Duvarı nem, adamı gam yıkar.
                       Türk Atasözü
BİN KAYGI BİR BORCU ÖDER Mİ?
     Türk saz şairlerinin en büyüklerinden Karacaoğlan bir şiirinde kendine telkin verir:
"Kemler iyi göremez
Gamlanma gönül gamlanma
Bin kaygu bir borç ödemez
Gamlanma gönül gamlanma

Koyun meler kuzu meler
Sular hendeğinde dolar
Ağlayanlar bir gün güler
Gamlanma gönül gamlanma

Yiğit yiğidin yoldaşı
At yiğidin öz kardaşı
Sağlık her şeyin başı
Gamlanma gönül gamlanma

Naçar Karac'oğlan naçar
Pençe urup göğsün açar
Kara gündür gelir geçer
Gamlanma gönül gamlanma"
     İlk dörtlükte geçen "kem" sözünü ister Türkistan'daki gibi eksik, zayıf manasında ister Anadolu'daki gibi hem eksik, yetersiz hem de kötü manasında kullanın Karacaoğlan'ın ikisinden de şikayetçi olduğu açıktır. Hem yoksulluk, hem kötülük onun karşısındadır ama asıl düşman "gam"dır.
     Kolay kolay yıkılmasın diye inşa edilen sağlam duvarlar vardır. Yıllar boyu nem sinsi sinsi içine işler ve bir gün o sağlam duvarlar çöküverir. Gam denilen tasa ve üzüntü de insanın sağlığını bozduğu için neme benzetilir. Gerçekten, karamsarlık ürünü olan gam, insan ruhuna bir kere yerleşti mi yavaş ya yaş kök salmaya ve bedeni hakimiyeti altına almaya başlar. Devamlı üzüntü ve sıkıntı insan sağlığını bozar. Böylece bir ruh ve beden birçok hastalığın tehdidi altına girer. Bu durumda insan yaşama gücünü kaybeder, hayattan kopar.
     Bu dünyada her şey geçicidir. Bütün karamsarlıklar yersizdir. Kara günlerin ve sıkıntıların sonu aydınlıktır. Olaylar karşısında hiçbir zaman ümitsizliğe, karamsarlığa, bunalıma düşmemeli ruhumuzu bir karamsarlık ve üzüntü çölü haline getirmemeliyiz.
     Ümidini kaybetmeyen insanlar mutluluğa hak kazanırlar. Öyleyse "üzüntüyü bırak, yaşamaya bak" diyoruz.

Powered by OrdaSoft!