Azerbaycan yazılı edebiyatının en eski örneği M.Ö. VI yüzyılda Med (Midiya) devleti (MÖ VII-VI yüzyıllar) zamanında ortaya çıkmış ve müellifi Zerdüşt peygamber kabul edilen «Avesta» dır. Burada Azerbaycan halkının eski Azerbaycan türklerinin bakış açısı, iptidai insanın hayırla şerrin mücadelesi hakkındaki tasavvurları bedii aksini bulmuştur. Eski mitolojik bakış açısına dayalı Dede Korkut destanı miladdan sonrae IV-V yüzyıllarda yaratılmış ve XI yüzyılda «Kitabi-Dede Korkut» adı altında yazıya alınmıştır. Bilime bilinen nüsheler ise XVI yüzyılda yüzü aktarılmış elyazmalarıdır. Bu bedii sanat eserini ilk kez araştırmaya çekmiş alman oryantalisti Friedrich fon Ditsin göre, buradaki bazı mitolojik süjetler Eski Yunan'da oluşmuş benzeri süjetlerin oluşmasına (Tepegöz-Siklop) neden olmuştur. Azerbaycan topraklarında doğmuş ve yazısının tariXI V yüzyıla ulaşan Alban (arnavut) Edebiyatı da klasik yazılı edebiyatımızın kaynaklarından sayıla bilir. Örneğin, Alp Er Tongaya adanmış ağıya benziyor. VII-VIII yüzyıllarda Arapça yazmış Azerbaycan asıllı şairlerden Ebu Muhammed ibn. Beşşar, Musa Şehevat ve İsmail ibn Yesarın şiirleri eleştireli ruhu, orijinal sanatçılık özellikleri ile o dönem Arap poeziyasından belli derecede farklanıyor. Arap dilinde sanatsal eserler yazmak geleneği Azerbaycan şairleri arasında XI-XII yüzyıllara kadar devam etmiş, Hatip Tebrizi, Mesut bin Namdar gibi sanatçılar bu dilde Azerbaycan edebiyatını zenginleştiren sanat örnekleri yaratmışlar. XI yüzyıldan Getran Tebrizi'nin (1012-1088) yaratıcılığı ile Azerbaycan şiir okulu fars dilini (dari-deri dilini) kullanmayarak yeni gelişme aşamasına girmiştir. 1054 yılında Azerbaycan'da oğuz Türkleri Selcugilerin devlet kurmasıı bilimin, sanatın ve edebiyatın gelişmesine katkı vermekle birlikte, gelişmiş Türkçe konuşan Azerbaycan halkının oluşmasını da başa erdirmiş oldu. XI yüzyılın en büyük Azerbaycan şairlerinden olan Getran Tebrizi'nin eserlerinde Azerbaycan-Türk ruhu, Azerbaycan türk diline özgü olan birçok kelime ve yönler derin izlerini koymuştur. Şair bazen Arap ve Fars dillerinde gereken gafiyeni bulmakta zorlanırken ana diline başvuruyor. XII yüzyılda Azerbaycan edebiyatında bütünüyle Yakın ve Orta Doğu, aynı zamanda dünya edebiyatlarının sonraki gelişimine güçlü etki göstermiş şiir okulu kendi oluşmasını başa erdirmiş ve Hagani Şirvani, Nizami Gencevi gibi dünya çaplı korifeyler meydana gelmiştir. XII yüzyıl Azerbaycan devletlerinden Şirvanşahlar ve Atabeylerin kaygısı ile Ebu'l-üla Gencevi (1096-1159), Mehseti Gencevi (1089-1183), Feleki Şirvani (1126-1160), Mücireddin Beylegani (? -1190) yaşamış ve yaratmışlar.

Ortaçağ Azerbaycan Edebiyatı

     XIII yüzyıldan başlayarak, objektif tarihi gerçekligin etkisi altında Azerbaycan topraklarında esasen bu döneme kadar Arap ve Fars dillerinde oluşturulan Azerbaycan yazılı  edebiyatında doğma dilde yazan şair ve sanatçıların sayısı gittikce artıyor. Bu zamandan Azerbaycan edebiyatının eski dönemi bitiyor ve ortaçağ dönemi başlıyor. İzzeddin Hesenoğlu ve Şeyh Sefieddin Erdebili gibi lirik şairler komşu halklarda olduğu gibi, sufi-mistik düşüncelerini içeren lirik ve epik dörtlüklerden daha çok, canlı yaşamla ilgili manzum hikaye örnekleri yazamağa öncelik veriyorlar. Hesenoğlunun Türkçe yazdığı üç gazeli, Şeyh Sefinin küçük bir divanı bu dönemin anadilli Edebiyatı hakkında olgun fikir oluşturur, gelecek büyük şiirin temelinin sağlam koyulduğundan haber veriyor. Bütün XIII yüzyılı, XIV yüzyılın ilk onyıllıklarını yaşayıp uzun bir dönem yaratıcılıkla uğraşmış Güney Azerbaycan şairi Hümam Tebrizi (1201-1314) de bu dönemin önemli devlet adamı ve yetenekli şairlerinden biri olmuştur. Azerbaycan edebiyatında daha çok tasavvuf akımının (ekolunun) önemli temsilcisi gibi tanınmış Şeyh Mahmud Şebüsterinin (1287-1320) nesir (düzyazı) ve nazımla yazdığı birçok eserleri sırasında «Gülşeni-raz» manzum hekayesi dikkati daha çok çeker. XIV yüzyılda Suli Fakih ve Mustafa Zerir gibi Azerbaycan şairleri de Kur'an motifleri üzerine kurulmuş «Yusuf ve Züleyha» konusunda ana dilinde eserler yaratmışlardır. Aynı yüzyılın sanatkârı Yusuf Meddahın «Verga ve Gülşa» manzum hikayesi de anadilli epik şiirin güzel örneklerinden sayılabilir.
Fars dilinde yazmış ünlü Azerbaycan şair ve düşünürleri - Nasiruddin Tusi (1201-1274), Marağalı Övhedi (1274-1338), Arif Erdebili (1311 -) daha fazla Nizami geleneklerine söykenmişler. «Ahlaki-Nasiri» gibi temelli ahlaki ve didaktik  bir eserin yazarı olarak Nasiraddin Tusi'nin bilimsel-felsefi mirası yanında, edebi-bedii eserleri de mevcuttur. XIV yüzyılın şair ve hükümdarı Gazi Burhaneddin'in yaratıcılığını (1314-1398) İngiliz oryantalisti Eduard Braun türk edebiyatında laik  şiirin ilk örneği ilan ederek yüksek değerlendirmiştir. Gazi Burhaneddin'in «Divan» ında Hesenoğlu ve Şeyh Sefi yaratıcılığında şekillenmeye başlamış Azerbaycan bedii türk dili yüksek aşamaya ulaşmıştır. Gazi Burhaneddin'in yaratıcılığında ilk defa sırf türk şiirsel janrlarından olan tuyuglar kullanılmıştır. Bu dönemde edebiyatta ve sosyal-siyasi görüşte oluşmuş insancıllık (humanizm) prensipleri özellikle Seyyid İmadeddin Nesimi (1369-1417) yaratıcılığında kendi zirvesine ulaşmıştır. XV yüzyıl Azerbaycan edebiyatında kronolojik ve sanatçılık açısından Gazi ve Nesimi zirveleriyle Hatai ve Füzuli zirveleri arasında geçiş aşamasıdır, yaani onları birleşdiren bagdır. Halili, Hamidi, Kişverî, Hakiki, Süruri gibi genellikle ana dili olan Azerbaycan türk dilinde, Şah Kasim Envar, Bedir Şirvani gibi  ve daha çok Fars dilinde yazmış sanatçılar bu yüzyılın edebi manzarasını belli ediyorlardı. Bu şairler arasında Karakoyunlu hükümdarı Cahanşah Hakikinin (hükümdarlık yılları1436-1467) isminin altını çizmek gerekir. XV yüzyıl Azerbaycan edebiyatının en büyük temsilcilerinden biri de Nimetullah Kişverî olmuştur. Şiir dili alanında, orijinal şiirsel karakterler kullanmakla  Kişverî Azerbaycan edebiyatında benzersiz pozisyon tutuyor. Hebibi, Şah Kasim, Süruri gibi bu dönem şairlerinin yaratıcılığı Hatai ve Füzuli poeziyasının oluşmasında güçlü bir temel-zemin rolünü oynamıştır.  XV yüzyıl Azerbaycan edebiyatında bu zamana kadar başka Türk halklarının edebi ve konuşma diliyle bir çok açıdan ortak olan Azerbaycan edebi türk dili kendi ayırıcı özelliklerini alde ediyor ve XVI yüzyıldan başlayarak bağımsız bir edebiyat gibi kendi geleneklerini oluşturuyor. Özellikle XVI yüzyıl Bağdat edebi ortamı milli şiirin gelişmesine gösterdiği büyük etkiyle farklandırıla bilir. XVI yüzyıl tezkirecisi Eski Bağdâdî'nin «Gülşeni-şüera» («Şairler gülşeni»), Şah Abbas'ın kitapcısı Sadık Bey Sittikinin «Mecmeul-hevas» («Seçilmişler meclisi») tezkirelerinde o dönemin Bağdat edebi ortamında yetişmiş bir takım şairlerin adları gecir ki, bunların da Füzuli dehasının yetişmesnde oynadığı büyük rolü inkar edilemez. XII-XVI yüzyıllar Azerbaycan edebiyatında Rönesans (intibah) düşüncelerinin Nizamiden sonraki zirvesi - Batı oryantalizminde «kalp (yürek) şairi» olarak bilinen Muhammed Füzulidir. Füzuli sadece Azerbaycan'da değil, Türk dilinin, özellikle oğuz türkcesinin anlaşıldığı büyük bir coğrafi-etnik mekanda şimdiye kadar sevilerek- okunan şair sanatçılardan biridir. Irakta, Türkiyede, Tataristanda, Özbekistanda, Türkmenistanda Füzuli'nin eserleri günümüze kadar popüler olarak kalmaktadır, türkler hep onu sever, okuyar ve öyrener. Belirtmek gerekir ki, Füzuli sanatı esassız ve temelsiz yaranmamışdır, onun oluşmasına komple bir zaman dilimi içinde görkemli şair sanatçıların yaratıcılığı yardım etmiştir. Bunların arasında Füzuli'nin büyük çağdaşı ve belli olduğu kadar yardımçısı ve heyriyyecisi Büyük Azerbaycan devlet adamı ve şairi Şah İsmail Hatainin (1487-1524) özel bir yeri vardır. Şah İsmail Hatayi Azerbaycan'ın sosyo-politik tarihinde özəl rol oynamış bir sülalenin banisidir. Hatai şair-hükümdar olarak kendi selefleri Gazi Burhaneddin ve Mirza Cahanşah Hegiginin şiirsel geleneklerini devam etdirmiş ve geliştirmiş, toplam otuz altı yıllık kısa ömrü boyunca hetta yeni bir muhteşem Azerbaycan devletini kurmuş ve genişletmiş, hem de Azerbaycan türk dilini resmi dil ilan ederek edebiyatın ana dilinde gelişiminde müstesna rol oynamıştır. XVI-XVII yüzyıllar Azerbaycan edebiyatında hem de Ortaçağ sevgi ve kahramanlık dastanlarının oluşumu dönemi olarak biliniyor. Füzuli'nin yazılı şiirde elde ettiği başarıyı hemen hemen aynı düzeyde sözlü halk yaratıcılığının Gurbani, Aşık Abbas Tufarganlı, Hasta Kasım gibi temsilcilerinin yaratıcılığında görüyoruz. «Aşık Garip», «Abbas ve Gülgez», «Aslı ve Kerem» gibi mükemmel muhabbet destanları, «Kitab-Dedem Korkut» un layıklı devamcısı olan «Köroğlu» kahramanlık destanı dab bu dönemde oluşmuş ve halk sanatçılarının, ozanların repertuvarında gözükyor.
XVII-XVIII yüzyıllarda Azerbaycan Edebiyatı esasen sözlü halk yaratıcılığının temsilcileri olan ozan-aşıg eserlerinin etkisi altında canlı yaşama, halk diline daha da yaklaşıyor, Azerbaycan şiirinde gerçekciliye geçiş döneminin temeli koyulmuş oluyor. Bu dönemde şiirde Füzuli gelenekleri henüz yeterince güçlü olsa da, artık bu cazibeden kurtulmak girişimleri kendini Saib Tebrizî, Gövsi Tebrizi gibi sanatçıların yaratıcılığında gösteriyor. XVIII yüzyılda Şirvan edebi ortamının yetiştirmiş oldugu şairleriden Şakir, Nişat ve Mehcurun eserlerinde daha çok dönemin somut acı sorunlarından söz edildiğini, sade halkın kendi zor yaşamından rahatsızlığının bedii ifadesini görüyoruz. Molla Veli Vidadi (1707-1808), özellikle Molla Penah Vagif (1717-1797) gibi sanatçılar basit, canlı dilde yazdıkları eserleriyle şiiri halka daha da yaklaşdırmışlar. Vagif kendi döneminin görkemli siyaset adamı olmuş, uzun süre Karabağ Hanlığının dış politikasını belirlemiştir. XVIII yüzyıl - Azerbaycan edebiyatında ortaçağın sona ermesi, yeni dönemin ise başlangıç aşaması olarak geçiş özelligi ve niteliği taşıyor.

XIX-XX yüzyıl Azerbaycan Edebiyatı

     XIX yüzyılın ilk onilliklerinde Azerbaycan türklerinin ve genelde Gacarlar sülalesinin tabeçiliginde olan halkların tarihi kaderinde yaşanan önemli olay - Azerbaycan'ın o zaman için belli bir hudutlara sahip  topraklarinin bir kısmının yaani şimdiki Azerbaycan Cumhuriyyeti, Ermenistan ve Nahcivan erazilerinin Rus İmparatorluğu tarafından işgali nedeniyle genelde kültürde olduğu gibi, edebiyatta da Rusiyadan geçen  gerbyönümlü eğilimler güçlenmiştir. Bu etki nedeniyle edebiyatta ulusal ve gerçekçi ve dünyevi motifler önemli mevkeye çıkmıştır. Molla Penah Vagif yaratıcılığının direkt etkisi altında Karabağ edebi ortamında eleştirel-gerçekçi satiranın Kasım Bey Zakir (1784-1857) gibi temsilcisi yetişerek uzun süre şiirsel gelişmenin yönünü belirlemiştir. Fakat G.B.Zakirin yaratıcılığında, ve onunla çağdaş olan şairlerin eserlerinde Füzuli gelenekleri yeni seviyede sürdürülüyor. Bu sürecin en büyük temsilcileri Güneyde Seyyid Ebülgasım Nebati (1812-1873), Heyran Hanım (1786-1838), Kuzeyde ise Seyid Ezim Şirvani (1835-1888), Hurşudbanu Natevan (1830-1897) ve Fatma Hanım Kemine olurlar (1840-1888 ). Bu dönemde Rus ve Batı oryantalistleri ve şairleri ile yakından tanışan, onlardan öncü insancıl (humanist) görüşleri alan şair ve yazar  sanatçılar arasında Abbasgulu ağa Bakıhanovu (1794-1847), Mirza Şefi Vazehi(1792-1852), İsmail Bey Gutgaşınlını (1801-1861) gösterebiliriz. Mirze Feteli Ahundzadenin (1812-1878) maarifci-gerçekci(realist) görüşleri Azerbaycan edebiyatının sonraki gelişiminde özəl rol oynayarak, Azerbaycan edebiyatında çağdaş Batı Edebiyatı janrlarının-drama, roman, hikaye, novella, povest (esse), manzum hikaye vb türlerin oturuşmasına en güçlü neden olmuştur. Mirze Feteli Ahundzadenin Azerbaycan kültürü için önerdiği edebi-estetik gelişme yönü XIX yüzyılın ikinci yarısında Seyid Ezim Şirvani (1835-1888), Necef bey Vezirov (1854-1926), Abdurrahim bey Hagverdiyev (1870-1933) gibi maarifçi-realist sanatçıların edebi yaşam hayatında doğuluşuna ve sadece Azerbaycanın değil, aynı zamanda komşu halkların edebi-kültürel yükselişine  de hizmet etmesine neden olmuştur. Özellikle, Hasan Bey Zerdabi (1837-1907) gibi doğacı-akademisyenin yayınladığı çokyönlü «Ekinçi» gazetesi (1875-1877) bu dönemde edebi-kültürel hayatın coşkun gelişmesine katkıda bulunmuştur. XIX yüzyıl Azerbaycan edebiyatında maarifçi-realist temayülle beraber, dini-didaktik şiir da gelişiyordu. Bu akımın esas temsilcileri Güney Azerbaycan'da yaşayıp yaratan mersiye şairlerinden Raci, Dilsuz, Dahil, Gumri vb idi. Ama Kuzeyde giden öncül edebi sürecin etkisi altında Güney şair ve yazarları da dünyevi eserler yaratmağa eğilim ediyorlardı. XIX yüzyılda edebiyatın daha çok Doğu yaratıcılık yönümüne eğilim gösteren bir kolu da edebi meclislerde gelişmeye başlamıştır. Gubadakı «Gülüstan» edebi meclisine Abbasgulu ağa Bakıhanov Kudsî, Ordubaddakı «Encümeni-şüera»ya («Şairler Meclisi») Fegir Ordubadi, Lenkerandakı «Fövcül-füseha»ya («Güzel konuşanlar takımı») Mirze İsmail Gasir, Şamahıdakı «Beytüs-Safa «ya (« şifanın evi «) Seyyid Azim Şirvani, Bakü'deki «Mecmeüş-şüera»ya (« Şairler koleksiyonu «) Muhammed ağa Cümri, Gence'deki (sonraları Tiflis'te) «Divan-hikmet»e Mirza Şefi Vazeh, Şuşa'da faaliyet gösteren «Meclisi-üns» şiirsel meclisine Hurşudbanu Natevan,»Meclisi-feramuşan»a («Unudulmuşlar meclisi «) ise Mir Muhsin Nevvab başkanlık ediyordu. Genellikle XIX yüzyılın edebiyaytı, Azerbaycan edebiyatının yeni yüksek aşaması sayılan XX yüzil edebiyatına geçiş için sağlam temel zemini hazırlamıştır. Vaktiyle Rus İmparatorluğu trafından işğal edilmiş topraklarda yaşayan birçok halklar gibi, XX yüzyılın ilk onillikleri Azerbaycan edebi-kültürel hayatında da özel bir aşama oluşturmaktadır. Bu dönemde Avrupa ve Rusya örneği temelinde gerçekci ve romantik edebiyatın Celil Memmedkuluzade (1866-1932), Mirza Alekber Sabir (1862-1911), Hüseyin Cavit (1884-1944), Muhammed Hadi (1880-1920), Abbas Sıhhat (1874-1918 ), Abdullah Saik (1881-1959), Neriman Nerimanov (1870-1925), Abdurrahim bey Hagverdiyev (1870-1933) gibi önemli temsilcileri yaradıcılıgları ile Azerbaycan edebiyatını dünya edebi-kültürel fikrinin en iyi örnekleri düzeyine seviyesine çıkara bilmişler. Azerbaycan türk milletinin XX yüzyılın 18-20. yıllarında  Azerbaycan Demokratik (Halk) Cumhuriyeti'ni kurması bu ülkenin tarihinin hemin dönem için en önemli olayı olmuştur (1918-1920).  ADC dönemi toplam yirmi üç ay sürse de bu kısa bir dönemde edebi ortam özgür ve yaratıcı olmuş, kendine has edebi ürünler ürete bilmiştir. Artık tanınmış kalem sahipleri olan Celil Memmedkuluzade, Abdullah Saik, Ebdülrehim bey Hagverdiyev, Üzeyir Hacıbeyovla birlikte bu zaman Cafer Capparlı, Ahmet Cevat, Ümmügülsüm gibi genç kalem sahipleri  de ilginç eserler yazmışlar. Bu eserlerde Azerbaycan'ın bağımsızlığı, ülkemize Azerbaycan türklerini ermeni soykırımıdan kurtarmak amacıyla gelmiş Osmanlı devletinin Türk ordusunun zaferleri, Azerbaycan askerlerinin reşadeti, üçrengli ulusal bayrak büyük haves ve sevgiyle yazılmış ve övülmüştür. Bu alanda özel feallığı ile seçilen Ahmet Cevat (1892-1937) Birinci Cumhuriyetin ulusal devlet marşının metnini yazmıştır. Müzigi ise dahi Üzeyir bey Hacıbeyli tarafından bestelenmiş bu eser bugün de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin  ulusal devlet marşı gibi ifa olunmaktadır.

Sovyet dönemi Azerbaycan Edebiyatı (60'lı yıllara kadar)

     Sovyet dönemi dramatrujisi dah fazla Hüseyin Cavid, Süleyman Sani Ahundov, Cafer Capbarlı, Mirza İbrahimov, Samet Vurgun, Sabit Rahman, Enver Memmedhanlı, İlyas Efendiyev, Şıheli Gurbanov ve başkalarının onların fikir arkadaşları olan digger çağdaşlarının ismine bağlıdır. Ahmet Cevat (1892-1937) ve Mikayıl Müşfik (1908-1938) Samet vurgunlug sıra XX yüzyıl Azerbaycan poeziyasının temel cığırdaşları hesap olunurlar. Süleyman Rüstem (1906-1989) ve Aliağa Vahid (1895-1965) lirikanın gelişmesinde önemli hizmetleri olan şairlerdir. Sovyet döneminde Azerbaycan şiirsel fikrinin gelişmesinde Resul Rıza'nın (1910-1981) esasen özgür türde kaleme aldığı şiir ve manzum hikayelerin büyük rolü olmuştur. Memmedhüseyn Şehriyar, Habib Sahir, Hamit Nutku, Bulut Garaçorlu (Sehend) gibi Güney Azerbaycan şairlerinin rolü de inkar edilemezdir. Azerbaycan nesrinin zenginleşmesinde Mehmmed Said Ordubadi, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Ali Veliyev, Mir Celal, Süleyman Rahimov, Mehdi Hüseyin, Hüseyin İbrahimov, Hüseyin Abbaszade, Bayram Bayramov, Cemil Elibeyov, Vidadi Babanlı, Manaf Sülemanov, Eleviyye Babayeva, Süleyman Veliyev, Ezize Ahmedova, Afgan Askerov, Gülhüseyn Hüseynoğlu, Elibala Hacızade, Salam Gedirzade, Cengiz Hüseynov, Enver Memmedhanlı ve başkalarının da hizmetleri vardır.

     Yeni dönem Azerbaycan Edebiyatı (60. yıllardan başlayarak günümüze kadar)

     60. yıllardan başlayarak, küresel sosyal-siyasal atmosferin biraz ilıklaşması, SSCB'de ideolojik buhovların ve çemberlerin zayıflatılması sonucunda bedii yaratıcılık alanına-ortamına gelen genç yetenekler mevcut siyasi yapının eleştirisini veren eserler yazmaya başladılar. Bunların arasında İsa Hüseynov, Mehmet Araz, Sabir Ahmetov, Anar, Ekrem Eylisli, Elçin, Sabir Rüstemhanlı, Alekber Salahzade, Ferman Kerimzade, Maksud İbrahimbeyov, Rüstem İbrahimbeyov, Mevlut Süleymanlı, Yusuf Semedoğlu, İsi Melikzade gibi nesir yazarı ve şairler vardır. Söz ve düşünce özgürlüğü, siyasi düşünce serbestliği, çoğulculuk, milli istiklal, sosyal adalet uğruna edebiyatta başlamış bu hareket - 70-90'lı yıllarda da devam ettirilerek, en nihayet, Azerbaycan'ın siyasi egemenlik, bağımsızlığını elde etmesi ile kendi gelecek amaçlarını hayata geçirmiş oldu. Bahtiyar Vahabzade (1925), Nebi Hazri (1924), Neriman Hasanzade (1931) gibi sanatçıların şiir ve dramatrujisinde de daha fazla halk tarihinin dersverici sayfaları, bu altyapıda lirik-psikolojik yaşantılar üstünlük oluşyuruyor. Bu şairlerin, aynı zamanda Kabil, Enver Elibeyli, İslam Seferli, Adil Babayev, Hüseyin Arif, Kasım Kasımzade, Aliağa Kürçaylının birçok eserleri edebiyatımızın değerli örneklerindendir. Bu aşamanın edebiyyatında eski bir geleneğin - başka dilde milli kültür yaratmak geleneğinin devamını Rusça yazıp yaratan İmran Gasımov, Maksud İbrahimbeyov, Rüstem İbrahimbeyov, Cengiz Abdullayev, Cengiz Hüseynov, Vladimir Gafarov, Vahid Memmedli, Natik Resulzade, Alla Ahundova vb yazarların faaliyetinde görüyoruz. Onların Bakü'de, Moskova'da ve Avrupa ülkelerinde döne-döne yayınlanan eserleri Azerbaycan milli kültürünü zenginleştiren, ona olan ilgi alanını genişleten değerli örneklerdir.  Azerbaycan edebiyatının yeni aşaması için bedii temel, ortam ve zemin hazırlayanlar, kendileri de bu süreçte aktif yer alanlar sırasında Ali Kerim (1931-1969), Halil Rıza Ulutürk (1932-1994), Cabir Novruz (1933-2002), Fikret Sadık (1930), Mehmet Aras ( 1933-2004), Famil Mehdi (1934-2002), Tofik Bayram (1934-1991), İlyas Taptık (1934), Fikret Koca (1935), Musa Yakup (1937), Mehmet İsmail (1939), Vagif Semetoğlu (1939) , Arif Abdullazade (1940-2002), Elekber Salahzade (1941), İsa İsmayılzade (1941), Cengiz Alioğlu (1944), Nusret Kesemenli (1946-2001), Ramiz Rövşen (1946), Sabir Rüstemhanlı (1946), Vagif Bayatlı Öner (Oder) (1949), Zelimhan Yakup (1950) vb şairler seçiliyorlar. Azerbaycan bağımsızlık kazandıktan sonra modern edebiyatta işğalda olan toprakların azat edilmesi, insancıllık, sosyal adalet vb bu gibi evrensel fikirlerin öyküsü yer alıyor. 
     Günümüzde Azerbaycan edebiyatının başlıca gelişme eğilimleri azerbaycançılık davasının terennümüne ve tentenesine esaslansa da, modernist ve postmodernist eğilimler de kendini gösteriyor. Orhan Fikretoğlunun («Üvey», «Çevrilme» hikayeleri, «Üçüncü günün adamı» esse'ği (povest), Maksed Nur'un («Rüzgarlı şehir», «Ero-hijyenik», «Katastofikler», «Rütubet sevgileri» hikâyeleri), Sadık Elcanlının («Zülmet «romanı), Mübariz Ceferlinin (« Berpaçı «,» Şahid tren «,» Uydurma «,» Benna» povestleri) eserleri modernizmin, Kemal Abdullah'ın («Yarım yazma «,» Sihribazlar deresi «romanları,» Tarih günlük «povesti vb. ) eserleri ise postmodernizmin bariz örneği olarak görülebilir. Son on yılda Azerbaycan şiirinde modernist ruhlu eserlerin de sayısı artmıştır.

Powered by OrdaSoft!