Âşık Garip, şöyle söylüyor şiirinde:

İşte geldim gidiyorum 
Şen kalasın Halep şehri 
Çok nan ü nimetin yedim 
Helal eyle Halep şehri 
 
Sana derler Arabistan 
Güzellerin çeşm-i mestan 
Yeni haber geldi dosttan 
Durmak olmaz Halep şehri 
 
Çok garipler sana gelir 
Gelir de eğlenir kalır 
Her kişi muradın alır 
Şen kalasın Halep şehri 
 
Aşık Garip düştü yola 
Hızır yardımcısı ola 
Gözüme göründü sıla 
Şen olasın Halep şehri

     Değişik söylenişleri var ama birkaç kelime değişiyor sadece.

     Hayatı hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız Aşık Garib'in Diyarbakır padişahı veya beyi Şah Abbas tarafından öldürtülmek istendiği ve bu endişeyle yurdunu terk ettiğini destanlaşan hikayesinden biliyoruz.  Hikayenin varyantları Kazan'da, Azerbaycan'da ve Türkiye'de anlatılır.
 
     Halk muhayyilesi ölen vezirin oğlunun adını haline uygun olarak Garib, bey kızının adını da babasının saltanatına uygun olarak Şahsenem yapmıştır. Belki de gerçek adları böyledir.
 
     Öldürülme korkusu ile yurdunu terk eden Garib, çalıp söyleyerek diyar diyar gezmiştir. Omuzuna sazını vuran Türkmen aşıklarının gidecekleri yerlerden biri de Türkmen diyarı Halep'tir. Eski Halep'te de eski Erzurum ve eski Kars gibi âşık (saz şairi) kahveleri vardır. Dinleyenleri vardır. Şiirde Aşık Garib, kendisini uzun müddet konuk eden Halep halkına minnet duygularının ifade etmektedir.
 
     Şairin ifadesine göre dışarıdan bakanlar Halep'i Arap şehri olarak bilirler. Zaten Halep, Araplarla Türkmenlerin birlikte yaşadıkları ve imar ettikleri bir şehirdir. Halep'in güzelleri baygın bakışlıdır. Her şeyi ile hoş bir şehir olan Halep'ten gitmek olmaz ama dosttan haber gelmiştir. Durmak olmaz tabii. Muhtemelen, Şahsenem Garib'in yerini öğrenmiş ve ona haber ulaştırmıştır. Zira babası onu sevmediği biriyle evlendirmek istemektedir. Garib de can ile canan arasında bir tercih yapmak zorundadır.
 
     Halep halkı cömerttir. Kimsesize, fakire sahip çıkar. O yüzden de dara düşen herkesin yolu Halep'ten geçer. Orada kim neyi arzu ederse bulabilir. Garib de Haleb'e veda ederken şen bir şehir olarak kalmasını dilemektedir.
 
     Garib, yola çıkarken Hızır aleyhisselamın yardımını ister. Zira, başka kimsenin ona yardım etmesi mümkün değildir. Yine de her şeyi göze alıp yurduna dönerken Halep'in şen olmasını dileyerek yola çıkar.

Aşık Garip ve Şahsenem Hikâyesi Özeti

     Diyarbakır padişahı Şah Abbas ve veziri Hasan dostluklarını pekiştirmek için doğan çocuklarını evlendirmeye söz verirler. Padişahın kızı, vezirin de oğlu olur. Aradan bir süre geçtikten sonra çocuklar büyür ve okula başlar. Padişahın kızı Şahsenem ile vezirin oğlu Garip arasındaki aşk bu okul yıllarında filizlenir. Vezir Hasan hastalanır ve Garip’e onu padişahın kızı ile nikâhladığını söyleyerek vefat eder.
 
     Evlilik çağına gelen Şahsenem’i babası Şah Abbas, hanımı ile yaptığı görüşme sonunda yetim Garip’e vermekten vazgeçer. Garip ile görüşmesini engellemek için annesi Şahsenem’i okula göndermemeye karar verir. Bunun üzerine Garip ile Şahsenem gizli gizli bulaşmaya başlar. Şah Abbas bunu duyunca Garip’i yakalattırıp cezalandırmak ister. Ama başarılı olamaz. Garip Şah Abbas’ın zulmünden kaçar bir bağa yerleşir.
 
     Mansur adlı bir zenginin kızı Gülnahal’ı yani Akça’yı padişah ister. Akça padişahla evlenmeyi kabul etmez. Padişah da onu cariye olarak kızı Şahsenem’e verir. Kısa sürede Akça ve Şahsenem dost olurlar. Akça’yı Ezber Hoca adlı bir bezirgan ister. Fakat alamaz. Bu sıralarda bağda Garip, Şahsenem’le görüşmeyi sürdürür. Fakat bir gün Şahsenem ona ülkeyi terk etmesini söyler. 
 
     Şahsenem’e kızan Garip, Halep Şirvan’a gider. Şahsenem yaptığına pişman olur Garip’i aramaya çıkar. Şahsenem yolda Garip’in Halep Şirvan’da olduğunu öğrenir. Akça, Şahsenem’in bu yolu gidemeyeceğini düşünerek, erkek kılığına girer ve Garip’i bulmaya Halep Şirvan’a gider. Akça, Garip’i Halep Şirvan’da bulur, onu Diyarbekir’e dönmeye ikna eder.
 
     Şahenem ile Garip’in yeniden görüştüklerini öğrenen padişah Garip’i öldürmek ister. Bunun üzerine Garip, Şahsenem ile Bağdat’a kaçmaya karar verir. Ama yolda Şahsenem büyük bir suyu geçemez ve geride kalır. İki sevgilinin yolları böylece ayrılır. Uzun süre birbirlerinden haber alamazlar. Şahsenem, rüyasında Garip’in öldüğünü görür. Onun peşinden Akça’yı gönderir. Akça, Garip’i Bağdat’ta bulur. Garip, Akça ile Diyarbekir’e döner. Babasının evliliklerine karşı olmasından ötürü Şahsenem, Garip ile bir daha Halep Şirvan’a kaçmaya karar verir. Yolda zorluklara dayanamayan Şahsenem, Garip’i tek başına gönderir.
 
     Kızının durumunu gören padişah sonunda onu Garip’e vermeyi kabul eder. Garip’in annesinden oğlunu bulmasını ister. Uzun süre Garip’ten haber alınamaz. Tansug adlı bir hizmetçi Şahsenem’e Garip’in öldüğü haberini verir.
 
     Şahsenem bu habere inanmaz ve Babahan adlı bir tüccarla Halep Şirvan’a doğru yola çıkar. Babahan, Şahsenem’i Kazak Vilayetine götürür. Şahsenem, Babahan’ın onu kandırdığını ve evlenmek istediği öğrenir. Şahsenem, Babahan’dan kurtulmak için onu zehirler. Ardından Diyarbekir’e dönen Şahsenem’i babası komutanlarından Şah Velet ile evlendirmek istenir. Şahsenem, babasına Garip’le sözleştikleri yedi yıllık sürenin dolmadığını söyler
     Yedi yıllık süre dolmamasına rağmen düğün başlar. Şahsenem Akça’nın sevgilisi Ezber Hoca ile görüşür. Ondan Akça’ya kavuşma karşılığında Garip’i bulmasını ister. Ezber Hoca, Garip’i bulup düğünü haber verir. Yedi yıllık sürenin dolmasına üç gün kala Hz. Ali’nin yardımı ile Garip, Tebriz’den Diyarbekir’e ulaşır. Düğüne yetişen Garip, Şahsenem’e kavuşur. Şahsenem de sözünü tuttuğu için Akça’yı Ezber Hoca’ya verir.

     Zavallı Halep, 21. asırda tamamıyle bir garipler şehri oldu.
Powered by OrdaSoft!