Dünyaca ünlü deneme yazarımız Montaigne’in ‘İnsan Ömrü’ adlı denemesinden aktaralım:

  “Bana sorarsanız, kendi ulaştığımız yaşı pek az insanın ulaşabildiği bir yaş saymalıyız. İnsanlar bu yaşa kadar hiçbir engele rastlamadan gelemediklerine göre, biz bir hayli ileri gitmişiz demektir. Hele insan hayatının asıl ölçüsü olan belli sınırları aşmışsak, daha öteye gitmek umuduna kapılmamalıyız. Başkalarının kurtulamadığı birçok ölümlerden kurtulduğumuza göre talih bizi başkalarından daha fazla korumuş demektir. Bundan sonra da aynı talihin devam etmesini isteyemeyiz. “

     Aynı yazının başka bir paragrafında insan ömrüne dair bakın ne yazmış:

    “Bana sorarsanız ruhlarımız yirmi yaşında ne olabileceklerini belli eder, bütün yetkilerini gösterirler. Bu yaşa kadar kudretini açıkça belli etmemiş bir ruhun ondan sonra belli ettiği görülmemiştir. Yaratılışımızdaki değerler en gürbüz ve en güzel durumlarıyla ancak o zaman ortaya çıkabilirler.”

     Denemeler de böyledir. Benli duygular, bana dair ifadeler var içinde. Senden olan ve senin yazınla şekillenen cümleler takla atar kaleminde. Montaigne’in de dediği gibi yaşayabildiğimiz yaşın değerine bile şükretmeli, belki de bizim yaşımız başkalarına nasip olmayabilir. İnsan ömrü kısa, üç günlük bu dünya. Kimi zaman ne kadar umutlanıp çabalasak da bazı umutlar kendini başka zamanlarda gösterir. İçimizdeki kelimelere ihtiyaç duyduğumuz sesi dinleriz yahut hayata sımsıkı tutunmayı arzularız. Üç günlük dünya desek de yine de vazgeçemeyiz beşeri hayattan ve üç günlük ömrüne üç milyondan fazla hayal sığdıranlarımız olmuştur. “Yaşamak için bir nedeni olan herkes, her sıkıntının üstesinden gelebilir.” der F.Nietzsche. Yürek üşürse kapatır gider ya kapılarını, yaşamanın ve gülmenin kıymetinin farkında olmalı. Gülmek belki de en iyi kalori yakan ve ekonomik şey aslında. Çünkü gülmek bedava. Öleceğimizi bilsek de bu dünya adına dünyalık iyi işler yapmak pahasına gülmeliyiz şu anda.

     Aile, arkadaş ve ağaç… Ömrümüzde bir ağaç, fidan, yeşillik yetiştirip o meyveden kurda kuşa bile nasip etmek ne güzel. Ağaç da aile gibidir, onun da bizler gibi belli bir ömrü ve ormandan oluşan köklü bir ailesi var. Verimli ormanlar sağlam aileler gibidir. Aile ve ağaç, insanoğluna tatlı bir arkadaştır. Öbür dünyadaki sonsuz yaşama uzanan kalıcı ev ve köşkleri adına cennette de ağaçları, hayırhah komşuları, çeşit çeşit meyveleri hayal eder insan. İnsan ömrü kısaymış lâkin kısa olan ömrü uzatmak kendi elimizde. Kimileri vardır altmış yıllık ömrü boş geçip zamanın kıymetini anlamadan şu hayattan göç edip gider. Kimi de otuz yıl yaşar ama gencecik yaşta ölse de ömrüne çok şey sığdırmıştır. Kendimiz ve başkaları adına neler yapabiliriz, faydalı işlerle ömrü uzatırcasına nasıl verimli hale getirebiliriz kendi elimizde.

     İnsan öleceği günü bilemez ya hani, sanki bugün ölecekmişiz gibi yapacağımız iyilikleri ertelememeli hiç de. İnsan ömrü kısaymış lâkin güzel işler için yapacağı köprüler uzun imiş diye yorumlamalı zihnimizde. Solan her bir yapraktan taze açan tomurcuğa, ölen her yaşlıdan doğan bebeğe, eskiyen her yapıdan yeni meskene bakar gibi bardağın dolu tarafında bakmalı etrafımıza bir de. Güzeldir hayat ve tatlıdır bu tendeki can. Yaşamın o eşsiz tadında ve tuzunda, her dakikanızın tam ayarında geçmesi dileğiyle…

Powered by OrdaSoft!