Sigorta şirketleri, mali kaynaklarını riske sokabilecek kadar büyük bir poliçe düzenlediklerinde, kriz yaşamamak için reasürans şirketleri aracılığıyla, sigortanın da sigortasını yaptırırlar. Detayları finans uzmanlarını ilgilendiriyor. Ben uygulamadan, toplumsal fayda adına sosyal bir çıkarımda bulunmak istiyorum.
     Bir fabrika, liman, plaza gibi büyük maddi varlıklar sigortalanırken, sigorta firmaları "hep ve tek ben kazanayım/kazanmalıyım" diye düşünmüyor ve kârını, riskini, sorumluluğunu başka bir muadil şirketle paylaşmaya ihtiyaç hissediyor. Taktir edilecek, yerinde ve örnek bir uygulama.
     Peki toplumların geleceği, yaşadıkları vatan toprağı, toprağı vatan yapan diğer değerler, zenginlikler, güzellikler ve hepsine layık bireyler...
     Bu saydıklarımızın, bir sigorta poliçesi kadar değeri yok mu?
     Güzelliği, sorumluluğu, yükümlülüğü ve riski neden birlikte paylaşamıyoruz?
     Bir taraf sahiplenirken ve yönetim sorumluluğu varken, diğer taraf neden öteki, muhalif, düşman, hain, gafil duruma düşüyor veya böyle nitelendiriliyor?
     Zaman zaman aynı gemide yol aldığımız vurgulanır da, gemi karaya vurmadan önce bir bütünlük içince hareket etmeyi beceremeyiz.
     Hazırcılığı, yıkıcı eleştiriyi, kısa, kısır ve bireysel beklentileri devre dışı bırakarak, millet denilen canlı gövdenin tüm unsurlarıyla, en azından iç barış, savunma ve kalkınma üçgeninde fikir ve eylem birliğinde buluşması gerekiyor.
     Bu uğurda atılacak her samimi adımı ayakta alkışlarım.
 
05.03.2018
Powered by OrdaSoft!