[TATAR TÜRKÇESİYLE]


     Par At

Ciktirip par at, Kazan’ga tup-turı kittim karap
Captıra atlarnı küçir, sukkalap ta tartkalap

Kiç idi, şatlık bilen nurlar çeçip ay yaltırıy
İsken ekrin cil bilen yafrak, agaçlar kaltırıy

Her taraf tın. Uy miña tik elle ni cırlıy, ukıy
Nersedendir küz ilingen hem temam baskan yukı

Bir zaman açsam küzim, bir türli yap-yat kır kürem
Ah, bu nindiy ayrılu? Gumrimde bir tapkır kürem

Sav bul indi, huş behil bul, iy minim tugan cirim
Min bulay, şulay item, dip, türli uy kurgan cirim

Huş, gumir itken şeher! İndi yırakta kaldıgız
Ah! Tanış yurtlar, temam küzden de siz yugaldıgız

İç puşa, yana yürek, hesret içinde, uyda min
İçmasam, ipteş te yuk iç, tik ikev biz: Uy da min

Ah, günahım şumlıgı, bu kuçirı bik tın tagın
Cırlamıydır bir maturnıñ baldagın ya kalfagın!

Elle nersem yuk kibi, bir nerse yuk, bir nerse kim
Bar da bar, tik yuk tugannar, min yetim munda yetim

Munda bar da yat miña: Bu Miñgali, Bikmulla kim?
Bikmühemmet, Biktimir birsin de bilmiym, elle kim?

Sizden ayrılıp, tugannar! Cansız, uñaysız turu
Bu turu, eytirge mümkindir, kuyaş, aysız turu

Şundıy uylar birle taştay kattı-kitti başlarım
Cişme tüsli, ihtiyarsız aktı kitti yeşlerim

Bir tavış kildi kulakka, yañgıradı bir zaman
“Tur, şekirt! Cittik Kazan’ga, aldıbızda bit Kazan.”

Bu tavış bik açtı küñlim, şatlıgımnan can yana
“Eyde çap, kuçir, Kazan’ga! Atlarıñ kuv: Na! Na-na!”

Eyte irtengi namazga bik matur, muñlı azan
İy Kazan! Dertli Kazan! Muñlı Kazan! Nurlu Kazan!

Mundadır bizniñ babaylar türleri, puçmakları
Mundadır dertli künilniñ hurları, ucmahları

Munda hikmet, megriyfet hem munda gıyrfan, munda nur
Munda minim niçke bilim, cennetim hem munda hur.

 [TÜRKİYE TÜRKÇESİYLE]

 Çift At


Koşturup çift at, dosdoğru Kazan’a gidiyorum bakarak
Sürüyor atları arabacı, mahmuzlayıp tartaklayarak

Geceydi, sevinçle nurlar saçarak ay parlıyor
Esen hafif rüzgârda ağaçlar, yapraklar sallanıyor

Her taraf sessiz. Fikrim bana neler mırıldanıyor, okuyor
Nedense gözlerim ağırlaşıyor, tamamen uyku bastırıyor

Sonra gözümü açıyor, yabancı kırlar görüyorum
Ah bu nasıl ayrılık? Ömrümde sanki ilk defa görüyorum

Sağ ol, şen kal, affet, ey benim doğduğum yer
Benim türlü türlü hayaller kurduğum yer

Hoş ömür sürdüğüm şehir! Şimdi uzaklarda kaldı
Ah, tanıdık evler, büsbütün gözden kayboldu

İçim sıkılır, yanar yürek, kederli, düşüncedeyim
Bir tanecik arkadaş bile yok, yalnız ikimiz: Fikrim ve ben

Ah günahımın korkunçluğu, arabacı da pek sessiz
Söylemez “Bir güzelin yüzüğü ve kalpağı” türküsünü!

Sanki kimsem yok gibi, bir şey yok, bir şey ki
Var olan var, yalnız kardeşler yok, yetimim, yetim

Burada her şey yabancı bana, Binali, Bikmolla da kim?
Bikmuhammed, Biktimir, hiçbirini tanımıyorum, bunlar kim?

Sizden ayrılıp kardeşler, yurtsuz, güçlükle yaşamak
Güneşsiz, aysız yaşamak gibidir, bence

Bu düşüncelerle kaskatı kesildi başım
Seller gibi akıp gitti gözyaşlarım

Bir ses geldi kulağıma, yankılandı bir zaman
“Kalk, genç! Ulaştık Kazan’a, karşımızda Kazan.”

İçimi ferahlattı bu ses, sevincimden gönlüm coştu
Haydi, sür arabacı, Kazan’a! Atları sür, deh deh deh!”

Sabah namazı için, pek güzel, içli okunuyor ezan
Ey Kazan! Dertli Kazan! Dertli Kazan! Nurlu Kazan!

Buradadır atalarımın köşeleri, bucakları
Buradadır, dertli gönlün hurileri, cennetleri

Buradadır, hikmet, mârifet, irfan, buradadır nur
Buradadır, ince bellim, cennetim, buradadır hurim.

Powered by OrdaSoft!