Ana, ana keliyatır (geliyor)
Çora Batır kara katır (siyah ayakkabı)
Fesi cebim tolayatır (doluyor).

     Çora Batır (yiğit, kahraman) destanlaşmış Kırımlı bir kahramandır. Kırım, İdil, Kazak ve doğu Kafkasya'nın en fazla bilinen ve konuşulan destanıdır. Bilindiği gibi destanlar halk tarafından birçok değişikliğe uğratılarak diden dile ve ağızdan ağıza söylenerek gelir. Şairler tarafından işlenerek farklı şekillerde yorumlanır. Çora Batır destanı da iki şekilde anlatılır. Bunlardan biri Kırım Karasu pazar da Hasan Ortekin tarafından anlatılanı, diğeri de Eskişehirde Kırımdan göç eden ve Kara Kaya köyünde oturan halk tarafından anlatılandır.
     Başka bir "Çora Mirza" daha vardır ki: Kazan Hanı Şeyh Ali'nin Kazandan Moskova'ya kaçmasına yardım ettiği için ahali tarafından katledilmiştir. Maalesef bazı ansiklopediler de bu Çora Satırdan bahsetmektedirler. Bizim bahsettiğimiz destan kahramanı Çora batır ile ilgisi yoktur. Bahsedilen kahraman Mirza olmayıp halktan yetişen ve halk tarafından sevilen bir şahsiyettir.
     Olaylar 16. asırda Kırım'da başlar ve Kazan memleketinde ve ilinde devam eder. Bir zamanlar o topraklarda çok sayılan bir derebeyi vardı. Onun da çok sevdiği bir saklavu (kapıkulu) vardı. Narik idi.
     Bir gün uzak diyarlardan büyük bir kervan geldi. Narik bu kervana üç gün konak baylık etti. Kervanbaşı bundan çok memnun oldu. Aradan bir yıl geçti ve aynı kervan tekrar geldi. Tekrar derebeyin konuğu oldu. Ve geçen yıl kendisine konakbaylik eden Narik 'e Hindden, Yemenden hediyeler getirildi. Kurulan divanda Karacı beyleri ile Kapı kullan önünde gelen hediyeler Narik 'e verildi Bunun üzerine derebeyi de aşağı kalmamak için Narik' e hediye vermek istedi ve:
     "Kolum altındaki bütün ili gez, kendine münasip bir kız ara, kimi istersen sana alıp veririm, o da benden sana hediye olsun" dedi. Narik teşekkür etti.
     Narik idili, yayığı gezdi, hiçbir kız bulamadı. Bir gün bir köye geldi, kül ohasına (yığınına) çıktı, Oturup biraz dinlendi. Baktı bir kadın geldi. Obaya kül attı, ateşe tezek koydu Narik bunu gördü. "Kadı ateşi ezmedi, ayakların kızdırmadı, bundan haya tam imiş, kızı olsa alayık" diye düşündü. Ve bu kadının kızı olan Menli Aru Sulu'yu Narik'e aldılar. Ağalar beyler geldi toy düğün yaptılar, ak nikâh kıydılar.
     Derebeyi de Menli Aru Sulu'yu çok beğendi ve kalbine attı. Narik durumu öğrendi ve çok huzuru kaçtı, daha fazla kalamadı. Menli Aruvu aldı, Kırım'ın yolunu tuttu. Kokuşlu Kök Damada cemaat olup oturdu.
     Bir gece sabahı Menli Aru uyandığında;
     "Bu gece bir düş gördüm: iki ayağımın arasından bir ateş çıktı, bir ucu gökte bir ucu yerde idi. Çok uğraştılar, ateşi söndüremediler, gökte bir kara bulut peyda oldu, şiddetli yağmur yağdı, yağmur ateşi söndürdü. Kendi düşümü kendim tarif edeyim; ben bir erkek çocuk doğuracağım, gayet batır (yiğit) olacak. Hiçbir şey ona kar etmeyecek, onun eceli sudan olacak" dedi.
     Zamanı gelince Menli Aru erkek bir balacık dünyaya getirdi. Balacığm adını Çora koydu. 10 yıl geçti. Bir gün han'ın vergi toplayıcısı Ali Bey geldi. Çora Ali beyi evine getirdi. Koyunlar kesti, rakı, bal koydu. Ali bey yedi içti ve Çora' ya dedi:-"Kefe ilini gezdim vergi topladım, herkes benden korktu sen benden korkmadın ve beni evine davet ederek ikramlarda bulundun ben de senden vergi almayacağım." dedi. Ali bey han'a Çorayı anlattı. Han merak etti ve çağırttı, huzuruna çıkarttı. Han Çora Batır'ın bir başına baktı, bir ayağına baktı:-"sen küçük bir belasın batır değilsin. Ali bey batırdır. Bıyığını annesine bağlar, Ali;bey bin kişiye bedeldir. Sen kaç kişiye bedelsin" diye sordu.
     "Ben kendim gibi bir kişiye" diye cevap verdi Çora. Ve atına atladı evinin yolunu tuttu.
     Bu durum han'ın çok ağırına gitti ve 40 atlı gönderdi. Çora'yı aradılar, bulamayınca da ihtiyar Narik'e hakaret ettiler. Çora geldiğinde babasını ağiar buldu Han'a kötülük etmek istemedi.

 "Atanının adı sorasan
 Narik U'lu Çoraman
 Barır yerim sorasan
 Yedi hanlı Kazanga
 Kazak çıkıp baraman" dep ayttı.
     Çora Batır atına bindi, Kazan yolunu tuttu.
     Çora Satır atına bindi. Kazan yolunu tuttu. Kazan'a 3 günlük yol kaldıktan sonra havada bir sürü akkuş gördü.Çora bir ok attı,bir vurdu.Akkuş ve ok yere düşmedi- Ok gitti Kazan kalesinin kapısına saplandı.O sırada Kazanlı 40 yiğit bir akından kaleye dönüyorlardı. Merak ettiler ve oku kale kapısından çıkarmak istediler, çıkaramadılar, içlerinden biri,"Kırım'da Tama köyünden bir Çora batır çıkmış diyorlar. Bu ok herhalde onundur" dedi. Gün batarken bir atlının geldiğini gördüler, gelen Çora idi. Kendisi de okunu arıyordu. Kapı daki okunu tanıdı ve iki parmağı ile tutup oku kapıdan çıkardı. Tüm bulunanlar "Çora Batır sen olmalısın" dediler.
     Satırlar (yiğitler) Çora'nın geldiğini hemen Han'a haber verdiler. Ertesi gün büyük meydanda batırlar gösterisi vardı. Suyun Bike Hatun "Çora'nın yiğitliğini o zaman görürüz" dedi. O gün Çora çok iyi nişancı olduğunu ispat etti. Suyun Bike batırların hepsine kılıç, kalkan Çora'ya ise bir torba verdi Çora buna çok üzüldü ve çok kızdı.
     Ruslar Kazan'a hücum ettiler. Tüm batırlar muhare-oeye hazırlandı. Fakat Çora'nın hazırlanmadığı görüldü. Çora'ya sorduklarında "Suyun Bike Hatun herkese kılıç, kalkan bana da boş birtorba verdi" dedi. Suyun Bike bunu duyunca "aç da torba içinde ne olduğunu gör" dedi Çora torbayı açtı ve içinde katlanır bîr kılınç çıktı, Krlıncı görünce hemen atına atladı ve fırtına gibi Rus düşmanı üstüne gitti, hepsini darmadağın etti. Birkaç tanesini gördüklerini, geldikleri yerlerde anlatsınlar dîye serbest bıraktı.
     Çora Batır Kırım'ı ve ailesini çok özledi. Kırım'a döndü. Kız kardeşi Ay Sulu'yu Kuzıcak Oğlan ile evlendirdi. Çora Batır ve Kuzıcak Oğlan Kırım'da çok kalmadan Kazan'a döndüler.
     Ruslar birkaç defa Kazan'ı almaya çalıştılar. Başta Çora olmak üzere Kuzıcak Oğlan, Kul Muhammed Se-yid Barbolsun Oğlan Biv Bars Bek gibi Kazanlı kahramanlar buna müsade etmediler.
     Ruslar Çora'ya oyun için ona güzel bir Rus kızı gönderdiler. Bir süre sonra geri dönen kız Çora' dan bir erkek çocuk dünyaya getirdi ve Ruslar arasında büyüyüp yetişti.
     Ruslar onu da arasına alıp Kazan şehri önlerine getirdiler. Çora gene atına bindi ve Ruslarla savaştı. En sonunda bir Rus kalmıştı. Onunla yenişemedi. Sonunda gerçeği anladı.
     Ne oğlanı öldürmeyi ne de yenik dolaşmayı gururuna yediremedi. Çok koşmaktan atının ayaklan kızdı. Çora atını durduramadı at göle girdi. Çora Batır şu beyti söyleyerek suların içine gömüldü.

 Kazan aldı katlay katlay kar su
 Kamışlap tuşup idim saydır dep
 Teren kayda, say kayda
 Evvelki day dün kayda
 Kazan adlı sar kayda.

     Annesine Çora'nın ölüm haberi verilince "Hayır Ruslar benim çocuğumu öldüremezler söylediğinize inanmıyorum" dedi. "senin oğlun neden öldürülemez" diye sorulduğunda "Çora daha karnımdayken bir rüya görüp tabir etmiştim. Ona göre Çora'nın ölümü sudandır" diye cevap verdi. Menli Aru Sulu. Çora'nın boğulduğunu işitince öldüğüne inandı. Ağlamaya başladı.
     Kırım'da Çora Batır'a dair birçok hikâyeler, koşmalar, beytiler vardır. Bazı rivayetlere göre Çora Batır'ın ölmediği, Kaf dağında yaşadığı, orada Kırkların imamı olduğu vakti gelince Kırklarla beraber gelip vatanı KIRİM' ı kurtaracağı söylenir.
     Bir başka rivayete göre de, Çora Batır' ın batmış olduğu suyun kenarında ayakkabılarının durduğu, sudan çıktığı zaman onları giyeceği söylenir.

 Kaynak: Kınm dergisi, yıl:1 sayı 3
 Çora Batır, Hasan Ortekin, 1939
 Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu, Çora Batır, T.D.T.dergisi, sayı:1

Powered by OrdaSoft!