Dostlar, ehl-i zemândın mihr ümidi tutmangız,
Mihr-i gerdun bolsalar, köz nurındın yârutmangız.

Ger şâh olsun, ger gedâ kim, salmangız yüzige köz,
Yâdını belkim köngül etrâfıda her taraf yavutmangız.

Zulm ile yüz çâk kılgan tenge ger merhem yakıp
Bütkerürbiz deseler ul zahmlarnı bütmengiz.

El cefâsının melâli kılsa her dem kasd-ı cân,
Könglüngizni gayr-i bîkeslik bile avutmangız.

Öksüdi el meyli mendin bir yolı, ey derd ü gam,
Gâh gâhi siz bari bâşımdın kadem öksütmengiz.

Hicr otın cânımga yaktım, körsengiz üsrük meni,
Emdi, ey pend ehli, dûzah otıdın korqutmangız.

Çün Nevâî dest tuttı, emdi zinhar, ey vuhûş,
Kim beşer cinsini ul Mecnûn sâri yaputmangız

*     *     *

Dostlarım, bu devrin insanlarında vefa aramayınız; onlar, göğün güneşi de olsalar, göz nurunuzdan parlak görmeyin.
(O insan) padişah da, dilenci de olsa, yüzüne bakmayınız; (ancak) onu anınca gönlünüzde bir düşmanlık uyandırmayın.
Zulüm ile vücudunuz yüz parça olsa ve onlar yapacakları merhemle onu sapasağlam kılacaklarını söyleseler de o yaraları sarmayın.
Başkalarının verdikleri üzüntü sürekli olarak canına kast etse de gönlünüzü kimsesizlikten başkasıyla avutmayınız.
Ey dert ve üzüntü, başkalarına eğilim benden ek sildi; bari siz başımdan ayağınızı zaman zaman eksiltmeyin.
Ayrılık ateşiyle canımı yaktım. Ey nasihatçılar! Beni sarhoş görünce cehennem ateşi ile korkutmayın.
Nevaî artık çöllere düştü. Ey vahşi hayvanlar! Onu Mecnun gibi bilin ve insan diye düşman bilmeyin.
Powered by OrdaSoft!