RAHMET YOLLARI KESTİ 
Roman (Kemal Tahir, 1957)



░   Maraz Ali, Çerçi Süleyman Ağa’nın hizmetkârı, ayak uşağıdır. Henüz bıyıkları terlememiş, on altısında bir delikanlıdır. Eski bir “lüver”e (tabanca) sahiptir. Bütün amacı dağa çıkıp, ünlü bir eşkıyâ olmaktır. Özlemi, bir Alaman çıplağına kavuşmaktır. Tek endişesi vardır: Elindeki lüverin adama işleyip işlemediğini bilemez. Çerçi Süleyman Ağa durmaksızın onu yüreklendirmekte, ilerdeki işlerinde kullanmak için yetiştirmektedir.
     Sungurlulu Uzun İskender, eski bir eşkıyâdır. Önceleri Sarıca köyünde oturan Alevî dedesi Kasım Dede’nin yanında Alevîleri yıldırmak için fedai olarak dernek dernek gezmiş, sonra Sungurlu’ya yerleşmiştir. Kasım Dede ile Sarıca muhtarı Arif Ağa arasında sürtüşme vardır. Cumhuriyet rejimi, az da olsa, Kasım Dede’nin işlerini bozmuş, Alevîlik düzeni sürdürülmez olmuştur. Kasım Dede, eski işini rahatça sürdürebilmek için muhtarlığa oynamaktadır. Çerçi Süleyman Ağa, Kulveren köyünün tek tüccarıdır. O da Alevîdir. Hemen bütün köylüler ondan alışveriş ederler. Fakat, Kasım Dede yeni açtığı dükkânı ile onun müşterilerine el atmış, ona rakip olmuştur.
     Çerçi Süleyman Ağa, tilki gibi kurnaz bir adamdır. Bir taşla birçok kuş vurmak ister. Eski dostu Uzun İskender’i evinde ağırlar, onun kulağına kar suyu kaçırır. Sözde, Arif Ağa’nın on üç yaşındaki tek kızı ve tek mirasçısı Gülbeniz, Uzun İskender’e yangındır. Ona kuma olmaya bile razıdır. Arif Ağa’dan kızı istenir. Arif Ağa kızı verimkâr değildir, bakalım, bekleyelim der. İstidacı Bilal Efendi, Çerçi Süleyman Ağa’nın ve Uzun İskender’in can dostudur. Çerçi Süleyman Ağa ile kafa kafaya verip, bir plan yaparlar. Uzun İskender, Gülbeniz’i almak için, Arif Ağa da güya öyle istemektedir, Kasım Dede’yi basacak, ele geçirdiği paralara dokunmadan Çerçi Süleyman Ağa’ya getirecektir. Bu paralarla sürekçilik yapacaklardır.
     Uzun İskender’in yanına hizmetkârı Maraz Ali’yi katar. Uzun İskender’e bir filinta (tüfek) gönderir. Eski eşkıyâlardan Katır Adil (Sünni) ve Koca Zeynel de Uzun İskender tarafından kandırılır. Kasım Dede’ye baskın verirler, çok para kaldırırlar. Ama rahmet yolları keser, Yüksek Oluk boğazında hem Arif Ağa’nın, hem Kasım Dede’nin, hem muhtar Feyzi’nin tuzağına düşerler, yakalanıp Çorum hapishanesine gönderilirler. Maraz Ali özlemine kavuşur, endişesinin yersiz olduğunu anlar fakat hapse düşmekten kurtulamaz.
     Eski eşkıyâ hikâyelerini çok iyi bilen yazar, bu eseriyle sosyal gerçekçi köy romanının güzel örneklerinden birini verir. Başarılı tasvirler çizer. Halk dilini çok iyi işler. Eşkıyâlık için çıkış noktaları olarak; açlık, aptallık ve tembellik tezlerini ileri sürer. Cinaslı sözlere önem verir: “Rahmet” sözünü yağmur ve köylünün uyanışı anlamlarına gelecek biçimde kullanmıştır. Yüksek Oluk’taki vuruşmada katır adil, Sünni olduğu için öldürülmüştür gibi bir imaj, Alevî-Sünni çatışmalarını körüklemek gayesiyle ortaya atılmış bir işaret fişeği olabilir.
     Yazar yer yer, zaman kavramını çiğnemiş, Cumhuriyet’e rağmen, eski eşkıyâlık hikâyelerini anlattığı parçaların dışında da, Osmanlı devri havasını yaratmıştır. Köy kadınını bir seks aracı olarak görmesi de hatalı yönlerinden birisidir. Roman, uzun hacimli tutulduğundan olsa gerek, yer yer olay kahramanlarının adı unutularak, başka bir adla aynı kişiden söz edilmiştir. Bunu yazarın dalgınlığına veremeyiz.
     Kemal Tahir’in bur romanının kahramanları katıdır, kalleştir, kötüdür. Yazar bu tutumuyla sosyal gerçekçilik anlayışına ters düşmüştür. Ona göre; cumhuriyetle birlikte eşkıyâ dağdan şehre inmiş, kâh kazıkçı bir tüccar, kâh sevimli ya da sevimsiz bir memur olmuştur. Eşkıyâlık ölmemiş, gömlek değiştirmiştir.

Kaynak: Söke Ekspres
Powered by OrdaSoft!