Kitap Adı : Sosyoloji Notları ve Konferanslar
Yazarı     : Cemil Meriç
Yayınevi  : İletişim Yayınları
Baskısı    : 19. Baskı/2017 410 sayfa

     Kitap inceleme yazısı yazmaktan maksadım; kitaptan özet çıkarmak, kitabın reklamını yapmak değil elbette. Üç cümleden sonrasını uzun yazı kabul edenlerin yaşadığı bir toplumda, çok yönlü ve bilimsel kaynak dipnotları olan yazılar da çok fazla okurla buluşamıyor.
     On kitap okuyorsam, bunun ancak iki tanesini detaylı incelemeye gerek duyuyorum.
     Bizimkisi kitabın önemini ve güzelliğini dikkate sunmak, okumaya özendiren, mıknatıs düşünceler ortaya koymak.
     Cemil Meriç'ten bu okuduğum 8. kitap. İçeriğini daha önce bilseydim bundan başlardım. Çünkü günümüz toplumsal sorunlarını yerli yerince tahlil, durum muhasebesi ve hal çareleri içeriyor.
     Yaklaşık 50 yıl önce, doğduğum yıllarda yazılmış makale ve verilmiş konferans metinlerini okumak, beni hayrete düşürdü.
     Bu kadar derin, zarif, mantıklı ve tutarlı fikirler, demek ki toplumda ve idari katmanlarda hak ettiği yeri bulamamış. Bulsaydı kokusunu hisseder mutlu olurduk. Daha yaşanabilir bir zemin bizi motive ederdi.
     Fikir fikri tutuşturmalı, doğurmalı, mayalamalı.
     Cemil Meriç, okuduğu binlerce yerli yabancı eserlerden arı titizliği, karınca sabrıyla bizlere bilgi ve düşünceler taşımış. 50 yıldır bizde de farklı çağrışımlarla, daha mükemmel bir alan açmalıydı bu tespitler. Çabaladıkça irtifa kaybeden bir bataklıktayız adeta.
     Cemil Meriç üstadımız, 37 yaşında gözlerini kaybetmiş fakat okuma ve yazma aşkından bir şey eksilmemiş. Yakınlarının bir kısmı ona sesli kitap okumuş, diğer yakınları da zihninde ürettiği makaleleri daktiloyla ebedileştirmiş. Beğenmediklerini tekrar yazdırmış. 15 yaşında daktilo kullanan birisi olarak, beğenilmeyen bir yazının tekrar hepsini yazmak zorunda kalmanın zorluğunu çok iyi bilirim. Ve biz bu kadar cefa ile oluşmuş eserlerin önemini kavrayamamışız.
     Yabancı düşünür düşmanlığına gerek olmadığı gibi Cemil Meriç, Nurettin Topçu, Peyami Safa, Niyazi Berkes gibi yerli düşünürlerin mesajları da iyi tahlil edilmeli.
     Kültürel zemin kaygan olunca, idari mekanizma da verimli işlemiyor, ekonomik değerler de olması gereken konumda olamıyor.
     Başkalarının sunduğunu gayrı milli buluyorsan, kendi rüyanı yaşatacaksın, gerçeğe dönüştüreceksin.
     Başkası yapmış ve bir örneği varsa, biz de yapabiliriz, biz de yapabilirdik.
     Biyolojik, fizyolojik ve coğrafi yapımız buna fazlasıyla uygun. Japonya, Almanya, Fransa, G. Kore, Finlandiya, Hindistan en olumsuz şartlarla yerinde kalkınma hamlesi yapabilmiş ise, biz iki katını yapabilmeliydik.
     Ülkemiz de iki buzul kıtanın tam ortasında, dört mevsimi yaşayan cennetten bir köşe.
     Nereden düştüğümüz ve niye düştüğümüzü, nereye düştüğümüzü sorgulamaktan korkuyoruz. Gerçekler ürkütücü olsa da bizi yolumuzdan etmemeli.
     Yaşadığı devrin sosyal vicdanıdır, mantık terazisidir Cemil Meriç ve ışığı bugünleri de aydınlatır. Bu terazi ki; süslenmeden, paslanmadan, sarsılmadan günümüze dek geliştirilerek taşınmalıydı.
     Yeni ufuklar açan Cemil Meriç adı; bir üniversiteye, bir fakülteye, bir sosyal bilimler araştırma enstitüsüne verilmeyi fazlasıyla hak ediyor.
     Okuyan, okuduğunu anlayan, anlatan, yaşayan, yaşatan, üreten bir toplum idealine yaklaşmamız dileğiyle.

07.04.2018
Powered by OrdaSoft!