe : bk. keçe

keçe / kèçe : gece

ked- : giymek

kedigle- : örtünmek

kèdin : sonra

kèdin- : giyinmek

kèdür- : giydirmek

kèl- : bk. kel

kel- / kèl- : gelmek

kèltür- : bk. keltür-

keltür- / kèltür- /

kètür- / ketür- : getirmek

kèmiş- : atmak, koymak, doldurmak, yarışmak,

toplanmak?

kendü : kendi

kèñeş- : bk. keñeş-

keñeş- / kèñeş- : danışmak, kararlaştırmak

kerek : gerek

kerek- : gerekmek

kes- : kesmek

kèt- : bk. Kit

ketür- : bk. keltür-

kèyik [k(è)y(i)k] : geyik

kıl : kıl, tel

kıl- : yapmak, etmek, kılmak

kılıç : kılıç

kımız : kımız

kırık : bk. kırk

kırk / kırık : kırk

kıssa : [< Ar.] hikâye

kıyandkat : gergedan

kız(1) : kız

kız(2) : nâdir

kızıl : bk. kızıl

kızıl / kızıl : kızıl

kiçig : küçük

kifayat : [< Ar.] yeterlik, iktidar, yararlık

kim(1) : kim (şahıs zamiri)

kim(2) : [< Fa.] kim (bağlama edatı)

kimerse : kişi, kimse

kin : misk kokusu

kir- : girmek

kiş : samur

kişi : kişi, adam

kit- / kèt- : gitmek kitab : [< Ar.] kitap

kizle- : gizlemek

kod- : koymak

kogulgurak : parlakça (kogulgu=parlak)

kol- : istemek

kon- : konmak, inmek, mola vermek

kop- : koşmak

kopar- : koparmak, kırmak

korı- : korumak

koruk- : korkmak

koy- : koymak

koyun : koyun

kögüs / kögüz : göğüs

kögüz : bk. kögüs

kök(1) : gök, mavi

kök(2) : gökyüzü

köl : göl

köñül : gönül

köp : çok

kör- : görmek; ?bakmak

körgür- : göstermek

körk : güzellik, iyilik

körklüg : güzel, iyi, gösterişli

körküt- : göstermek

körük : güzel

kötür- : götürmek

köz : bk. köz

köz / köz : göz

kudrat : [< Ar.] kudret

kudug : kuyu

kul : 1. kul 2. hizmetçi

kulaç : kulaç

kulak : kulak

kulan : katır, yaban eşeği

kumuz : kımız

kundakla- : kundaklamak

kurban : [< Ar.] kurban

kurban : [< Mo.] sadak, yay kabı

kurıkan : çadır

kurıltay : kurultay

kurtul- : kurtulmak

kurug : kuru

kuş : kuş

kut : saadet, devlet

kuzgun : kuzgun

küde- : gütmek

küded- : gözetlemek, korumak

kül- : gülmek

kültür- : güldürmek

kümüş : gümüş

kün(1) : gün, zaman

kün(2) : güneş

kün(3) : halk

kündüz : gündüz

M

ma / me : da, de (bağlama edatı)

magara : mağara

magrib : batı

maksud : [< Ar.] istek

mal : [< Ar.] mal, servet

malik : [< Ar.] sahip

maña : bana

macni : [< Ar.] mânâ

macsiyyat : [< Ar.] günah

maşrık : [< Ar.] doğu

matlub : [< Ar.] talep olunan, istenilen

mavla : mevla

me : bk. ma

mebadi : [< Ar.] ilkeler

meclis : [< Ar.] meclis, toplantı

mekan : [< Ar.] yer

melik : [< Ar.] Sultan

melike : [< Ar.] Hanım sultan

meñ : ben (siyah nokta)

men / mèn : ben

meñiz(1) : beniz

meñiz(2) : gibi

meñizlig(1) : benizli

meñizlig(2) : gibi

meñle- : ebedîleşmek

meşayih : [< Ar.] şeyhler

meşhur : [< Ar.] şöhretli

meşveret : [< Ar.] danışma

mevsuf : [< Ar.] vasfolunmuş

mihrab : [< Ar.] mihrap

miñ : bin

min- : binmek

moz : bk. boz

mören : ırmak

mu’min : mümin

muciban : [< Ar.] gerekenler, sebepler

mucciza : [< Ar.] mucize

muharram : [< Ar.] (Müslüman takviminde) önüncü ay

muhib : [< Ar.] seven

mukaddas : [< Ar.] mukaddes

mun-tèg : bunun gibi, böylece

muña : buna

muña : buna

munça : bunça

munda : burada

mundag : bunun gibi

mundın : buradan

mundun : buradan

munı : bunu

munkalib : [< Ar.] değişen

munlar : bunlar

muntèg : bunun gibi

munuñ-tèg : bunun gibi

murad : [< Ar.] istek, maksat

murassac : [< Ar.] değerli taşlarla süslenmiş

musallam : [< Ar.] herkes tarafından kabul edilmiş

musulman : [< Ar.] müslüman

musulmanlık : müslümanlık

mutmacin : [< Ar.] tatmin olmuş

muvahhid :

muz : buz

mübarek : [< Ar.] mübarek

mühlet : [< Ar.] süre

mülk : [< Ar.] mülk

müñüş : kıyı köşe

mürid : [< Ar.] tabi, bağlı

müşk : [< Fa.] misk

N

nazm : [< Ar.] şiir

ne / nè : ne

necat : [< Ar.] kurtuluş

neçe : bir kaç

nèçe : nice, nasıl, ne kadar

nèçeme : ne kadar çok

neçük : nasıl

nedamet : [< Ar.] pişmanlık

nèdin : neden

nefs : nefis

negü : ne

nelük : niçin, neden, nasıl

neme : eşya

neñ : nesne, şey

nepsiki : [< Pers.] peri

nèteg : nasıl

nèteg-kim : nitekim

netice : netice, sonuç

nevc : [< Ar.] tür, çeşit

nişan : [< Fa.] nişan, belirti

nöker : maiyet

nubuvvat : peygamberlik

nur : [< Ar.] nur

O-Ö

oglan : oğlan

ogul : evlat, erkek çocuk

oguz : (isim) Oğuz

oguz : ilk süz, ağız

ok(1) : ok

ok(2) : bizzat, tam (kuvvetlendirme edatı)

oku- : çağırmak, okumak

ol(1) : o (işaret sıfatı)

ol(2) : o (kişi ve işaret zamiri)

olar : onlar

oltur- / otur- : oturmak

olturt- : oturtmak

on : on

oñ : sağ

oña : ona

ordu : ordugâh, saray

orta : orta

osug : dalga, yol, tavır

oş : işte

oşbu : bu, işte bu

oşol : o, işte o

ot(1) : ot

ot(2) : ateş

oyaglık : uyanıklık?

oyna- : oynamak

ögren- : öğrenmek

ögüt : öğüt

ögüz : dere

öl- : ölmek

öldür- : bk. öltüröltür- / öldür- : öldürmek

ölüg : ölü

öñin : başka, başkası, diğeri

öñlük : yüz, çehre

öske- : özlemek

öte- : ödemek

ötrü : -den dolayı

öy : ev

öz : öz, can, ruh, kendi, nefs

P

para : [< Fa.] parça

parsi : [< Fa.] Farisi

paygambar : [< Fa.] haberci, peygamber

perde : [< Fa.] perde, musîki perdesi

pir : [< Fa.] pir, ihtiyar

R

ragbat : [< Ar.] istek

rahm : [< Ar.] merhamet

rast : [< Fa.] doğru

rasul : [< Ar.] resul

razi : [< Ar.] razı

renc : [< Fa.] zahmet

revan : [< Fa.] giden

risalat : [< Ar.] peygamberlik

riyazat : [< Ar.] dünya nimetlerinden uzak durma

riza : rıza, razı olma

roz-gar : [< Fa.] rüzgâr

rozi : [< Fa.] rızık, nasip

ruh : [< Ar.] ruh

S-Ş

sabab : [< Ar.] sebep

saç : saç

saç- : saçmak

safi : [< Ar.] saflık, temiz

sahaba : [< Ar.] sahabe

sahra : [< Ar.] kır

sakal : sakal

sakın- : 1. düşünmek

sakınç : düşünce, endişe

sakla- : saklamak, korumak

saklat- : saklatmak

sal- : salmak, bırakmak, göndermek

sala : [< Ar.] meydan okuma haykırışı

salah : [< Ar.] iyilik, doğruluk

saña : sana

sanagulugsız : sayısız (sana- =saymak)

sançış- : savaşmak, dövüşmek

saray : [< Fa.] ev, saray

sarı : yan, taraf

sarıg : sarı

sarun- : sarılmak

satgaş- : sataşmak

savab : [< Ar.] sevap

saz : [< Fa.] saz

sebeb : [< Ar.] sebep

secde : [< Ar.] secde

sefer : [< Ar.] yolculuk

sekkiz : sekiz

sèn : bk. sen

sen / sèn : sen

ser-gerdan : [< Fa.] başı dönmüş

serencam : [< Fa.] son

serv-kamet : [< Fa. + Ar.] servi boylu

sev- : sevmek

sevda : [< Ar.] sevda

sèvin- : bk. Sevin

sevin- / sèvin- : sevinmek

sèvinç : bk. sevinç

sevinç / sèvinç /

sevün- : sevinç

sevüglük : sevgili

sevün- : bk. Sevin

sıfat : [< Ar.] özellikler

sıñar : -e doğru

siñgir : zincifre

siz : siz

soguk : soğuk

sogurgu : vuruşma (sogur- = vuruşmak)

sohba : [< Ar.] dost

soñ : son, art, sonra

soñla- : tamamlamak

sor- : sormak

sorma : boza

söz : söz

sözle- : söylemek

sözleş- : 1. söyleşmek 2. sözleşmek

sözlet- : söyletmek

sug : bk suw

sultan : [< Ar.] sultan

suratlıg : suratlı

suw / sug / su : su

suyurka- : [< Çin.] takdim etmek; bağışlamak

süñük : kemik

sür- : sürmek, devam etmek

süt : süt

şagam : Şam

şah : [< Fa.] sultan

şahlık : sultanlık

şarr : [< Ar.] şer

şaş- : şaşmak

şehr : [< Fa.] şehir

şemc : [< Ar.] mum

şeref : [< Ar.] şeref

şericat : [< Ar.] şeriat, doğru yol

şeyh : [< Ar.] şeyh

şikayet : [< Ar.] şikayet

şine : masa

şirin : [< Fa.] şirin, tatlı

şol : şu

şuñkar : aladoğan

şük : [< Soğd.] sakin, sessiz

T

ta : tâ

tacala : [< Ar.] yüce

tacat : [< Ar.] ibadet

tabc : [< Ar.] vücut, beden

tabicin :[< Ar.] Sahabeleri görmüş olan müslümanlar.

tag : dağ

tagam : duvar

taguk : topuk tagurak : derhal, çabuk

taht : [< Fa.] taht

takı / dakı / dagı : yine, ve, dahi

tal : dal

tala : dolu, bütün

talaş- : münakaşa etmek

talay / taloy : [< Çin.] deniz

talic : [< Ar.] talih

talib : [< Ar.] istekli

taclim : [< Ar.] öğrenme, meşk

taloy : bk. talay

tam : tam

tamam : [< Ar.] tamam

tamga : damga

tamug : [< Soğd.] cehennem

tan- : inkar etmek

tañ(1) / çañ : tan

tañ(2) : acayip

tañla- : şaşırmak

tañrı : tanrı

tanuk : tanık

tap : istek; suç

tap- : bulmak

tapık / tapuk : ön

tapug : hizmet, huzur, eşik, kapı

tapuk : bk. tapık

tapun- / tapın- : tapınmak

tar- : dağıtmak tarı- : dağıtmak

tarıt- : çekmek

tarıtıg : hediye

tarlagusız : tarlasız (tarlagu=tarla)

tart- : kabul etmek

taş(1) : taş

taş(2) : dış

taşgaru / çaşgaru : dışarı

taşrif : teşrif

tay : dağ

tè- : bk. Te

te- / tè- : demek, söylemek

tedbir : [< Ar.] tedbir, çare

tèg : bk. teg

teg / /tèg / deg : gibi

teg- / tèg- : değmek

tègi : kadar

tegme / tègme : değme, eşsiz

tegrü : -a doğru, -a kadar

tègür- : bk. Tegür

tegür- / tègür- : ulaştırmak, sunmak

telim : çok

telwe : deli

temür / demür : demir

teñiz : deniz

teñri : Tanrı

tèp : diye

teriñ : derin

terkin : çabucak

tertib : [< Ar.] tertip

teslim : [< Ar.] teslim

tetür- : demek, dedirmek

tevfik : [< Ar.] yardım

tıñla- : dinlemek

tiktür- : dikdirmek

til : dil

tile- / dile- : dilemek

tilek : dilek

tiñle- : dinlemek

tirig : diri, canlı

tiş : diş

tişi : hanım

tog- : doğmak

togur- / dogur- : doğurmak

tokkuz : dokuz

tokuş- : çarpışmak

tokuşgu : çarpışma

tokuz : dokuz

toñ : bk. ton

ton / toñ : elbise

toy : toy

töl / döl : döl

töre : töre

törlüg : türlü

tört : dört

tufan : [< Ar.] tufan

tug : tuğ

tug- : doğmak

tumşuk : gaga

tuñluk : pencere

tur(1)- / dur- : durmak

tur(2)- : durmak (yardımcı fiil)

tur(3)- : ayağa kalkmak

tur(4)- : +dır

tusu : ganimet

tut- : tutmak

tutulunç : boğuşma

tutun- : tutunmak

tutuş- : tutuşmak

tüb : dip, esas

tüg : tüy

tükel : tamamen

tükellik : mükemmel

tülük : tüy

tülüklüg : tüylü

tün : gece; batı

tünle : geceleyin

türlüg : türlü

türlük : hayat

türtür- : dürdürmek

türük : Türk

tüş : düş

tüş- / düş- : düşmek, tesadüf etmek, uğramak

tüşimel : narin

tüşkür- : düşürmek

tüz : düz

tüz- : düzenlemek, kurmak

tüzün : asil

U-Ü

uç- : uçmak

uçmah : [< Soğd.] cennet

cud : [< Ar.] öd ağacı

ud : öküz

udı- : uyumak

udku : uyku

uftan- : utanmak

ugan : Tanrı

ugra- : ulaşmak

uk- : anlamak

ukgulug : anlayışlılık (< uk- = anlamak)

ul : temel, esas

ulaşu : daima, sürekli

ulug : ulu, büyük

ulug : yüce

umınç : ümit

una- : tasvip etmek

unut- : unutmak

ur- : vurmak, kurmak,

uran : savaş bağrışı

urug : tohum, nesil, döl

uruş : vuruşmak

uruşgu : vuruşma

uruşunç : vuruşma

us : akıl

uslug : uslu, akıllı

ustad : [< Fa.] üstad

uyku : uyku

uzun : uzun

uzunluk : uzunluk

üç : üç

üçegü : üçü

üçün : -den dolayı, için

üçün : için

üçünçü : üçüncü

üküş : çok

üküşrek : çokça

üleş- : üleşmek, paylaşmak

üleştür- : üleştirmek, pay etmek

ün : seda, avaz

ün- : yontmak

ünçü : inci

ünde- : çağırmak

üñür : mağara

üst : üst

üstad : [< Fa.] üstat

üze / üzre / üzere : üzerinde, üstünde

üzere : bk. üze

üzre : bk. üze

V

ve : ve

vefat : [< Ar.] ölüm

veli : [< Fa.] fakat, lakin

velikin : [< Fa.] fakat

vücud : [< Ar.] varlık

Y

ya : ya!

ya(1) : ya

ya(2) : yay

yagı : düşman

yagır : omuz

yahşı : çok iyi

yak : yan taraf

yaka : yaka

yakin : [< Ar.] kesin bilgi

yakşı : iyi

yakut : [< Ar.] yakut

yalawaç : [< Hwar.] peygamber

yalganla- : yalanlamak

yalguz / çalguz : yalnız

yaman : yaman, kötü

yan- (1) : geri dönmek

yan- (2) : yanmak

yana : yine

yañgak / yıñgak /

çañgak : yan taraf, yanak

yañlıg : gibi

yar : [< Fa.] sevgili, dost

yara- : yaramak

yaran : [< Fa.] dost

yarı- / yaru- : parlamak

yarıl- : yarılmak, parçalanmak

yari : [< Fa.] dostluk, yardım

yarlıg / çarlıg / çarlug : yarlık, ferman

yarlıka- : bağışlamak

yarmak : dirhem

yaru- : bk. yarıyaruk / çaruk : ışık

yaruklug : ışıklı

yaş : 1. gözyaşı 2. yaş

yaşıl : yeşil

yaşkı : yahşı, iyi

yat- : yatmak

yawlak : kötü

yay : yaz

yaz : ilkbahar

yazı : ova, çorak

yè- : yemek

yèg : iyi, daha iyi

yègrek : iyice

yèl : il, el

yemür- : devirmek

yene / yène : yine

yèr(1) : yer

yèr(2) : er

yèt- : 1. ulaşmak 2. kaybolmak

yèti : yedi

yetinç : yedinci

yètir- : bk. yètgür-

yetiz : tam, kesin

yètmiş : yetmiş

yètür- : bk. yètgür-

yıdıglık : kokulu

yıgaç(1) / ıgaç / agaç : ağaç

yıgaç(2) : 1. karış 2. fersah ?(= 455 mil= 56 kilometre)

yıgdur- : yığdırmak, toplatmak

yıl : yıl

yılkı : at sürüsü

yıñak : bk. yañak

yıpar : misk kokusu

yiber- : göndermek

yig : iyi

yigirmi : yirmi

yinçü : [< Çin.] inci

yit- : kaybolmak

yok : yok

yol / çol : yol

yolı : defa

yoluk- : karşılaşmak, rastlamak

yor- : tabir etmek

yön : yön, taraf

yöri- / yörü- / yürü- : yürümek

yörü- : bk. yöri-

yörügür- / yürügür- : yürütmek

yulduz : bk. yultuz

yultuz / yulduz : yıldız

yumşa- : göndermek

yurt : yurt

yügür- : hızla koşmak

yükle- : yüklemek

yüklüg : yüklü

yüñ : yün, tüy, telek

yüri- : bk. yöri

yürügür- : bk. Yörügür

yüz(1) : yüz

yüz(2) : yüz (sayı adı)

yüz(3) : zemin (yeryüzü)

Z

zacfaran : [< Ar.] zaferan

zag : [< Fa.] karga

zahir : [< Ar.] açık, âşikâr

zahm : [< Fa.] yara

zari : [< Fa.] ağlayıp inleme

zarif : [< Ar.] zarif

zarifluk : zariflik

zayic : [< Ar.] kayıp

zimrud : [< Ar.] zümrüt

zindan : [< Fa.] zindan

ziyarat : [< Ar.] ziyaret

zumra : [< Ar.] zümre

Powered by OrdaSoft!