Bilindiği gibi, 2008 yılı UNESCO tarafından “Kaşgarlı Mahmut Yılı” olarak ilan edilmişti. Türk dünyasının kültür ve medeniyet mimarlarının başında gelen bu zatın memleketi olan Kaşgar, Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’ın çok önemli vilayetlerinden biridir.
     Türkiye’de, Türk dünyasında ve dünyanın bazı ülkelerinde Kaşgarlı Mahmut’u hatırlamak ve o'nun eşsiz eseri olan Divan-ı Lügat-it Türk’ü daha iyi tanımak ve tanıtmak adına çeşitli toplantılar düzenlendi. Yapılan bu etkinliklerle asıl maksada hangi ölçülerde erişilebildiği veya asıl maksadın ne olduğu ise yoruma açık hususlardır.
     Kaşgarlı Mahmut’un, Türk dünyasının ve bütün insanlığın ortak değerlerinden biri olduğuna hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Fakat 2008 yılını Kaşgarlı Mahmut yılı olarak ilan eden ülkelerin yetkililerinin Kaşgarlı Mahmut’un ülkesinde yaşanmakta olan sürgün, ırki aşağılama, ekonomik sömürü, soy kırım ve asimilasyonlar karşısında “üç maymun” tavrı içinde olmayı sürdürmeleri anlaşılır gibi değildir.
     Çünkü Kaşgarlı Mahmut her ne kadar doğmuş olduğu vilayeti ile anılıyor olsa da Kaşgarlı olmasının yanı sıra öncelikle Doğu Türkistanlı Anne ve babanın evladıdır.
      “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkelerinde çeşitli seviyelerde tertip edilen toplantılarla ve atılan nutuklarla geçiştirildi. En çok üzerinde durulan konu ise, kadın erkek eşitliği oldu. Ama ne yazık ki, takip edilebildiği kadarı ile kürsülerden beylik nutuklar atan ve kendilerine uzatılan mikrofonlara demeçler veren zevatın hiçbiri dünya kadınlar gününün gerçek anlamda ne ifade etmesi gerektiğinden çok uzak konuşmalar yaptılar.
     365 günün sadece bir gününde kadın haklarından söz ediliyor olmasının ne kadar cılız ve “laf olsun torba dolsun” kabilinden bir geçiştirme hareketi olduğu gayet açıktır. Fakat yılın bir gününde de olsa “8 Mart”ı vesile ederek Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’daki kadınlardan söz edilmiyor olması “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” adına yapılmış bir ayıptır. Çünkü dünyanın birçok ülkelerinde adına paneller, konferanslar ve çeşitli etkinlikler düzenlenen Kaşgarlı Mahmut’un ülkesinde Çin işgalcileri tarafından işlenmekte olan insanlık suçlarının görmezlikten gelinmesi ancak ve ancak bir samimiyetsizlik göstergesi olarak telakki edilebilir davranışlardır.
     Zira Kaşgarlı Mahmut’un ülkesinde bırakın kadın haklarından söz etmeyi, kadınlar insan yerine bile konulmamaktadır.
     Kaşgarlı Mahmut’un vatanında kadınlar en ağır ve fizik gücü gerektiren (Su kanalları açma, yol ve bina inşaatları, maden ocakları, taş ocaklarında taş kırma, akarsu yataklarının değiştirilmesi vs. gibi) çalışma ortamlarında günde 16 saat çalıştırılmaktadırlar. Üstelik de bu işlerin tamamında hiçbir makine ve iş kolaylaştırıcı alet edevat kullanılmaksızın tamamen el aleti olan kazma, kürek, ketmen(bir çeşit büyük çaplı çapa) ve balyoz kullanılmaktadır. Kaşgarlı Mahmut’un vatanında kadınların en kutsal hakkı olan anne olma hakları zoraki kürtajlara tabi tutulmak suretiyle ve gizli ilaçlar verilerek ellerinden alınmaktadır. Kaşgarlı Mahmut’un vatanında 15 ila 20 yaşları arasındaki yoksul çiftçi ailelerin kızları sözde “işgücü fazlası” addedilerek iş bulma vaadi ile Çin’ e götürülmekte ve kalabalık Çin nüfusu içerisinde asimilasyona tabi tutuluyorlar ve kötü yollara sevk ediliyorlar.
     Kaşgarlı Mahmut’un vatanı olan Doğu Türkistan’da sadece kadınların hakları gasp edilmekte olmayıp insanı insan yapan bütün değerler açıkça çiğnenmekte ve Kaşgarlı Mahmut’un soyundan olan Doğu Türkistan Türkleri alenen soykırıma uğratılmaktadırlar.
      Kaşgarlı Mahmut’a ve eşsiz eseri olan Divan-ı Lügat-it Türk’e sahip çıkma görüntüsü vermeye çalışanların o’nun doğum yeri olan Kaşgar’da ve bütün Doğu Türkistan sathında yaşanmakta olan insanlık dramına “şaşı” bakmaları insanlık adına oldukça düşündürücüdür.

Kaynak: http://www.hurgokbayrak.com

Powered by OrdaSoft!