Türk edebiyatı için onuncu yüzyıl öncesinden kalan kayda değer bir eser söz konusu değildir. Türk edebiyatına ait ilk önemli eser, Karahanlılar devrinde kelleme alınmıştır. 1070 yılında yazılan bu eserin ismi Kutadgu Bilig’dir. İslam tesirine giren Türklerin birkaç yüzyıl geçmeden böylesine bir sanat eseri kaleme alması bu konudaki kabiliyetlerinin en önemli göstergesidir.
     Eser, Yusuf Has Hacip tarafından 1070 yılında kaleme çilinmiş ve Doğu Karahanlı hükümdarına takdim edilmiştir. Yazar, eser için 18 ay uğraşmış ve 50 yaşında iken tamamlamıştır.
     Balasagunlu olduğu bilinen yazann; soylu bir aileden geldiği, bilginliği, seçkinliği ve faziletleri ile ün kazandığı görülmektedir. Devrin hükümdarı ondaki şairlik gücünü görmüş ve ona, kendi sarayında “Has Hacip” ünvanını vermiştir.
     Kutadgu Bilig, mesnevi tarzında kaleme alınmış 6645 beyittik bir siyasetnamedir. Eser, bütün klasik şark eserleri gibi Allah’a hamd, Peygambere ve dört halifeye övgü ile başlar. Ardından bahann güzelliklerini tasvir ile devam eden şair, usta bir şekilde bahar tasvirinden hükümdann övgüsüne geçer. İsminden de anlaşılacağı gibi eser, insana her iki dünyada, tam manasıyla kutlu olmak için lazım olan yolu göstermek maksadıyla kaleme alınmıştır.
     Eserde işlenen esas konu “ideal insan”dır. Şair, kendi devrinde ideal bir insanda bulunması gereken vasıflan şöyle sıralar: Bu insan, bütün kötü vasıflardan annmış ve iyi huy¬larla bezenmiş bir insandır. Allah’a sıkı sıkı bağlı, takva sahibi bir mümindir. Zamanının bütün ilim ve hünerlerini öğren¬miş bir âlim ve hâkimdir. Bütün alfabeleri ve dilleri bildiği gi¬bi şiir, belagat, hesap, hendese, tıp, vb. ilimlere vâkıf olmanın yanında okçuluk, avcılık, satranç vb. hünerlere sahiptir. Ada¬letten ve doğruluktan şaşmaz; ağırbaşlı ve alçak gönüllüdür. Hırsızlık yapmaz, yalan söylemez, içki içmez, dedikodu et¬mez. Son derece cömert ve iyilikseverdir. Etrafındaki insanla¬ra merhametli ve insaflı davranır. Adet ve geleneklere, görgü kurallanna uygun hareket eder.
     Her şeyden de önemlisi şair, bu ideal insan tipini soyut olarak ortaya koymaz; onu cemiyet içine yerleştirerek fertle¬rin diğer fertlerle ve devletle olan münasebetlerini inceler. Böylece eser, hem sosyoloji, hem de siyaset ilmi ile ilgili bir eser hâline gelir.
     Eserin yapısı da son derece dikkat çekicidir. Eser yan hikâye ve yan temsil tarzındadır. Arada hareketi hazırlayıcı ve izah edici monologlar ve canlı tabiat tasvirleri ile süslenmiş olan sahneler yerleştirilmiştir. Bu hâliyle o, öyle mükemmel bir üslup ve mimari içine yerleştirilmiştir ki bu malzemeye başka ne gibi bir şekil verilebileceğini düşünmek bile güçtür.
     Bu durumda Kutadgu Bilig’e yan hikâye, yan tiyatro tar¬zında kurulmuş alegorik, manzum bir mesnevidir diyebiliriz. Esas yapı, manzum hikâye şeklinde olmakla beraber şahısların karşılıklı konuşmaları esere tiyatro havası katmaktadır. Eserde hikmet ve nasihat üslubunun örnekleri de göze çarpar.
     Şair, hikâyesini, dört kavramı temsil eden dört şahsın karşılıklı konuşmalan üzerine kurmuştur. Bunlar hükümdar Kün Toğdı “adalet”, vezir Ay Toldı “baht”, vezirin oğlu Ögdil- miş “akıl”, vezirin kardeşi Odgurmış “akıbet” kavramlannı temsil etmektedir.
     Kutadgu Bilig'de Allah'a hamd ve sena bölümü (günümüzün Türkçesiyle):
"Allah adı ile söze başladım
Yaratan, besleyen, bağışlayan Rabb’im
Pek çok övgü ile binlerce sena
Kadir ve Allah’a yoktur fena
Kara yer, mavi gök, güneş, ay, gece,
O yarattı varlık, gündüz, zamane
Diledi, yarattı kamu mevcudu
Her dilediği “ol”deyince oldu
Tamamıyla muhtaçtır yaratılmış,
İhtiyaçsız Allah’tır ona yok eş
Ey güçlü, kadir, sonsuz, ihtiyaçsız Rabb’im!
Yakışmaz senden başkasına bu isim
Ululuk şenindir, büyüklük senin
Senden başka yok senin eşin, dengin
Ey bir Allah, sana şerik koşulmaz
Senden önce ve sonra hiçbir şey olmaz
Ey ihtiyaçsız Rabb’im bu muhtaç kulun
Şefkatle bağışla günahını bütün
Yalnız sana sığındım sensin ümidim
Muhtaç olduğum yerde sen tut elim."

     Kutadgu Bilig'de peygamberimize övgü (günümüzün Türkçesiyle):
"O getirdi Allahtan sana davet
Böyle doğru yola girdin ey yiğit
Atçısını annesini feda etti
Yol gösterdi tek dileğiyle ümmeti
Gündüz yemedi gece uyumadı
Seni diledi Rab’dan başka dilemedi
Seni diledi gece gündüz zahmetle
Onu öv sen şimdi rızasını dile
Bütün kayguyu oldu ümmet için
Kurtulmasını dilerdi rahat için"

     Kutadgu Bilig'de Devlet Yöneticilerine Öğütler (günümüzün Türkçesiyle):
Gönlün düz, özün temiz Rabb’e tapın
Halka şefkatli merhametli davran
Hevesine akıl ile hâkim ol
Nefsini bilgi ile tutup bastır
Vücudu düz dilersen hevesin boynunu kır
Heves ölünce vücudun eğrisi düzelir
Gayret et hevese esir olma
Heves ile nefis din hırsızıdır"

     Kutadgu Bilig'de Gençlere Nasihatler (günümüzün Türkçesiyle):
Sevinçle yürüyen ey güzel yiğit
Sözümü boş sanma gönülden işit
Gayret et şaşma doğruluk yolundan
Gençliğini heder etme faydalan
Aziz tut gençlik geçer senden hemen
Kaçar bu hayat nice sıkı tutsan
Sende varken gençliğin gücü henüz
Boş durma ibadet kıl aralıksız
Hasretim gençliğe pişmandır özüm
Pişmanlıktan fayda yok kestim sözüm
Kimin kırkı geçse ömrünün yılı
Veda eder ona gençliğin dili
Değirdi bana elini elli yaş
Kuzgun tüyüydü kuğuya döndü baş
Çağınr şimdi altmış bana gel deyü
Ecel pususu yoksa vardım oraya
Kimin yaşında tükenirse altmış
Tadı gider onun yazı olur kış
Uyan ey kır saçlı ölüme hazırla
Bu geçmiş gününe yas tut çığlıkla
Geçip gitti zaman günler boş yere
Geri kalan gününe tövbe dile
Ey ihtiyaçsız Rabb’im sonsuz hep diri
Ölüme yarattın bunca canlıları
Diliyorum senden bu sözlerle dua
Diri tut ömrümü uzat biraz daha
     Kutadgu Bilig şairine göre akıl bir meşaledir, kör için gözdür. Ölü vücut için can, dilsiz için sözdür. Bu dünya saadeti hiç de iyi bir şey değildir. İnsanı Tann’dan uzaklaştınr; din için asıl felaket budur.

 

Powered by OrdaSoft!