Damlaya damlaya göl olur. (Türk Atasözü)

KUMBARALAR ve HESAPLAR

     Etrafımız başarı hikayeleri dilden dile dolaşan insanlarla doludur. Hikayelerini hayranlıkla dinleriz ama onları şahsen tanımayız. Günlük hayatta karşılaşsak da hikayesini dinlediğimiz kişi olduğundan haberimiz olmaz.
     Kazancının az olduğu yıllarda harcamalarını kısarak küçük bir sermaye sahibi olan ve girişimci bir ruhla iş hayatına atılan insanlardan bahsedilince aklıma hemen Vehbi Koç  gelir. Ankara'nın bakkalı tutumlu bir hayat, doğru ortaklar seçme başarısı ve her zaman devletin ve halkın ihtiyaçlarını doğru analiz eden bir küçük esnaf iken Türkiye'nin en zengin adamı olmuştur.
     Eskiden kumbaralar vardı. İçine harçlığımızdan artarsa madeni paralar atılır, kumbara dolunca bankaya gidilir ve içindeki para hesaba yatardı. Uzun süren enflasyon yılları Türkiye'ye biriktirmeyi unutturdu. Her yıl elindeki veya bankadaki parasının satın alma gücünün düştüğünü gören insanlar ya mal alma veya "eriyip gideceğine yiyelim bitsin" diyerek tüketme eğilimine girmişlerdir. Ancak bu gidişin sonu kötüdür. Ülkede yerli sermaye sahipleri olmazsa özelleştirilen kamu mallarını yabancılar alacak, yeni yatırımları da onlar yapacak, girişimcisi olmayan Türk insanı kendi ülkesinde yalnız ve ancak işçi olabilecektir.
     Öyleyse, bugünden tezi yok tutumlu olmaya çalışacağız.

Powered by OrdaSoft!