Yaşanmış veya yaşanması mümkün olabilen bir olayı anlatma; belli bir zaman ve yerde az sayıda kişinin başından geçen, gerçeğe uygun birtakım olayları anlatan ya da birkaç kişinin karakterini, tabiattan veya hayattan kısa anların tasvir edildiği; romandan kısa eserlere hikaye diyoruz.
     Hikâye bu kadar gerçekçi olmasına rağmen biz argoda "boş laf"lara da hikâye diyoruz nedense...
     Yaşanmış veya hayal mahsulü olsa da yaşanması mümkün olabilen  bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara denir. Hikâyede, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır.
     Konu tümüyle hayal ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Hayal ve gerçek bir arada da olur. Giriş, gelişme ve sonuç denilen üç bölümden oluşurlar.
     Olay hikâyelerinde genellikle hikayenin bir mühim kahramanı vardır. Her şey onun etrafında döner.
     Hikâye kısalığı ve kurgusuyla masala, kişilerin nitelendirilmesi, olup bitenlerin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikâyenin kısalığı, kişinin niteliğiyle anlatılan işler arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Hikâyenin çerçevesi, çoğu kez anlatıcının durumunu belirterek çizilir.

Hikâyeyi romandan ayıran özellikler:
-Kısa oluşu,
-Yalın bir olay örgüsüne sahip olması,
-Genellikle önemli bir olayı tek ve yoğun bir etki uyandırarak vermesi,
-Az sayıda karaktere yer vermesi.

Hacim yönünden hikâye çeşitleri:

1-Kısa hikayeler
2-Uzun hikayeler (Bu türe "kıssa" da diyebiliriz. Avrupai hikâyecilikten önce halk hikâyelerimiz genellikle bu türdendi.)

Kısa Hikayeler: Kısa hikâyelerin olay kahramanları sınırlıdır. Birkaç kişiyi geçmez. Olay örgüsü çok kısadır ve etkileyici olmak zorundadır. Tek bir konu üzerinde durulur.
Uzun Hikayeler: Hikâyeden biraz farlıdırlar. Birkaç bölüm halinde yazılabilirler. Olay kahramanları daha fazla olabilir. Birkaç olayın iç içe geçmesinden oluşabilir. Roman kadar karmaşık değildir, hikâye gibi de basit ve kısa değildir.

Muhteva yönünden hikaye çeşitleri:

1. Olay hikâyesi: Tamamen olay örgüsüne dayalı bir türdür, olay belli bir sonuca ulaşır. Olay hikâyelerinde merak öğeleri, ana düğüm, genellikle beklenmedik biçimde çözülür. Hikayedeki ana olay okuyucuyu etkileyecek bir sonuca ulaşır. Klasik olay hikâyelerinde ulaşılan bu sonuç sürpriz olmaz.-Dünya edebiyatındaki temsilcisi Guy De Maupassant olduğu için Maupassant tarzı hikaye de denir-Bizde Maupassant tarzı hikâyenin en büyük temsilcileri; Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay, Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin’ dir.Örnek metin; 087956′nın Sıfırı, Tarık Buğra
2. Durum hikâyesi: Yazarın bir plan yapma zorunluluğu yoktur. Durum hikâyelerinde serim, düğüm, çözüm düzeni, olay hikâyelerinden farklıdır. Olay hikâyelerinde önemli ve öncelikli olan merak öğesi, durum hikâyelerinde kişisel ve sosyal yorumlardan, duygu ve hayallerden sonra gelir.Durum hikâyelerinde belli bir düşünce güdülmez. Yazar kendi kişiliğini saklar. Durum hikâyelerinde hikâye kahramanları tam olarak tanıtılmaz. Kişilerin yaşam koşulları, zaman ve mekâna bağlı olarak, doğal anlatım içinde okuyucuya sezdirilir.-Dünya edebiyatındaki en büyük temsilcisi Anton Çehov olduğu için Çehov tarzı hikâye de denir-Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal ve Tarık Buğra yerli temsilcileridir. Örnek metin; Otlakçı, Memduh Şevket Esendal

Halk hikâyeleri: Halk hikâyeleri, konularını gerçek hayattaki -genellikle kavuşulamayan- aşklardan alan, hikayeci-âşıklar tarafından nazım-nesir karışık bir ifade tarzı ile dinleyicilere anlatılarak nesilden nesile aktarılan, yer yer masal ve destan özellikleri gösteren, sevgiliye kavuşma yolundaki maceraları anlatan hikayelerdir.Olayların geliştiği bölümler nesir, duyguların yoğun olarak anlatıldığı bölümler nazım şeklindedir. Hikâyelerden bazılarının yaratıcısının serüvende yer alan âşıklar olduğu ileri sürülür.Aşk konusunun işlendiği halk hikâyeleri ve kahramanlık konusunun işlendiği halk hikâyeleri olarak ikiye ayrılsa da, birçoğunda aşk ve kahramanlık iç içedir.
1-) Aşk Hikayeleri; Derdiyok ile Zülfüsiyah, Leyla ile Mecnun, Emrah ile Selvihan, Kerem ile Aslı, Gül ile Ali Şir, Gül ile Sitemkâr, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha vbg.
2-) Kahramanlık Hikayeleri; Köroğlu Kahramanlık Hikayeleri ( Köroğlu Kolları ), Kirmanşah, Beyböyrek, Eşref Bey, Salman Bey, Şah İsmail, Arslan Bey vbg.Fonksiyonu: Hikaye türünün en eski örnekleridirler ve destandan modern hikayeye geçişi sağlamışlardır.

Hikâyenin unsurları:

a- Olay: Hikâye kahramanının başından geçen olay ya da durumdur. Hikâyede temel öğe veya durumdur. Hikâyeler olay eksenli yazılardır. Hikâyelerde bir asıl olay bulunur. Ancak bazen bu asıl olayı tamamlayan yardımcı olaylara da rastlanabilir.
b- Mekan (Çevre): Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği çevre çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir. Olayın anlatımı sırasında verilen ayrıntılar çevre ve yer hakkında okuyucuya ipuçları verir.
c- Zaman: Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Hikâyeler geçmiş zamana göre (-di) anlatılır. Konu, yazarın kendi ağzından veya kahramanın ağzından anlatılır. Özellikle durum hikâyelerinde zaman açık olarak belirtilmez, sezdirilir. Hatta bu tür hikâyelerde zaman belli bir düzen içinde de olmayabilir. Olayın ve durumun son bulmasından başlayarak olay ya da durumun başına doğru bir anlatım ortaya konabilir.
d- Kişiler: Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz. Hikâyede kişiler sadece olayla ilgili “çalışkanlık, titizlik, korkaklık, tembellik” gibi tek yönleriyle anlatılır. Kişiler veya tipler, belli bir olay içinde gösterilir. Bu tiplerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Romanda olduğu gibi, kişilerin bütün yönleri verilmez. Bu bakımdan hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.
     Bu bilgiler ışığında kendi hikâyelerimizi yazmaya başlayabiliriz. Unutmayalım ki yazmadan önce bol bol okumamız gerekir. Türk hikâyeciliğinde zirve olan Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay ve Sait Faik Abasıyanık gibi daha bir çok yazarın hikâyelerini okumadan hikâyeyi dosdoğru anlamak ve yeni bir hikâye yazmak pek sağlıklı bir yol değildir.

Powered by OrdaSoft!