Eserin adından da anlaşılacağı üzere yazan veya söyledikleri daha sonra kaleme alınan, büyük Türk Bilgesi Dede Korkut’tur. Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Ayrıca Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir. Diğer bir rivayete göre o, Dede Korkut’un destanlarının ilk anlatıcısıdır.
     Günümüze kadar gelmemiş olan ve on iki epik hikâyeden oluşan Dede Korkut Kitabı’nın diğer adı Oğuz Destanı (Oğuzname)’dır. Kuzeydoğu Asya’daki Köktürk Devletini meydana getiren halklardan olan Oğuzlar, sonradan güneybatıya doğru göç ederek, X. yüzyılda Maveraünnehir ve civanndaki bozkırları yurt edinmişlerdir. Müslümanlığı kabul eden Oğuzlar, X. ve XI. yüzyıllarda, o zaman müslüman olmayan Kıpçaklarla sürekli olarak çarpışmışlardır. İşte Dede Korkut Kitabı, Oğuz boylannın Doğu Anadolu’da kendi aralanndaki veya Trabzon Rumları ve Kafkas Gürcüleri ile olan savaşlannı anlatır. Bu savaşlar, tahminlere göre, eski Oğuz Destanı’na yansımıştır.
Ozanlar olaylan defalarca yeniden saz eşliğinde söylemişlerse de en eski metinler kaybolmuştur. Elimizdeki metnin, Oğuzlar Ortadoğu’ya yerleştikten sonra, Osmanlılar devrinde Doğu Anadolu’da Erzurum bölgesinde, XV. yüzyıl sonunda yazıya geçirildiği tahmin ediliyor.
Eserin muhtevası:
1.Dirse Han Oğlu Boğaç Han
2.Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması
3.Bamsı Beyrek
4.Kazan Beg Oğlu Uraz Beg’in Tutsak Olması
5.Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
6.Kanlı Koca Oğlu Kan Turali
7.Kadılık Koca Oğlu Yegenek
8.Basatın Tepegöz’ü Öldürmesi
9.Begel Oğlu Emren
10.Uşun Koca Oğlu Seğrek
II.Salur Kazan’ın Tutsak Olması
12.Dış Oğuz’un iç Oğuz’a Asi Olması
     Oğuzların hükümdan “Hanlar Hanı” Bayındır Han, Banu Çiçek, Burla Hatun ve Selcen Hatun diğer kahramanlardır.

Örnek Bölümler

     “Peygamber Efendimiz zamanına yakın bir tarihte, Bayat boyunda Korkut Ata adında bir ermiş kişi yaşardı. Oğuz boyunun bilgini olan Korkut Ata, birçok olayı önceden sezme yeteneğine sahipti. Allah onun gönlüne birçok ilham verirdi. Korkut Ata, ileride hanlığın yeniden Kayı boyuna verileceğini ve kıyamete kadar hanlığın onlarda kalacağını söylerdi. Bununla da Osmanlıları kasdederdi. Nitekim dediği gibi oldu. Oğuz boyunda ne tür zorluklar ve meseleler olursa bu bilge kişiye danışılırdı. Oğuz boylarında herkes onun sözünü dinler ve eksiksiz kabul ederdi.
Allah Allah demeyince işler düzelmez.
Kadir Tann vermeyince kişi zengin olmaz.
Ezelden kaderde yazılmamışsa, kulun başına kaza gelmez.
Ecel gelmeyince kimse ölmez, ölen de dirilmez.
Çıkan can geri gelmez.
Bir kişinin kara dağ gibi malı olsa
Yığar yığar tekrar ister.
Nasibinden başka hiç kimse bir şey yiyemez.
Sular çağlayıp taşsa da deniz dolmaz.
Kibirlilik taslayanı Allah sevmez.
Gönlü yüce olan kişide servet durmaz.
Başkasının çocuğu sahiplenmekle oğul olmaz.
Büyüyünce çeker gider, gördüm demez.

Boğaç Han


       Hanlar Hanı Bayındır Han, yılda bir kere düzenlediği şölende Oğuz beyleriyle birlikte eğleniyordu. Şölen meydanında ziyafetler veriliyordu. Bu törende bir kenara çekilmiş kederli bir hâlde duran Dirse Han’ın tek isteği vardı: Bir erkek çocuk sahibi olmak.
     Şölen sonunda Dirse Han, dileğinin gerçekleşmesi için nice yoksulu doyurdu ve giydirdi. Kimsesizlere, yardıma muhtaçlara yardım etti. Nihayet kendisine dua edenlerin duası kabul oldu ve Allah’ın takdiriyle, Dirse Han’ın sevincine diyecek yoktu artık.
     Çocuk büyüdü ve günden güne gelişti. On beş yaşına gelince artık yaşıtlarından fark edilebilecek kadar iri yapılı ve kuvvetli hâle gelmişti. Dirse Han, Bayındır Han’ın ordusuna katılmış ve nice kahramanlıklar göstermiş gözü pek biriydi.
     Bayındır Han’ın iri yan bir boğası vardı. Boğa, sert taşa boynuz vursa, onu un gibi öğütür, paramparça ederdi. Bir yaz günüydü. Bayındır Han’ın adamları boğayı saraydan çıkararak meydana doğru getirmeye çalışıyordu. Üç kişi sağda, üçü de solda olmak üzere tam altı kişi boğanın boynunda demir zinciri sıkıca tutarak onu sürükleye sürükleye meydana doğru ilerledi. Meydanın başında boğa salıverildi. Meğer meydanın tam ortasında Dirse Han’ın oğlu ile üç arkadaşı oyun oynuyorlardı. Birden herkes bir ağızdan “Kaçın çocuklar!” diye bağırmaya başladı. Boğa hızla çocuklara doğru yönelmişti. Üç çocuk hızlıca kaçıp kurtulmayı başarmıştı. Ancak Dirse Han’ın oğlu ne yapacağını şaşırıp meydanın ortasında kalakaldı.
     Boğa öyle bir hızla çocuğa doğru yönelmişti ki herkes çocuğun boğa tarafından parçalanacağını zannetti. Çocuk kendinden emin bir şekilde yumruğunu boğanın alnına öyle bir vurdu ki boğa neye uğradığını anlayamadan gerisin geri gitti.
     İkinci hamleye hazırlanan boğa, alnının tam ortasına ikinci yumruğu da yedi. Boğanın alnına yumruğunu dayayan Dirse Han’ın oğlu, boğayı tepesi üstüne düşürerek bu mücadeleyi kazandı. Oğuz beyleri çocuğun başına toplanıp onu tebrik ettiler. Dirse Han’ın oğlu, o güne kadar bir yiğitlik yapmadığı için henüz bir isim almamıştı. Herkes onu Dirse Han’ın oğlu olarak çağırıyordu.
     Beyler “Dedem Korkut gelsin, bu oğlana ad koysun, babasına, beraberinde götürüp çocuğa beylik istesin.” dediler. Dede Korkut geldi ve çocuğu babasına götürerek şunları söyledi:
Hey Dirse Han, bu oğlana beylik ver,
Taht ver, bu erdemli çocuğa...
Boynu uzun bir çöl atı ver,
Biniti olsun, hünerlidir.
Ağıllardan gerisin geriye iterek meydandan çıkardı.
Armağan olsun erdemlidir.
Altın tuğlu büyük bir ev bu oğlana,
Gölge olsun erdemlidir.
Sırmalı cübbe ve elbise ver bu oğlana,
Kaftan olsun hünerlidir.
     Dede Korkut bu şiiri söyledikten sonra çocuğa dönerek: “Bayındır Han’ın ak meydanında bir boğa ile mücadele ederek onu yendin. Bunun için senin adın Boğaç olsun. Adını ben verdim, yaşını Allah versin.” dedi. O günden sonra Boğaç Han’a beylik verildi.

Dede Korkut’un Basat’a Duası

     Dedem Korkut, gelip gazi erenlerin başına gelenleri anlattı ve Basat’ı övdü:
“Karadağa vardığında aşıt versin!
Kanlı kanlı sulardan geçit versin!
Ve:
Yiğitçe kardeşinin kanını aldın!
Kalabalık Oğuz beylerini bundan kurtardın,
Kadir Mevla’m yüzünü ak etsin, Basat!” dedi.
“Ölüm vakti geldiğinde Allah temiz imandan ayırmasın,
Günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa(SAV)’nın
Yüzü suyu hürmetine bağışlasın!
Hanım hey!”

Powered by OrdaSoft!