ESERİN ADI :Beyaz Gemi
ESERİN YAZARI : Cengiz Aytmatov
YAYIN EVİ : Ötüken
BASIM YILI :1970


1.ESERİN KONUSU: Annesi ve babasını tarafından küçük yaşta dedesinin yanına bırakılmış bir çocuğun hayal dünyası ve babasına ulaşma isteği anlatılmaktadır.

2.ESERİN ÖZETİ

     o zamanlar Sovyetler Birliği bünyesinde olan Kırgızistan'da San Taş Vadisi, boğazların,yamaçların arasında ormana doğru uzanan bir bölgedir.Hemen yakınında Isık Gölü vardır.Vadide, orman koruculuğu yapan üç aile oturmaktadır.Orozkul ve karısı Bekey,Gülcemal ve kocası Seydahmet ,Mümin Dede ,nene ve onlarla beraber henüz yedi yaşına yeni girmiş küçük bir erkek çocuğu.Mümin Dede’nin her işe koşan ,kimseye itiraz etmeyen bir kişiliği vardır.Çok iyi huylu olmasından dolayı çevresindekiler tarafından pek sayılmamaktadır.İlk karısı ölmüş ve tekrar evlenmiştir.Kendisi Buğu aşiretindendir,bununla övünmektedir.Torununa anlattığı bir efsane vardır:
Efsaneye göre, çok eskilerden Yenisey kıyılarında yaşamakta olan kabileler varmış.Bunlar birbirleriyle savaşırlarmış.Bunlardan birisi olan Kırgızlar çok iyi savaşçı olmalarına rağmen birgün haince katledilmişler.Sadece küçük bir kız ve erkek çocuk canlı olarak kurtulmuş.Daha sonra çocuklar ölmek üzere iken bir buğu(maral,geyik) onları kurtarmış ve çok uzak diyarlara (Işık Gölü civarı) götürmüş.Bu iki çocuktan yeni bir kabile oluşmuş ve kendilerini buğu olarak adlandırmışlardır.
Bu nedenle, Maral Ana’nın dede ve çocuk için kutsal bir değeri vardır.
     Çocuğun okul çağı geldiği için dedesi ona güzel bir okul çantası almıştır.Okul çok uzak olduğu için dedsi onu hergün atıyla okula götürüp getirmektedir.Çocuğun annesi ve babası ayrılmışlar ayrıca vadiden şehre gitmişlerdir.Annesi Mümin’in küçük kızıdır.Büyük kızı Bekey’dir.
     Seydahmet söz dinler bir adamdır.Hiçbir şeye karışmayan,kimseyle tartışmayan bir kişiliği vardır.Güçlü kuvvetli olsada tembel bir insandır.Orozkul korucularının amiridir ve maaşlarını O’ndan almaktadırlar.Bu nedenle üç ailenin ipleri de Orozkul’un elindedir.Orozkul bunu çok iyi bilmekte ve çoğu zaman bunu kötüye kullanmaktadır.Yaylaya çıkmış olan koyun ve yılkıların çobanları ona sık sık ziyafet vermektedir.Bu nedenle bir çok kişiyi tanımaktadır ama bunlar çıkara dayalı dostluklardır.Çünkü, ovada ev kurmak isteyenlerden ağaca ihtiyacı olan gider ve ondan almaktadırlar.
     Orozkul iyi bir insan değildir.İçki içtiği zaman çocuğu olmadığı için karısı Bekey’i çok ağır döver, dengesiz bir insana dönüşmektedir.Ailede, çocuk ,dedesi hariç pek fazla sevilmemektedir.O’nun varlığından, yokluğundan çoğu zaman haberleri bile yoktur.Çocuk da onlara aldırış etmemektedir zaten.Sadece dedesine üzülmektedir.Çünkü ,diğerleri O’na saygı göstermemektedir.Özellikle Orozkul O yokmuş gibi davranmakta, çoğu zaman da azarlamaktadır.
     Çocuğun içinde kendine ait bir dünyası vardır. O’na göre nehir kenarındaki büyük kayaların kimisi tak kimisi kurttur .Dedesi yüzebilmesi için küçük bir gölet yapmıştır.Fırsat bulduğunda oraya gitmektedir.İki arkadaşı,can dostu vardır.
     Birisi dedesinin ona aldığı çanta ve diğeride dürbünüdür.Onlarla konuşup,onlarla sohbet etmektedir.Dürbünüyle dağları,ovaları,ormanı,gölü gözetlemeyi sevmektedir.Ama en çok beyaz gemiye ilgi duymaktadır.Hani şu gölde dolaşan, babasının çalıştığı gemiye.O öyle düşünür ve buna inanmaktadır..Birgün balık olup o gemiye gideceğini hayal etmektedir.Dedesi Maral efsanesini O’na da anlatmıştır.Ama dede ve çocuk haricinde diğerleri bu efsaneye aldırış etmemektedirler.
     Günler geçip gitmektedir.Orozkul içince kudurur ortalığı darmadağın eder,herkesin huzurunu kaçırırdı.Gene birisine ağaç sözü vermiştir.Ağacı kesmişlerdi ama onu ormandan getirmek hiçte kolay değildir.Mümin dede arkada, Orozkul önde ilerlemektedir.Ağaç bir an için kontrolden çıkar ve biraz yuvarlanır. O sırada Mümin yıllardır bölgede görülmeyen Maralları görür.Geri döndüklerine inanır.Hava soğuktur ve ağacın yola indirilmesi gerekmektedir.Çünkü,sahipleri akşama almaya gelecektir.Ama ağacı nehirden geçirirken ağaç sıkışır ve onu oradan çıkaramazlar.Ağacı alacak adamalar akşam olunca gelmişlerdir.Orozkul onları kendi evinde misafir eder.Sabaha hep birlikteağacı çıkarmaya giderler.Bu işi yaparlarken Maralları görürler.Yabancılardan biri avlanmayı teklif edince,Orozkul bunu kabul eder.Mümin dede ava engel olmak istemesine rağmen kimseye söz geçiremez.
     Maralları,bir kaç gün önce çocuk da görmüş ve bir sürü de hayal kurmuştur.
     Hava bu zamanlarda biraz kötüdür ve çocuğu da etkilemiştir.Çocuk evde yatmaktadır.Bir süre sonra dışarıdan gelen ayak sesleriyle uyanır.Bunun üzerine ayağa kalkar ve dışarıya çıkar.Evin önünde büyük bir ateş yakılmıştır.Avladıkları hayvanı parçalamaktadırlar.Çocuk hariç hepsi sarhoştur.Çocuk gördüklerine çok şaşırır.Aklından,’Yerde boylu boyunca uzanan Maral Ana değil mi?’ diye geçirir.Cevabı evettir.
     Dışarıdaki işleri bittikten sonra ziyafet için Orozkul’un evine giderler.Kimsenin çocuğa aldırış ettiği yoktur.O usulca nehire doğru yürümeye başlamıştır bile.Artık karar vermişti bu böyle olmayacaktı,babasının yanına gidecekti.Kendini bir balık edasıyla nehirin azgın sularına bırakır,Beyaz Gemiye ulaşacağını umarak,’Merhaba Beyaz Gemi ben geldim!’.

3.ESERİN ANA FİKRİ: İnsanoğlu iyiliğin ve iyilerin zaferi için kendisiyle dahi olsa her zaman savaşa hazır olmalıdır.

4.ESERDEKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

     Eserde kötüyü ve iyiyi temsil eden karakterler vardır. Orozkul kötüyü,çocuk iyiyi temsil etmektedir.hikayenin sonunda ,bildiğimiz sıradan sonlara zıt olarak kötü galip gelmektedir.Bu da hikayeye ayrı bir boyut kazandırmaktadır.Ama bu gibi yazılarda önemli olan kötü veya iyinin galip gelmesinden öte okuyucuya iyi olma bilincinin kazandırılmasıdır.
Bana göre,hikayede bir efsanenin yer alması olaylara farklı bir taraf kazandırıyor.Efsanede , Geyik Ananın bütün varolanların anası olduğu kabul ediliyor.İnsanoğlu zulümden nefret ettirilmeye çalışılıyor.İyiliğe kötülükle değil,iyilikle karşılık vermemiz isteniyor.
Mümin Dede’nin pasif kişiliği yetersiz kalıyor.Ama buna zıt olarak çocuğun kötülüğü kabul etmeyişi , onu ayrı bir varlık olarak kılıyor.
     Yazar Cengiz Aytmatov 'adsız oğlan' ve serüveninden Da Yayınlarının yayınladığı son baskıya yazdığı önsözde genişçe bahsediyor ;
"Beyaz Gemi 'deki 'adsız oğlan' , sadece benim yetiştiğim döneme mahsus bir tip değildir. Geleneğinden ve köklerinden kopartılmış nesillerin, dünyanın her tarafında yaşadıkları ve yaşayacakları büyük trajedinin kahramanlarından biridir. Dünyada her zaman vardı ve var olacaktır'adsız oğlan'lar. Ben Beyaz Gemi 'de bu kayıp nesillerin dramına işaret etmek istemiştim.Devir değişti artık; Soğuk Savaş'ın sıcak günlerinde değiliz. Kaybolan adsız oğlanları aramak ve bulmak için bugün daha fazla şansa sahip olduğumuzu düşünüyorum. Tıpkı , Orta Asya başta olmak üzere dünyanın her tarafına yayılmış olan bir okul ağının yaktığı ilim ve irfan ışığıyla bu kayıp nesillerin şahsında benim adsız oğlanımın izini takip etmeleri gibi örnekler dünya üzerinde giderek çoğalmakta. Vatanlarından binlerce kilometre uzaklara gitmekten çekinmeyen ve oralarda pek çok fedakarlığa katlanmayı göze alan genç insanların varlığına şahit olmak, beni günün birinde 'adsız oğlan' ların olmayacağı ve tek tek bulunacakları bir dünya konusunda iyimserliğe sevkediyor. Yarım asır önce yazılmış bulunan Beyaz Gemi'nin bu arayışa tutulan bir ışık olması, en büyük temennimdir.

5.ESER HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLERİM

     Eserde , yaşanabilecek olayların bir çocuğun gözüyle nasıl algılanıp yorumlanabileceğine tanık oluyoruz.Kitapta kötülüğün ve hayatın çocuğa karşı acımasızlığı söz konusudur.Bu nedenle olayların iyi anlaşılması ve çözümlenmesi gerekmektedir.
Yazar güzel bir üslupla yazmıştır.Anlaşılması zor olmayan fakat insanı düşünmeye itici olaylardöngüsü söz konusudur.
Cengiz Aytmatov’un insanı ve insanın duygu ve düşüncelerini dede-torun,masal-gerçek arasında kurduğu dramatik çerçevede ele alan ve tahlil eden şaheser bir hikayesidir.

6.ESERİN YAZARI HAKKINDA BİLGİ

CENGİZ AYTMATOV(1928-2008)
     Kırgız edebiyatının en tanınmış,belki de en çok sevilen yazarlarından biridir.
     İlk hikayelerini Kırgızistan Tarım Enstitüsü’nde okuduğu yıllarda yazıp yayımlamaya başlamıştır.1957’de Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir.
     Eserlerini Kırgızca ve Rusça yazan Aytmatov konularını genellikle yakın çevresinden seçer.Kırgız halkının 2.Dünya Savaşı yıllarında yaaşdığı acılı ve kederli olayları,sıradan kişileri,memurları,yaşlı köylüleri duyarlı,sevecen,içten,sevgi dolu bir yaklaşımla anlatmıştır.
     1958’de ilk uzun hikayesi "Cemile" yayımlandıktan kısa bir süre sonra, eserinin yabancı dillere çevrilmesiyle dünyaca tanınan bir yazar olmuştur.Dilimize ‘Öğretmen Duyşen’ adıyla da çevrilmiş olan ‘İlk Öğretmenim(1961)’ Aytmatov’un ülkemizde tanınıp sevilmesini sağlamıştır.
     1963’te Lenin Edebiyat Ödülü’nü alan yazarın toplumsal sorunları ele aldığı eserların başında ‘Hasat Yolu(1963)’ ve ‘Kopar Zincirlerini Gülsarı(1966)’ gelir.
     Aytmatov,çağdaş sorunların anlatımında , Kırgız destanlarının dilinden başarıyla yararlanmıştır.Aytmatov’un başeserı olarak değerlendirilen ‘Beyaz Gemi(1970)’,uzaklardaki babasını getirecek beyaz bir gemiyi bekleyen çocuğun hikayesidir.
     Eserlerinin çoğu Türkçe’ye de çevrilmiş olan Aytmatov’un bir Hikayesini "Selvi Boylum Al Yazmalım" adıyla yönetmen Atıf Yılmaz sinemaya uyarlamıştır.

Powered by OrdaSoft!