Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve etrafındakileri anlatan Menâkıbü’l-ârifîn adlı eserin yazarıdır. Asıl adı Ahmed olup daha çok Eflâkî olarak tanınır. Ârifî nisbesi ise Mevlânâ’nın oğlu Ulu Ârif Çelebi’ye intisabından gelmektedir. Eski kaynakların hiçbirinde ailesi, adı, doğum yeri ve tarihi hakkında bilgi yoktur. Hayatına dair bilgiler, Menâkıbü’l-ârifîn*deki kendisiyle ilgili dolaylı bilgilerden ibarettir. Sultan Veled’i (ö. 1312) gördüğüne ve 1360’ta öldüğüne göre, 1286-1291 yılları arasında doğduğu tahmin edilebilir. Ayrıca babasının Altın Orda Devleti’nin başşehri Saray’da öldüğünde kendisine büyük bir servetle birlikte kitaplar bıraktığına bakılarak da kültürlü bir aileden geldiği söylenebilir. Konya’da doğduğu, Ahî Nâtûr’un oğlu olduğu, İlhanlı Hükümdarı Keyhatu’nun 1291’de Konya’ya gelişinde orada bulunduğuna dair rivayetlerin (Sâkıb Dede, III, 5) gerçekle ilgisi yoktur.
     Eflâkî, muhtemelen tahsilinin bir kısmını doğduğu ülkede tamamladıktan sonra devrin kültür merkezlerinden biri olan Konya’ya gelmiştir. Burada Sirâceddin Mesnevîhan, Abdülmü’min Tokadî ve Nizâmeddin Erzincânî’nin talebesi olmuş, büyük bir ihtimalle bir astronomi âliminden ders almış ve gözlemle uğraştığı için kendisine Eflâkî nisbesi verilmiştir.
     Mevlânâ’nın oğlu Ulu Ârif Çelebi’ye (ö. 1316) intisap ederek ölümüne kadar yanından ayrılmayan Eflâkî, onun Azerbaycan ve Anadolu seyahatlerine katıldı. Şeyhinin isteği üzerine Menâkıbü’l-ârifîn’in ilk şekli olan Menâkıbü’l-ârifîn ve merâtibü’l-kâşifîn adlı eserini yazdı. Ulu Ârif Çelebi’nin ölümünden sonra türbedar olarak Âbid Çelebi’ye, onun ölümünden sonra da sırasıyla Vâcid, Şehzâde ve Emîr Âdil çelebilere intisap etti. Bu arada daha önce yazdığı menâkıbı, sadece Menâkıbü’l-ârifîn adı ile genişletmekle meşgul oldu. 30 Receb 761’de (16 Haziran 1360) vefat etti.
     Eflâkî’nin adı geçen eseri dışında ayrıca dört Türkçe gazeli vardır. Bunlar, Kilisli Rifat ve Veled Çelebi tarafından yayımlanan Dîvân-ı Türkî-i Sultan Veled’in sonunda birinci ilâve şeklinde basılmış olup (İstanbul 1341, s. 117-119) daha sonra Abdülbaki Gölpınarlı (Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik, s. 469-472) ve Feridun Nâfiz Uzluk (TDAY Belleten 1961, s. 291-296) tarafından yeni harflerle de yayımlanmıştır.

Powered by OrdaSoft!