XII. asırda yaşamış Türk şairlerinden Edib Ahmed Yüknekî’nin Doğu Türkçesiyle yazdığı ahlâk ve nasihata konulu bir eserdir. Eserin önemi İslâmî Türk edebiyatının Kutadgu Bilig’den sonra yazıya geçirilmiş en eski ikinci eseri olmasıdır. Atabetü’l-hakāyık’ın nerede ve ne zaman kaleme alındığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak doğuştan gözleri görmeyen olan müellifi Edib Ahmed’in "Yüknekî" nisbesine dayanılarak Türkistan’da Taşkent civarında, günümüze kadar yeri tam olarak belirlenemeyen Yüknek şehrinde veya kasabasında yahut köyünde yazılmış olabileceği ileri sürülmektedir.
     Eserin adı üzerinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. Necib Âsım "Hibetü’l-Hakāyık", Mehmed Fuad Köprülü "Aybetü’l-Hakāyık", başka bazı edebiyatçılarla dilciler "Gaybetü’l-Hakāyık" şeklinde okumak istemişlerse de Jean Deny ve Reşit Rahmeti Arat’ın Atabetü’l-Hakāyık (hakikatlerin eşiği) şeklindeki okuyuşları eserin muhtevasına uygun bulunarak yaygınlaşmıştır. Orta Asya'da bir çok üniversite ve neşriyat müessesesi ise "Hibetü’l-Hakāyık" adını kullanmayı tercih etmektedir.
     Atabetü’l-Hakāyık aruzun mütekārib (faûlün / faûlün / faûlün / faûl) bahriyle yazılmış manzum bir eserdir. Dinî ve içtimaî ahlâk esaslarını cemiyette yerleştirmek için çok defa âyet ve hadislerle desteklenen fikirler, kolaylıkla anlaşılabilecek tarzda oldukça sade bir dil ile ifade edilmiştir. Bu özellikleriyle esere bir nasihat kitabı olarak da bakmak mümkündür. Kitapta yer alan âyet ve hadislerle, bu iki ana dinî kaynak İslâmî Türk edebiyatı sahasında bu ölçüde ilk defa kullanılmış ve bunlardan faydalanılmıştır. Bu tercümeler aynı zamanda Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerin Türkçe’ye çevrilmesi yolunda atılmış ilk önemli adımlardır. Eser, İslâmî kitap tertibi geleneğine uygun olarak on beyitlik bir tevhid ile başlar. Daha sonra sırasıyla beş beyitlik bir na‘t, dört halifenin methi için yazılan beş beyitlik bir manzume, eserin sunulduğu Dâd Sipehsâlâr Beg’i metheden on dört beyitlik bir gazel ve altı beyitlik “sebeb-i te’lif” manzumesiyle devam eder. Bu beş bölümden sonra, bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı (on iki dörtlük), dilin kötü sözlerden korunması (on iki dörtlük), dünyanın dönekliği (on iki dörtlük), cömertliğin methi ve hasisliğin yerilmesi (on dörtlük), alçak gönüllülük ve kibir (yedi dörtlük), dünya malına düşkünlük (altı dörtlük), iyi huylar (on altı dörtlük), devrin bozukluğu (yirmi bir dörtlük) ve kitap sahibinin özür beyan etmesi hakkında (beş dörtlük) olmak üzere toplam dokuz bölüm bulunmaktadır. Eserin tamamı on dört bölüm ve 101 dörtlükten ibarettir. Kitabın sonunda kimin olduğu bilinmeyen aynı vezinle yazılmış bir dörtlük, Emîr Seyfeddin’in Edib Ahmed’i “edipler edibi, fâzıllar başı” diye öven bir dörtlüğü ile Emîr Arslan Hoca Tarhan’ın yine Edib Ahmed’i öven on beyitlik bir manzumesi bulunmaktadır. Eserin dörtlükleri a a b a şeklinde kafiyelidir.
     Atabetü’l-Hakāyık’ın üçü tam, biri eksik dört nüshası bilinmektedir. Ayrıca yazma bir mecmua ile Türkçe Uygur metinleri arasındaki bir varakta da esere ait birer dörtlük bulunmaktadır. 1444 yılında Semerkant’ta Uygur harfleriyle yazılmış Semerkant nüshası (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 4012), yine aynı yerde 884’te (1480) İstanbul’da Abdürrezzak Bahşı eliyle Uygur ve Arap harfleriyle yazılmış bir diğer nüsha (nr. 4757) ile, Arap harfleriyle ve muhtemelen İstanbul’da yazılmış nüshalar (Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Hazine, nr. 35552) tamdır. Uzunköprülü Seyid Ali’ye ait eksik nüshanın ise bugün nerede olduğu bilinmemektedir. Esere ait birer dörtlük ihtiva eden yazma mecmua Ankara Maarif Kütüphanesi’nde (bk. R. R. Arat neşri, s. 34), Türkçe Uygur metinleri arasındaki varak ise Berlin’de Prusya İlimler Akademisi’ndedir (T. I. TM 287).
     Eser ilim âlemine ilk defa 1906 yılında Necib Âsım (Yazıksız) tarafından tanıtılmıştır. Metin, tercüme ve açıklaması yine Necib Âsım tarafından neşredilmiştir.

 

Powered by OrdaSoft!