Türkiye’nin her il ve ilçesi için olduğu gibi Kastamonu ve bazı ilçeleri için de Türk Edebiyatı’nın ünlü şairleriyle Kastamonulu şairler; ilin doğal güzelliklerini, kültürel-turistik zenginliklerini dile getiren birçok şiir yazmışlardır. Yard. Doç. Dr. M. Sani ADIGÜZEL, bazı eksikliklerle birlikte söz konusu şiirleri Şiirlerle Kastamonu (Kastamonu 1998, 106 s. Alp Yayınları) adlı bir kitapta toplamış, aynı kitap, genişletilerek ertesi yıl Kastamonu Belediyesi tarafından da basılmıştır.

     Edebiyatımızda ün yapmış şairlerden Ahmet Kutsi Tecer, Zeki Ömer Defne, Yavuz Bülent Bakiler, Rıfat Ilgaz, Mehmet Başaran, Fethi Tevetoğlu ve Osman Attilâ’nın Kastamonu’yla ilgili şiirleri ilk akla gelenlerdir. Ilgaz dağlarının ve ormanlarının güzelliği, doğal olarak pek çok şaire ilham vermiştir.

     Kastamonulu şairlerden iki âşığın Yorgansız Hakkı Bayraktar ile İhsan Ozanoğlu’nun “Kastamonu Destanı” adlı destan türündeki uzun şiirleri çok güzeldir.
Kastamonulu şairlerden Siyami Özel, İsmail Esen Büyükdağ, Tahsin Şentürk ve Halil Erdoğan Cengiz’in şiirleri de sanat bakımından diğerleri arasından sıyrılmaktadır. Mehmet Sayan, Sabri Tümkor, Emin Baydil ve İsmail Kara da Kastamonu ve ilçeleri üzerine en çok şiir yazan şairlerdendir.

     Hiç şüphesiz ki yüzü aşkın şiir arasından ilk beş şiiri seçmek oldukça güçtür. Bütün edebiyat bilgimi, sanat zevkimi zorlayarak, dostluk duygularını da bir yana bırakarak ilk ve ikinci beş şiiri seçmeye çalıştım. Başka arkadaşlar, elbette ki ayrı şiirler üzerinde tercihlerini kullanabilirler.

     Şiirleri seçerken iki ölçü kullandım. Birincisi sanat değerinin yüksek olması, ikincisi ise Kastamonu’yu iyi tanıtması, anlatması.

     İşte ilk beş şiir ve şairleri:

1. Bütün Kastamonu Taştan Sekili: Osman Attilâ:

     Osman Attilâ, bu şiiri 1975 yılında Kastamonu gezisi sırasında yazmış ve Hisar dergisinde (S. 138, 6/1975)yayımlamıştır. T. İş Bankasının 1995 yılında yayımladığı Kültür ve Sanat Dergisi Kastamonu Özel Sayısı’nda (S. 27) da bu şiiri, Hattat ve Ressam Etem Çalışkan’ın güzel yazısıyla bastırmıştım. Ne yazık ki, bu güzel şiir, Sani Adıgüzel’in antolojisine alınmamış. Bugün, Kastamonu’nun taştan sekileri kaldırılmış yerine beton dökme taşlar yerleştirilmiştir.

2. Ilgaz: Zeki Ömer Defne:

     Kastamonu Lisesi orta kısmında 1930’lu yıllarda Türkçe Öğretmenliği yapan şair, aslen Çankırılıdır. Ilgaz dağlarının küçük bir bölümü Çankırı sınırları içinde kalmaktadır. Ilgaz dağlarının, ormanlarının güzelliğini anlatan bir şiirdir. Tecer’in Ilgaz şiirinden (Adıgüzel, s. 64) daha güzeldir.

3. Kastamonu Delileri: Yavuz Bülent Bakiler: 

     Kastamonulu şair İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’nun damadı olan şair Bakiler’in bu şiiri (Adıgüzel; s. 14) sanat değeri ve Kastamonu’nun bir özelliğini dile getirmesi bakımından ilk beş şiir arasında değerlendirilmiştir.

4. Kastamonu Destanı: Âşık Yorgansız Hakkı Bayraktar:

     Kastamonulu halk şairlerinden “Yorgansız” lâkabıyla Ünlü Âşık Hakkı Bayraktar’ın (1899-1964) bu şiiri ilin bütün özelliklerini dile getirmektedir. Âşık Edebiyatımızın destan türüne güzel bir örnektir (Adıgüzel; s. 19).

5. Gasdamonum: İsmail Esen Büyükdağ:

     Araçlı şairin Kastamonu ağzıyla yazdığı bu şiir, Kastamonu’da en çok  okunan ve beğenilen şiirlerindendir (Adıgüzel; s. 22). Gurbette Kastamonu özlemini çok iyi dile getirmektedir.
     İlk beş şiirinden sonra, şu şiirlerin de en az öncekiler kadar güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim:

1. Kastamonu: Fethi Tevetoğlu (Adıgüzel; s. 50)
2. Parmaklığın Ötesinden: Rıfat Ilgaz (Adıgüzel; s.92)
3. Aşk Olsun Diye Yaşadık: Siyami Özel (Adıgüzel; s. 42)
4. Dağ Çizgisi: Mehmet Başaran (Başaran; 1969, s. 68)
5. Kastamonu Destanı: İhsan Ozanoğlu (Adıgüzel; s. 30)
Şimdi seçtiğim şiirleri sunuyorum.

1 BÜTÜN KASTAMONU TAŞTAN SEKİLİ

Deresi var, orta yeri köprülü;
Örter sabah-akşam eflâtun tülü,
Pencere pencere açılır gülü.
 Geçmiş zaman eleye eleye,
 “Eligüzel” Camii’nden baktım kaleye.
Haritaya bakan çok yakın sanır,
Sepetçioğlu, kalesine tırmanır!
Güzeli var kendisinden utanır.
 Kulaktan kulağadır söyleşmeler,
 Burda musluksuz akıyor çeşmeler.
Camilerle Nasrullah’ın yapısı,
“Eligüzel” Camii’nin kapısı,
Kastamonu şehrinin tapusu!
 Yolu dardır, Ilgaz Dağı dikili,
 Bütün Kastamonu taştan sekili.
Davulunda yeşil dağlar ses verir,
“Karayılan” topraktan nefes verir,
Evler güler, selâmı kafes verir.
 Esen rüzgâr, yağan karı kürüdü,
 Atatürk ki, şapka ile yürüdü.
Dereleri uslu-mazlum akıyor,
Çiçekleri garip garip bakıyor,
Bakışları şimşek şimşek çakıyor.
 Çarşıda, pazarda aradım onu,
 Tekrar geleceğim, bil Kastamonu!


Osman ATTİLÂ
(Hisar; S. 138, 6/1975, 13)
Kültür ve Sanat; S. 27, 9/1995, 12

 

2 ILGAZ

Yıldızlar çamlara değer de geçer,
Gün burdan başını eğer de geçer,
Sular dizlerini döğer de geçer.
Bir Ilgaz, er Ilgaz , yâr Ilgaz!..

Başında bir tavus tuğ gibi çamlar,
Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar,
Karşıdan bir zümrüt çığ gibi çamlar.
Bir Ilgaz, er Ilgaz , yâr Ilgaz!..

Dalı var; göklere yeşil direktir,
Gölü var; dağlara düşmüş yürektir,
Yolu var; içinde yitsem gerektir.
Bir Ilgaz, er Ilgaz , yâr Ilgaz!..


Zeki Ömer DEFNE
(Hüseyin Tuncer-İsmet Alpaslan, Şiirlerle
Türkiye, Ankara 1995, s. 216.)

3 KASTAMONU DELİLERİ

Siz de Kastamonu delilerini
Görebilseydiniz çok severdiniz.
Hâllerine bakıp şaşırırdınız
Ve: “Bunlar ne güzel deli!” derdiniz.

Deli Satiye’yi tanısaydınız
Anlardınız nedir esmer güzeli
Sırım gibi, boylu poslu, gamzeli...
Gönlünüzü usulca önüne sererdiniz.

Oynardınız bilirim Deli Ziya geçince
Mini Gıdısı Kadın’a ısınırdınız zamanla
Mohmoh Hüseyin’le, Mohmoh Hasan’la
Oturup yemek yerdiniz!

Sonra Deli Eşref’i görürdünüz karşıdan
Her adım başında “Ya sabır!” derdi...
Tayy-ı zaman tayy-ı mekân ederdi
Savulur giderdiniz!


Ne güzel, ne para, ne bark, ne gam!...
Dilendiği parayı en son kuruşuna dek
Fakire, fukaraya verirdi sevinerek
Siz de hâlinize şükrederdiniz
“Bunlar ne güzel deli!” derdiniz.

Yavuz Bülent BAKİLER
(M. Sani Adıgüzel; Şiirlerle Kastamonu, s. 14)

 

4 KASTAMONU DESTANI

Ormanı mubandır, suları berrak,
Lâtiftir havası Kastamonu’nun.
Yeşillik, çemenlik def eder merak
Bağ, bahçe safası Kastamonu’nun.

Tepeler arası mevkii vardır;
Asâr-ı atika kalesi vardır,
Civarı fabrika, değirmen, hızardır
Münbittir ovası Kastamonu’nun

Meşhurdur elması, üryani erik
Arpa, buğday, mısır, kendir ve çeltik
Yumurta, pastırma, kereste, tiftik
Biçilmez pahası Kastamonu’nun.

Mantar, çilek, kiren salep de biter
Ahalinin çoğu rençberlik eder
Yaz çalışır, eker, kışın da yatar,
Zükûr ve üna’sı Kastamonu’nun.


Tavşan, tilki,porsuk, keklikle sansar,
Zerdavayla kunduz, geyik, canavar
Bir haftada dört gün pazarı durar
Fazladır kurası Kastamonu’nun.

Ilgaz, Yaralıgöz ve Ballıdağlar
Her birinde ayrı ırmaklar çağlar
Elekdağlı kasnak, süpürge bağlar,
Vâsidir merası Kastamonu’nun

Balında, yağında hep kekik kokar,
Ortasından ufak bir de çay akar
Dörtte biri ise hep urgan yapar
Azdır avaresi Kastamonu’nun.

Ersil ile Toklu, İnci, Temeli
Yollarında söğüt, kavakla servi  
Çokları da çalar on iki telli
Bulunur efesi Kastamonu’nun.

Üç yazı, üç kışı, altı muhtelif,
Evleri sıkışık, üst üste girif
Odunu, kömürü olunmaz tarif
Bolcadır çırası Kastamonu’nun.

Çifte havuzlarla kayada evler
İsfendiyar, Sinan, Koçhisar Beyler
Cami kapıları hünerli derler
Yaptırmıştır ustası Kastamonu’nun.

Devrekâni’de bez, Germeç’te urgan
Daday’da yağ, yoğurt, Araç’ta soğan,
Tosya’nın ipliği şehrin sahtiyan
Yedidir kazası Kastamonu’nun.

Haddimce dolaştım Mısır’ı, Şam’ı
Dokuz tek, iki de çifte hamamı
Söylesin dillerde şöhreti, nâmı
Olunsun senâsı Kastamonu’nun.

Altı yüz on beştir tarih-i fethi
Vatan olduğundan değildir methi,
Sekiz yüz elli mesâha-i sathı
Şirindir yaylası Kastamonu’nun.

Bir hatıra olsun benim destanım
Okusun dinlesin ahbab, yâranım,
Doğdum ve büyüdüm anavatanım
Eğrek art yakası Kastamonu’nun.

Ahalisi sahi hem gözü toktur,
Zengini, ağası esnafı çoktur,
Benden başka da avanağı yoktur
HAKKI budalası Kastamonu’nun.

Hakkı BAYRAKTAR
(Derleyen: Mustafa Eski, Kastamonu Halk Şairi
Âşık Yorgansız Hakkı Bayraktar, s. 117-118-119)

 

5 GASDAMONU’M

Gastamonu deye yanıp duruyon,
Anam ayru, bubam ayru, köy ayru,
Gurbetin gahrını çekip duruyon,
Havam ayru, suyum ayru, aş ayru

Çıkdım gurbetlere hayli yıl oldu,
Bakduğum buzala çift öküz oldu,
Kel Eli’nin gızı el’e eş oldu,
Davul ayru, zurna ayru, hak ayru.

Gurbetçisin deye hor görüyola.
Dil gırıya diye çok söğüyola,
Gıravat dakınca bey sanıyola,
Beyle ayru, ağa ayru, biz ayru.

Bi lokma ekmeğe ayrulduk sizden,
Vallaha böyüklük beklenen bizden,
Özümüz, Araç’ın dağlık köyünden,
Dağım ayru, çamım ayru, yol ayru.

İsmail, hep ayru bu sağduyundan,
Her zaman köyünü araduğundan,
Köyün sevdasıyla avunduğundan,
Zabah ayru, ağşam ayru, gün ayru.


İsmail Esen BÜYÜKDAĞ
(Kastamonu gazetesi, Sayı:3203)

Powered by OrdaSoft!