Dilin en önemli görevi, insanlar arasında sözlü veya yazılı olarak anlaşmayı sağlamaktır.
     Söylenmek istenen her şey, açık, yalın ve anlaşılır biçimde dile getirilmelidir. Anlatan neyi anlatmak istiyorsa muhatabı onu anlamalıdır.
     Düzgün bir cümlede kelimeler yerli yerinde kullanılmalı, gereğinden fazla kelimeye yer verilmemeli, anlatılmak istenenin dışında bir anlam çıkarılmasına imkân verilmemelidir.
     Eğer konuşmada ve yazmada açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir. Anlatım bozuklukları küçük yaşta başlar ve eğitimle, çok okumayla düzeltilemezse ömür boyu devam eder. Anlatım bozukluğunun sonucu yanlış anlamalara yol açmaktır. Yanlış anlaşılma da aile, toplum, siyaset, diplomasi vb. her alanda büyük sıkıntılara yol açar.
     İmtihanlarda anlatım bozuklukları ile ilgili soruların doğru çözülebilmesi için kelimelerin anlamları, ekler, kelime türleri, cümlenin öğeleri, cümle çeşitleri, imla kuralları ve noktalama işaretleri ile ilgili konular iyi öğrenilmelidir.
     Dil yanlışlarının önemli sebeplerinden dil bilgisinin eksikliğidir.
     Günlük konuşmalarımızda hepimiz anlatım bozukluklarına kendimizde ve başkalarında şahit oluruz. Bunlar toplumdaki yerimize ve aldığımız eğitime bakılarak hoş görülür ya da görülmez. Herkes yeterli dil eğitimi almadığı için konuşurken ve yazarken birçok hatalar yapabilir. Sözlü anlatımda, yüz yüze konuşmalarda bunları düzeltebiliriz. Hatta beden dili de hatalarımızı düzeltici bir rol üstlenebilir.
     Yazılı anlatımda bu bozukluklar affedilemez. Çünkü yazılı anlatımda kullanılan dil kültür dilidir. Kültür, bu ifadeler sayesinde ebediyete akıp gider.
     Anlatım bozuklukları üniversitelere giriş imtihanlarında en çok soru çıkan konulardandır.  Çok sayıda örnek sorular çözülerek imtihanlarda çıkacak sorulardaki anlatım bozuklukları önceden hissedilecek seviyeye gelinmelidir.
     Anlatım bozukluğu olan bazı cümleler sesli okunduğu zaman yanlışı bulmak daha kolay olmaktadır.
     Anlatım bozuklukları konusuna imtihanlarda önem verilmesi yazı dilimizi olumlu yönde etkilemektedir. Günlük hayatımızda, yazılı anlatımda ne gibi yanlışlıklar yapıldığı konusunda bilgi sahibi olmak bozukluğu kısa sürede bulmamızı sağlar. Eğitim çağında bu yanlışlar hakkında bilgi sahibi olmak onları ilerde yapmamızı önlemektedir.
     İnsan kendi yazdıklarında ne gibi yanlışlık yaptığını kolay kolay bulamaz. Ancak; imtihan sorularını kendimiz hazırlamayız. Bu sebepledir ki imtihanlarda sorulan anlatım hatalarını bulmamız kolay olacaktır; çünkü cümleler başkalarına aittir. Konunun zorluklarından diğeri de anlatım bozukluğu sayısının fazla olmasıdır. Her cümlede bu hatalardan herhangi biri söz konusu olabilir. Bu konu hakkında bilgi sahibi olmayan öğrencilerin tam başarı sağlaması mümkün değildir.
     Başarısızlığın sebeplerinden biri de öğrencilerin kendi yazdıklarında da aynı hataları yapıyor olmasıdır.

Anlatım Bozukluklarına Örnekler

a-Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması:

Her konuda onun fikir ve görüşlerinden faydalanmalısın.
Yeterli imkân ve olanağımız olsaydı biz de okuyacaktık.
Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi beş dereceye kadar düşecekmiş.
Henüz hâlâ evlenmedim.
Güç ve müşkül zamanlarda yanınızda olacağım.
Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
Neşeli, şen ve sağlıklı bir kızdı.
Kimseye ayrıcalık ve imtiyaz tanımayız.

b-Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması:

Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.
İsmet Paşa’nın huzuruna varınız, konuşarak derdinizi anlatınız.
Televizyonu tamir etmek için iki saat süre ile uğraştı.
Artık bundan böyle bu işlere bulaşmayacağım.

c-Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması:

Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.
Düşüncelerimiz arasında ayrıcalık giderek büyüyor.

d-Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması:

Kesinlikle yarın gelebilirler.
Şüphesiz bu sözleri evdekiler duymuş olabilir.
Aşağı yukarı bundan tam on yıl önceydi.
Sözünü ettiğiniz arkadaşın herhâlde Üsküdar’da yaşadığını zannediyorum.

e-Özne-yüklem uyumsuzluğu:
Biz geliyor, siz gidiyorsunuz.
Siz Türkler nasıl söylüyor?
Arkadaşlarım ve ben oraya gideceğim.

f-Seslerin -bazen mahalli ağızların da tesiriyle- hatalı kullanımı:
Yarpak dedik, toprak dedik; nedendir bilmem köprü diyemedik.
Kipriğinin oku sineme batar.




Powered by OrdaSoft!