1789’da Napolyon Bonapart, Fıransa’da Direktüvar Hükümeti’nin kararıyla Mısır’ı işgale  başladığında burayı savunmak için gönderilen gönüllüler içerisinde Kavalalı Mehmet Ali Paşa da vardı. Kavalalı, Fıransızlar Mısır’dan çıkarıldıktan sonra orada kalan başıbozukların kumandanı oldu. Ardından Mısır’a gönderilen valilere karşı birkaç isyan çıkartarak onları atlattı; 1804’te kendisini Mısır’a vali atamayı başardı.
   1807’de İstanbul’u tehdit eden İngiliz donanmasını dönüşte Mısır’a geldiğinde donanmaya karşı koymakla Bab-ı Ali’nin teveccühünü kazandı. Mısır’da yönetimsel, tarımsal, askeri, iktisat gibi alanlarda reform hareketlerine girişti, bunlarda başarılı oldu. Güçlü orduyla donanmaya sahip oldu; bu ordu, donanmayla Vahabi, Kıbrıs, Girit isyanlarını bastırdı.
   Etniki Eterya’nın Mora’da başlattığı isyanı bastırmak görevi Bab-ı Ali tarafından Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya verilerek isyanları bastırdığı takdirde kendisine Girit’le Mora valilikleri vaat edildi. İsyanlar bastırıldı. Avrupa devletlerinin müdahalesiyle Osmanlı donanması Navarin’de yenilgiye uğrayıp 1829’da Gırekler (Yunanlılar) özgürlüklerini kazanınca Mora’nın Mehmet Ali Paşa’ya verilmesi imkânsızlaştı.
   Kavalalı böyle olunca Girit valiliğine ek olarak Suriye valiliğini istedi. Amacının Navarin’de yakılan donanmanın yerine Lübnan ormanlarından yararlanıp yeni bir donanma oluşturmak olduğunu bildirdiyse de Bab-ı Ali, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın büyük düşler peşinde olduğu yargısına vararak isteklerini hayırladığı (ret ettiği) gibi onu asi ilan etti.
   Asi ilan edilen Kavalalı Mehmet Ali Paşa, 1832’de hem karadan hem de denizden harekete geçti. Kısa sürede bütün Suriye’yle Kıbrıs’ı alarak Anadolu’da Kütahya’ya kadar vardı. Bunun üzerine Rusya Bab-ı Ali’ye yardım edince devreye İngiltere’yle Fıransa da girdi. 1833’te Kütahya Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya Suriye, Girit, Adana valilikleri verildi. İngiltere’ye gelince İngilizler, Hindistan yolu üzerinde, Doğu Akdeniz’de, Fıransa’nın çıkarlarına uygun davranan bir Mısır valisi istemediklerinden Osmanlı devletini valisine karşı kışkırtarak yeni bir buhran yaratıverdi. 1839’da Osmanlı ordularının Nizip’te yenilgiye uğramasıyla işi Avrupa sorunu haline getirdi.
   1840’ta durumu görüşmek için Londra’da bir konferans toplayan İngiltere, bu konferansta alınan kararları zorla Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya kabul ettirdi; Kıbrıs yeniden Osmanlı Devleti’ne geri verildi.
   Tüm bu yazılanlara göre demek ki Kıbrıs, 1832’den 1840 yılına dek, tam sekiz yıl, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yönetiminde kaldı.  

Kıbrıs’ta Persler
   İ. Ö. 1000 yıllarına doğru Hazar Denizi, Kafkaslar’dan gelen Hint- Avrupa kökenli atlı kavimler (Persler) İran topraklarına yerleşti. Bunlar küçük kırallıklar halinde Medler (Matalar)’e bağımlı olarak yönetilmekteydi. İ. Ö. 550’de Elam’daki Anshan Kıralı Persli II. Kiros (Kyrus, Sirüs, Keyhüsrev ya da Kayhusrav, Persçe Kuraş), Astiyages(İstavagu, Afrasdyab)’in egemenliğine başkaldırıp Medler’i, Pasargade Savaşı’nda yendi. Pers kabileleri bir ulus halinde birleşti. İ. Ö. 546’da Lidya Kıralı Kırezüs(Kıtoizos nam-ı diğer Karun)’ü yenen  II. Kiros, İ. Ö. 539’da II. Babil Kırallığı’nı ortadan kaldırdı. Hazar Denizi’nin doğusundaki bozkırlardan imparatorluğunun sınırlarına doğru sürekli akınlar düzenleyen Massagatesler(Masajetler, Sakalar)’le yaptığı bir savaşta Aşağı Oksus (Amuderya) Nehri Vadisi’nde İ.Ö. 530’da yaşamını yitirince yerine büyük oğlu II. Kambizes (Kambiz, Persçe Kambuzya) geçti. Kambizes de babasının izinden gitti. Suriye’de toplanan Pers ordusunun başına geçerek Mısır’a saldırdı.    
   Bu sıralarda Kıbrıs, Mısır egemenliğindeydi. Kıbrıslılar kendi istekleriyle Persler’in tarafını tutarak bir donanmayla Mısır seferine katıldılar. İ. Ö. 525’te yapılan savaşta Mısırlılar yenildi; Mısır, Persler tarafından zaptedildi. Böylece Kıbrıs’taki Mısır egemenliği son buldu, ada Pers egemenliğine geçti.
   Kıbrıs’taki kırallıklar Pers egemenliğinde olmalarına karşın zaman zaman isyanlar çıkardılar. İonya, Atina, Isparta; Kıbrıslılar’ın bu isyanlarında ya da savaşlarında taraf olarak görüldüyse de Kıbrıs’ı Pers egemenliğinden kurtarma çabaları başarısızlıkla sonlandı. Ta ki tarih sahnesine Makedonyalılar’la kıralları III. Aleksandros (nam-ı diğer Büyük İskender) çıkıversin. III. Aleksandros’a Tir (Sur)’i almasına yardımcı olan Kıbrıslılar (İ. Ö. 333/332) bu tarihten başlayarak Makedonyalılar’ın egemenliğine girdi.
   Pers döneminde adanın kuzeybatı kıyısındaki Marion kenti başta olmak üzere diğer kıyı kasabaları dışsatımla dışalımda kullanıldı. I. Evagoras döneminde bu olayın doruk noktasına ulaştığı, yapılan kazılarda bulunan altın eşyadaki zenginlikte görülmektedir. Evalton döneminde (İ. Ö. 560-525) olduğunca bu dönemde de gümüş sikkeler basıldı, I. Evagoras zamanında ilk kez Kıbrıs yazısı kullanıldı. Yine ilk kez Kıbrıs’ta altın parayı I. Evagoras bastı. 
   Bu egemenliği sırasında bu dönemden kalan en önemli yapı Vuni Sarayı’dır.

 St. Francis Kilisesi
  Gazimağusa’da Venedik Sarayı’nın kuzeyinde yer alan bu kilise şimdi harabe halindedir. İlk olarak İ. S. 1226’larda Kıbrıs’a gelip yerleşen, bir ara pek çok arazileri olan zengin Fıransisken mezhebi papazlarınca inşa edildi. En önemli kısımı 1314 -1474 yılları arasında tarihlenen mezar taşlarıyla güney şapeli olup içerisinde sunak da bulunan kısımdır. Bazı mezar taşlarında ölüyle ilgili tasvirler vardır. Cafer Paşa Hamamı bu kilisenin bir kenarındadır.


 St. Barnabas - St. Hilarion Kilisesi
  Güzelyurt (Omorfo) yakınındaki Peristerona’da dere kıyısında, Tırodos ana yolu yakınında 5 kubbeli Ortaçağ yapısıdır. Sonradan eklenen kısımları bulunmaktadır. XVI. yüzyılda yapılmış ikonlar, 1549’da onarılan ikon yeri görülmeğe değerdir. 
   Yöresinde Peristerona Camisi bulunmaktadır. 

Ölüm Şiiristanı
1.
Bilinmez nasıl nerde
Ya da ne zaman gelir
Ölüm denen bilmece

2.
Ölüm bir kelimedir
Yaşam karşıtı olan
Eşittir zengin fakir
Ölüm geldiği zaman

3.
Ölüm bir tesellidir
İnanan her kişiye
Bir kurtuluş gibidir
Ölen ezgi çekerse

4.
Gurbetteyken birisi
Güzel bir bahar günü
Ya da bir kış gecesi
Bir yağmur ince ince
Düşüverirken yere
Geliverir ölümü
Ve duymaz hiç kimsesi


5.
Yolculukta uçakta
Bir yalnız adam ölür
Yabancı bir toprakta
Fatihasız gömülür

6.
İşte düşünür biri
Atılan bir bombayla
Duruveriyor kalbi
Sonra bir ikincisi
Sıkılan bir kurşunla
Kesiliyor nefesi

Yaşıyor düşünceler
Ölümde yine zafer

Kaynak : Kıbrıs Gazetesi

Powered by OrdaSoft!