"Kurtlar,kuşlar,bütün enva-i sinek,
     Bilir geldiğini zamanı tünek.
     Arada vasıta kırmızı inek,
     Yeşil otta,beyaz ayran gizlidir.
     Birer mahluk iken,kurt ile koyun,
     Arada düşmanlık bilmem ne oyun?
     Hocam, bilir misin içtiğin suyun
     İçinde ateş-i suzan gizlidir."

dizeleri ile ne güzel anlatmış, hayatın gizemini, Osmaniyeli, Merhum Ozan Halil Karabulut.
     Yeşil ottan içilebilen beyaz ayranı bize sunan ilahi kudret, içilen suyu, iyonlarına ayrıştırdığımızda da yanan ve yakan (hidrojen, oksiyen) iki maddeyi çıkarır karşımıza.
     Evet, beşikten mezara ve sonsuzluğa doğru yol alan insanda da nice duygular, özlemler, sevinç ve elemler gizlidir. Neyi ararsak, onu görürürüz. Arayış kriterlerimiz önemlidir.
Kimini gizler, kimini gösterir, kimini de muhatapları keşfetsin ister. Hangi yanını pazara sunmuşsa insanoğlu, onunla tanınıyor ve iz bırakıyor işte.
     Bazen de insan, kapalı devre çalışan duygu durum modunda yaşıyor, meziyet ve iyi hallerini, üzüntülerini dillendirmeyi, "merhamet, hürmet ve ilgi dilenciliği" olarak kabul edebiliyor.
     Kişi bilmediğinin, tanımadığının düşmanıdır. Gelecek kaygısı, doyumsuzluk,makamı, menfaati garantiye almak için, yapay düşmanlar üretir insanoğlu bazen. Oysa koca kainat, tüm canlılara yetecek kadar büyüktür.
     Cemiyet içinde, halkın ve hakkın hamuruna karışıp eriyebilen bir insan; hiçbir aidiyet, tarafgirlik ile, eylem ve söylem geliştirmemelidir. Denizlere karışan ırmağın suyu, artık deniz kimliği ile anlam bulmuştur.
     Yaşadığımız evreni, zaman ve zemini, cennete çevirmenin bir yolu da budur.
Powered by OrdaSoft!