Sen gülersin gül gibi ben bülbül-i nâlânınam
Mest-i medhûş-i temâşâ-yı leb-i handânınam

Bana kul olsun deyü hâcet ne fermân etmeye
Ben senin çoktan efendim bende-i fermânınam

Har isem de gülşen-i hüsnünde harım ben hele
Hâk isem de bâri hâk-i râh-ı müşk-efşânınam

Olsam üftâde gubâr-âsâ yine pest olmazam
Çünki ey servi bülend üftâde-i dâmânınam

Lâleler sâgarların pür kılmak ister sâkiyâ
Ben dahi muhtâc-ı lutf u tâlib-i ihsânınam

Sen demişsin kim kimin hayrânıdır bilmem Nedim
Nâzenînim pek bilirsin kim senin hayrânınam

Açıklaması:

Sen gül gibi gülüyorsun, ben senin inleyen bülbülünüm; gülen dudağının seyretmekten başı dönen sarhoşum.

Bana kul olsun diye ferman etmeye ne gerek var? Efendim, ben çoktan senin fermana tabiyim.

Diken isem de ben senin güzelliğinin gül bahçesinde dikenim; toprak isem de bari misk saçan yolunun toprağıyım.

Toz gibi düşkün olsam da yine alçalmam: çünkü, ey yüksek servi! senin eteğinin düşkünüyüm.

Ey saki! laleler kadehlerini doldurmak ister; ben dahi lutfunun muhtacı ve ihsanının isteklisiyim.

Sen demişsin ki; Nedim kimin hayranıdır bilmem? Nazlım! pek iyi bilirsin ki senin hayranınım.

Powered by OrdaSoft!