Yazdır
Kategori: Haberler
Aslında bu yeni bir haber değil. Geçen hafta sosyal medyada yayıldı. Ardından bazı gazetelerde yayımlandı. Devlette ve medyada siyasi maksatla yayılan yalan haberleri sitemize sokmamak için bekledik ve araştırdık. Acı ama gerçekti. "Ecdadının mezar taşını okuyamayan"lardan şikayet edilirken okunması çok güç olan Osmanlı maliyesine ait belgeler başta olmak üzere Osmanlı devletinin çuvallarda tasnif edilmeyi bekleyen milyonlarca evrakını tasnif edip sayısal ortamda araştırmacıların hizmetine sunan uzmanlar dağıtılmıştı. Kimi Çevre Bakanlığına, kimi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne.

Arşivler bir milletin varlığının en önemli delilidir. Osmanlı devlet adamlarının büyük önem verdiği ve devletin hafızası olarak nitelendirdiği Osmanlı Arşivleri, Cumhuriyet döneminde uzun yıllar ihmal edilmiş, ancak 1986 yılında merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde büyük bir tasnif faaliyetine girişilmiştir. Bu yıldan itibaren üniversitelerin tarih, edebiyat, ilahiyat ve benzeri bölümlerinden mezun olmuş Osmanlıca bilen personel sınavla seçilerek istihdam edilmiştir. 1987 yılından bu yana depolarda bulunan yığınla evrakın tasnif edilmesi, özetlenmesi, kataloglanması, dijitalleştirilmesi ve restore edilmesi işlemleri başarıyla yürütülmüş, bugüne kadar 45 milyon evrakın tasnifi tamamlanmıştır.

İstanbul Valiliği ile Gülhane parkı arasındaki arşiv binası Kağıthane'deki yeni yerine taşındığında işi bilenler feryat etmişti ve beklenen olmuştu: Arşivi sel bastı. Yıl 2014'tü.

Osmanlı Arşivi'nin Kağıthanedeki binası

Araştırma salonu

Başvekalet/Başbakanlık Arşivi Umum Müdürlüğü adlı kurum, yeni kurulan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün çatısı altında "Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı" adıyla 2018 Temmuz'una kadar faaliyetlerini sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bünyesinde ilga edilen Başbakanlık ile birlikte Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı da ortadan kalktı.

24 Haziran Genel Seçimleri sonrası resmen geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha önce Başbakanlığa bağlı olan kurumlar yeniden yapılandırırken, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri de artık T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı olarak hizmet veriyor. Ancak Devlet Arşivleri Başkanlığı'nda son dönemde uzman arşivci kadrosundan çok sayıda ismin başka kurumlara atanması tarihçilerin tepkisini çekti.

Konuyu Yeni Şafak'taki köşesinden değerlendiren Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, “Osmanlı arşivi tamamıyla çözümlenmeden dünya tarihinin yazılamayacağını kaydeden Prof. Dr. Kurşun, arşivlerin bu kararla hafızasını yitirdiğini kaydederek; “Heyecanını yitirmiş, hizmet kalitesi düşmüş kurumu yenilemek; gençlere istihdam alanı açmak; Devlet Arşivleri'nin yeni hükümet sistemine adapte edilmesinde, -belki iyi niyetle bütün arşivleri bir araya toplamak için- daha güçlü merkezi bir idare kurmak hedeflenmiş olabilir. Ancak bunlar için çeyrek asırda yetişebilen uzmanların göz ardı edilmesi, bir çırpıda onlardan vazgeçilmesi nasıl izah edilebilir?” dedi.

Kurşun, “Uzatmadan bir örnek vereyim. Osmanlı arşivlerinde pek çok dilde belge vardır. Ama ağırlıklı olarak hâlâ okunmayı ve tanınmayı bekleyen milyonlarca belge Osmanlıca'dır. Osmanlıca ise çeşitli yazı usulleri ile kaleme alınır. Meselâ saraydan çıkan yazılar divanî, maliye kayıtları siyakat, meşihat yazıları ta'lik, bürokrasinin evrakı da rik'a ile yazılır. Makul zekâda bir kişi, matbu Osmanlıca'yı üç ayda, rık'a yazı çeşidini iki-üç yılda, divanî yazıyı çalışmasına bağlı olarak 4-5 yılda, siyakati ise ömrü boyunca sürekli öğrenir. Yaklaşık on yıl süren bu öğrenme süreci mutlaka bir usta nezaretinde olur.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı ise “Osmanlı Arşivleri 1980'lerde Hasan Celal Güzel'in müsteşarlığı sırasında önemli bir hamle yaptı. Bu tamamen onun kişiliği, çalışkanlığı ve sebatıyla ilgilidir. Bir anda sayısı onları, giderek birkaç yüzü bulan uzman alındı. Bu uzmanların peyderpey alınışı mesleğe ilgiyi uyandırdı. Hem Osmanlıca hem de yabancı dil bilen kimse pek azdır. Hatta arşiv araştırmacıları arasında bile Hariciye Nezareti'nin dili olan Fransızcayı ve Osmanlı belgelerini birlikte okumak sadece Sinan Kuneralp'te görülür diye biliriz. Uzmanlar zamanla doğrusu iyi yetiştiler.” dedi. Son düzenlemede arşivlerin herhangi bir bakanlığa değil Cumhurbaşkanlığı'na bağlanması doğrudur. Lakin açıklanmayan sebeplerle, Osmanlı arşivinde tasnif edilmeyi bekleyen hâlâ milyonlarca evrak dururken 200'e aşkın arşiv uzmanının mesleğin ihtisasıyla ilgisiz yere tayin edilmesi doğrusu sorgulanması gereken bir karar.

Ecdadın mezar taşını okumak kolay. Mufassal defterleri okuyacak adam kaç yılda yetişir?

1931 yılı Mayısında, asla affedilmesi ve unutulması mümkün olmayan bir gaflet neticesi, dünya arşivcilik tarihinde tek örnek olarak, Osmanlı dönemi arşiv malzemesi, millî hafızamızın bir bölümü, sorumsuz, kültür ve şuurdan habersiz bir iki kişinin gayretiyle kuru ot ve paçavra fiyatına, okkası üç kuruş on paraya Bulgaristan’a satıldı.

Tarihî evrakımız ot balyaları gibi çemberlenip vagonlarla Bulgaristan’a gönderilirken, bu durum Son Posta Gazetesi yazarı İbrahim Hakkı (Konyalı) tarafından tespit edilerek ilgili makamlara bildirildiyse de maalesef muvaffak olunamamıştır.

Daha sonra Muallim Cevdet (İnançalp) olayın takipçisi olarak dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye yazdığı bir mektup ile evrak satışının incelenerek, yapılan usulsüzlüğe son verilmesini istemiştir. Bununla beraber gazetelerdeki neşriyat ve Manisa Milletvekili Refik Şevket İnce’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdiği önerge üzerine, hükümet bu konuda teşebbüse geçerek;  Bulgaristan’a satılan evraktan bir kısmı ancak geri alınabilmiştir. Olaya sebep olanlar hakkında ise soruşturma açıldıysa da Recep Peker’in başbakanlığı döneminde çıkan umumî af sebebiyle, soruşturma dosyası kapanmıştır.

Osmanlı arşivi tarihinde üç ağır darbe:

1. Bulgaristan'a arşiv evrakının hurda kağıt olarak satışı
2. Sel baskını
3. Uzmanların dağıtılması.

Böyle zamanlarda şairin şu mısraları akla geliyor:

Heykelleri dağlar kesilip ufku yaranlar
Ecdadı kabirsiz uyuyan bir yeri görsün.
Efsanesi kaybolsa kıyamet koparanlar
Tarihi okkayla satan elleri görsün.