816’da (1413) Herat’ta doğdu. İlk öğrenimini, Sultan Şâhruh’un saray imamı ve ordu kadısı olan babasından yaptı. Daha sonra Herat Medresesi’nde, her biri devrin tanınmış simaları arasında sayılan üç büyük kardeşinin en büyüğü olan Abdülkahhâr’ın da aralarında bulunduğu bazı hocalardan ilim tahsil etti.
     Abdürrezzâk önce babasından, daha sonra devrin büyük fıkıh ve hadis âlimi Şemseddin Muhammed el-Cezerî’den Sahîhayn’ı okuyarak hadis rivayeti için icâzet aldı. Henüz yirmi beş yaşında iken Adudüddin el-Îcî’nin nahve dair er-Risâletü’l-Adudiyye adlı eserinin “edat” ve “işaret isimleri” kısımlarına yazdığı şerhi Şâhruh’a ithaf ve takdim ederek sultanın teveccühünü kazandı ve sarayda sürekli oturma izni aldı. Bilgisinin genişliğini ortaya koyan bu küçük eser sayesinde Şâhruh’un ölümüne kadar onun hizmetinde bulundu. 1440 yılında rakipleri tarafından ilmî yetersizliği ileri sürüldü ise de bir âlimler heyeti huzurunda yapılan imtihandan başarıyla çıkınca mükâfat olarak kendisine aylık bağlandı ve ihsanda bulunuldu.
     Abdürrezzâk 1441’de Şâhruh tarafından Hindistan’a elçi olarak gönderildi. Yorucu ve tehlikeli bir yolculuktan sonra önce Kalikut’a, bir süre sonra da Vicayanagar’a giderek gerekli temasları yaptıktan sonra 1443’te Herat’a döndü. Yine elçi olarak 1446 yılında Gîlân’a gitti. Geri döner dönmez Şâhruh’un emriyle Mısır’a gönderilecek sefaret heyetinin başına getirildiyse de sultanın ölümü üzerine görevi iptal edildi. Sultan Şâhruh’un ölümünden sonra sıra ile Mirza Abdüllatif, Mirza Abdullah, Mirza Ebü’l-Kasım Bâbür ve Mirza Ebû Saîd’in hizmetlerinde bulundu. Bunlar arasında bilhassa Bâbür’ün iltifat ve teveccühünü kazandı. 1454’te Sultan Ebû Saîd’in hizmetine girdi. Aynı yıl Semerkant’taki şeyhi Hâce Nâsırüddin Ubeydullah’ı ziyaret etti. Bir müddet sonra Herat’a dönerek inzivaya çekildi. 1463’te Vezir Hâce Kutbüddin Tâvûs-i Simnânî, onu Herat’taki Şâhruh hankahının şeyhliğine tayin etti. Ölümüne kadar bu görevde kaldı. Vefatında aynı şehirdeki Fahreddin er-Râzî Kabristanı’na defnedildi.
     Abdürrezzâk es-Semerkandî, âlim ve şair, edebî zevk sahibi bir münşîdir. Meşhur tarihinin muhteva ve üslûbu bu hususu açıkça göstermektedir. 1304-1470 yılları arasında İran, Horasan ve Hindistan’da meydana gelen olayları anlatan Matlau’s-sadeyn* ve mecmau’l-bahreyn ile er-Risâletü’l-Adudiyye’ye yazdığı küçük şerhten başka, Herat ve civarının tarihi hakkında bir eser kaleme aldığını kendisi söylemektedir.

Powered by OrdaSoft!