Ozan, âşık ve şairlerin yürek sesleri; gönül deryasından çağlayarak bazen satırlara, bazen sazın tellerine düşüyor. Seven, sevilen, üzülen, öfkelenen, mutlu ve mutsuz olan herkes bir şekilde duygularını yansıtıyor. Kimi sazla, kimi sözle yapıyor bunu. Önemli olan yüreklere nefret rüzgârları estirmek değil sevgi tohumları ekmektir. Gönül çağlayanımızı sevgi, barış, dostluk ve kardeşlik için çağlatmalıyız.
     Herkes yazıyor ama yüreğe dokunan, işin püf noktasına parmak basan, olayın bam telini yakalayan satırlar gönüllerde yer buluyor. Sözlerin bir duygu seli olduğunu biliyoruz. Bu sele kapılıp savrulanlar hemen kaleme sarılarak yürek seslerini şiir olarak seslendiriyor kimi de sazın tellerinden çıkan nağmelerle kimi zaman ağlatıyor, kimi zaman güldürüyor en önemlisi de insanları düşünmeye sevk ediyor.
     Yazmayı; kıldan ince, kılıçtan keskince bir sırat köprüsüne benzetebiliriz. Satırlar hem coşkunun, hem de kızgınlığın ürünü olarak ortaya çıkıyor. İnsanın yüreği bazen tıkanır, çözümsüz, çaresiz kala kalır. Hz. Yusuf (a.s) misali karanlık kuyulara itilmiş, Hz. Yunus (a.s) gibi balık karnında kalmış hisseder kendini. İşte,  sazın ve sözün zamanı tam da bu zamandır.
     Sözler bağrımızda açan bir gonca güldür. Bazen kuş olur, kanatlanıp uçar, bazen de yüreğimizde ateş olup yanar. Kalbimizde gizem dolu bir ışık, rahmet kaynağı bir nurdur. Sözler, özümüz can gözümüzdür. Saf, temiz masum bir çocuğa benzer. 
     Aslında yazmak yanmaktır. Yanmayı bilmeyen yazmayı bilmez!.. İşte tam o sırada dertleşecek bir dosta ihtiyaç duyarsınız. Bu öyle bir dost olmalı ki, size hem yüreğini açmalı, hem sizin yüreğinize açılmalı… Öylesine iyi niyetli olmalı ki, yanlışlarınızı, hatalarınızı sorgulamadan ve yargılamadan anlamaya çalışmalı… Bir gönül dostu, dert ortağınız olmalı... Bilin ki zaman, sayfalarla barışma, satırlara dökülme zamanıdır.
     Sözler, bazen en edebî hutbelerden daha tesirli bir hal alır. En keskin kılıçlardan daha keskin bir silah gibi ürpertici olur ki; tam nağmesini bulup gönlün heyecanlarına tercüman olabilmiştir. Hakikî sözler, ilham ağaçlarının dallarında Cennet çiçekleri gibi gelişen öyle bir meyvedir ki; o meyveyi derenin niyet ve düşüncelerine göre, derilenlerin yerlerinde benzerleri oluşur. 
     Halk ozanlığı Anadolu'da toplumun öncüsü olmuş bir gelenek, halka mal olmuş bir kültürdür. Yaşamını halkla birlikte idame ettiren ozan, sazıyla sözüyle halkın sesidir. Toplumdaki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, ozanın sazına, sözüne ve sesine konu olur. Ozanlarımız toplumun sorunlarını dile getirmek, olup biteni daha erken görme ve gelecek nesillere mesaj verme özellikleriyle de tanınmıştır.
     Böylece halka mal olmuşlardır. Ozanlık geleneğinde tabiat sevgisi vardır, vatan sevgisi vardır, hak sevgisi vardır. Halkın bağrından kopar ve temsil ettiği toplumun sorunlarını, mesajlarını sazıyla anlatır. Yaşadıkları dönemlerde her halk ozanının farklı bir yeri vardır. Ama tüm halk ozanlarımızın buluştuğu yer, halkın gönlüdür.
     Tarih boyunca ozanlık ve halk edebiyatı çeşitli dönemlerden geçmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Dünya var oldukça ulusların ozanları ve şairleri de olacaktır. Âşıklık, halk ozanlığı geleneği de süreç içinde siyasi ve ekonomik sorunlar yaşasa da Türk kültürünün vazgeçilmez simgelerinden biri olma özelliğini daima korumuş ve korumaktadır.
     Ülkemizdeki Ozanlık Geleneği,  Doğu ve Orta Anadolu ile Çukurova Bölgelerinde canlı bir biçimde  yaşamaktadır. Önce Sivas, daha sonra Konya’da yakılan Ozanlık meşalesi, elden ele dolaşarak, Vatan sathına yayılmış; giderek ümmi ozanların yanında, yüksek tahsilli ozanlar da yer almıştır.
     Âşık, içinde yaşadığı toplumun, ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal olaylar karşısındaki duygu ve düşüncelerine her çağda, her ortamda tercüman oluşmuştur. Halkın çeşitli olaylar karsısındaki his ve duygu, düşünce ve tepkilerini ifade ederken de onun öz, sade konuşma dilini son derece ustalıkla kullanmıştır.
     Âşık, toplumun, sosyal ve kültürel yaşamına büyük etki yapan dinî inanışında bir ölçüyle önderliğini yapmış, yayılıp kökleşmesine katkıda bulunmuştur. Âşık, her devirde içinde yaşadığı toplumun gelenek ve törelerinin dinî inanışla bütünleşmesini sağlamıştır. Bunu yaparken de dinî inanışa bağlı ve saygılı kalmakla beraber bazı sert ve katı yönlerini yumuşatmayı ve halka sevdirmeyi başarmıştır. Bu başarı gücü ile de sözlü halk edebiyatının çeşitli dallardaki ürünlerini vermiştir.
     Kuşkusuz âşıkların ortaya çıkardığı sözlü halk edebiyatının önemli ürünlerinin önde gelenleri hikâye ve destanlardır. Âşık, halkın zamanın gelişimi içindeki duygu ve düşüncelerinin ifadesi olarak ortaya çıkan kahramanlık destanlarını ve muhabbet (aşk) hikâyelerini halkın içinde ve halkla beraber yaşatarak günümüze dek getirmiştir. Bu sayede de geleneksel halk kültürünü yaşatmış, mektep, medrese ve okulun bulunmadığı çağlardan bu güne kadar halkın eğitimine büyük katkıda bulunmuşlardır.
     Çünkü âşıklar toplumun önde gidenleri, sözleri ve öğütlerinden ders çıkarılan şahsiyetleri olmuşlardır. Âşık kelimesinin kullanılması ve Oğuz şair çalgıcılarına verilen Ozan tabiri tekke edebiyatının tesiri altında olmuştur. Çünkü mutasavvıf şairler 13. asırdan beri kendilerini diğer şairlerden ayırmak, bu suretle ilham kaynaklarının kutsi ve ilahi mahiyetini göstermek için âşık unvanını kullanıyorlar.
     Orta Anadolu’nun bağrında kurulan Kayseri Halk Ozanları Kültür Derneği; Toplumun sesi olma yolunda çalışmalarına devam etmektedir. Daha önce yaptıkları “Ustalara Saygı” programının ardından 4-5-6 Ekim 2013 tarihlerinde “Kayseri 1. Ulusal Halk Âşıkları Şölenini” düzenleyerek kültür sanat çevrelerinden olumlu tepkiler aldı. Kayseri Halk Ozanları Derneği Başkanı Turgut AYDIN, dernek yönetim kurulu üyeleri Nurettin MEMİŞ, Duran AYDIN, Galip GÜLER ve Cengiz BOZBIYIK güzel bir etkinliğe imza attılar.
     Bu yıl ilki gerçekleştirilen şölene 28 farklı ilden 100'e yakın halk ozanı, âşık ve şair katıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü salonunda yapılan şölende Türkiye’nin birçok ilinden gelen şairler şiirlerini okudular,  ozan ve âşıklar türkülerini söylediler, atışmalar yaptılar.
     Üç gün üç gece devam eden Kayseri Halk Âşıkları Şöleni kültür sanat adına ciddi bir program olarak göz doldurdu ve Kayseri tarihine adını yazdırmış oldu. Şölene katılan âşıklar Kayseri’nin tarihi ve turistik yerlerini de gezdi. Şölen sonunda ozanlara ve şairlere günün anısına plaket ve madalya takdim edildi.
     100'e yakın katılımcı âşık-ozan gelmişti programa, dopdolu bir etkinlikti. Kayseri tarihinde Kültür–Sanat adına ciddi bir gelişmeydi bu… İnşallah devamı gelecektir diyoruz. Kayseri Halk Âşıkları Şöleninde unutulmaz kareler, hafızlara kaydedilen görüntüler, güzel anılar vardı.
     Derneğin boş durmadığını görüyoruz. Ülke genelinde ses getirecek güzel bir programın hummalı çalışması içindeler. Ayrıca Turgut AYDIN ve yönetimi; dernek çalışmalarının halka duyurulması için güzel bir web sitesi hazırlamışlar. Bize de yazma imkânı verdiler. Kendilerine çok teşekkür ediyor başarılarının devamını diliyorum. Allah yollarını açık etsin inşaallah. 
     Gönüllere çağlayan olup akan, seher rüzgârı olup esen, şebnem damlası gibi yüreklere düşenlerden olmamız dileklerimle. Kalbinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm, dilinizden güzel sözler eksik olmasın. Hoşça kalın, dostça kalın…

*Eğitimci Şair Yazar Ali ÖZKANLI
http://www.kayserihalkozanlari.org.tr

 

Powered by OrdaSoft!