Toplum içinde insanlarla anlaşırken en çok kullandığımız anlatım şekli sözlü anlatımdır. Bunu yazılı anlatım takip eder.  İnsanlarla konuşurken, çalışırken, telefonlaşırken, mektup, dilekçe, elektronik mektup ve kısa mesajlarımızı yazarken sözlü ve yazılı anlatım biçimlerinden birini kullanırız. Gerek yazılı, gerekse sözlü anlatımı kullanırken öyle hatalar yaparız ki bu hatalarımız bizi bazen gülünç duruma düşürür. Bazen de beklemedik bir tepkiyle karşılaşır, beklediğimiz tavır ve ilginin tam tersi ile karşılaşırız.
     Eğitim hayatımızın her devresinde başarılı olmak, yazılı ve sözlü anlatımda duygu, düşünce ve isteklerimizi derli toplu, doğru ve düzenli anlatmaya bağlıdır. İyi, doğru ve etkili bir anlatım hepimiz için sıradan bir özellik olması gerekirken tam tersine doğru ve güzel konuşan, yazan kişilerin sayısı ne yazık ki çok azdır. Dilimizi iyi öğrenememiş olmamız anlatım bozukluklarına sebep olmaktadır. Özellikle gençlerde görülen önemli bir dil problemi de kelime hazinelerinin yetersiz olmasıdır. Belki de kelime hazinesi yerine "söz dağarcığı" diyenler bilmeden de olsa bir gerçeği itiraf ediyorlar.
     Her genç insan, etkili, güzel ve doğru anlatımın kişilerle ve toplumla iletişimdeki önemini kavramalı, günlük hayatta yaptığımız anlatım hatalarını bilmeli, kelime hazinesini zenginleştirerek doğru, etkili ve güzel konuşmayı ve yazmayı öğrenmelidir.
     Dilimize yüz yıllar önce giren yabancı kelimelerden Türkçeleşmiş olanları önceki nesillerden ve uzak ülkelerde yaşayan, aynı dili konuşan insanlarımızdan kopmamak için korurken, ana dilimizi en iyi şekilde konuşmayı ve yazmayı hedef olarak kabul etmeliyiz.
     Kelimeleri doğru yerde kullanmalı, vurgu ve tonlamanın önemini de bilmeliyiz.
     Buraya kadar anlatılanları gerçekleştirmek için zaman zaman noktalama işaretlerini ve imla kurallarını anlatan kitaplardan faydalanmalı, atasözlerimizi ve deyimlerimizi de öğrenmeye çalışmalıyız.
     Anlatım bozukluklarını iki ana başlık altında inceleyebiliriz:
1. Kelimelerle ilgili anlatım bozuklukları
2. Cümle kuruluşu ile ilgili anlatım bozuklukları
     Anlatımın iki temel yolu vardır: Sözlü ve yazılı anlatım. Bu iki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması tabiidir.
     Sözlü anlatımda kelimelerin yanında beden dili ve işaretler de kullanılabilir. Ancak, sözlü anlatımda kelimeler yerinde kullanılmalı, söylediklerimiz anlatmak istediklerimizin dışında yorumlanmamalıdır.  
     Yazılı anlatımın işlek, açık ve etkili olması için kişinin anadilini iyi bilmesi ve doğru kullanması gereklidir. İşlek, açık ve doğru anlatım eğitim hayatımızda ve sonrasındaki her döneminde önemlidir.
     Anlatım kişinin seviyesini belirler. Yazılı ve sözlü anlatımda başarı, istediklerimizi derli toplu ve düzenli anlatmaya bağlıdır.
     Anadilimiz, adından da anlaşılabileceği gibi bebeğin annesinden, çevresinden öğrendiği ve onun toplumla anlaşmada en önemli bağı olan dildir. Hayallerimizi, rüyalarımızı anadilimizle görürüz. Anadilimizi en iyi şekilde öğrenmek için onu en iyi kullanan yazarların ve şairlerin eserlerini çok okumalıyız.
     Her dilde değişik şive ve ağızlar vardır. Her ülke bunlardan birini resmi dil olarak, bilim ve kültür dili olarak seçer. Seçilen bu ağıza ortak dil ya da standart dil adı verilir. Ortak dil aynı ülkede yaşayan, aynı dili konuşan insanların hepsinin ortaklaşa kullanabilecekleri bir dil ihtiyaçtan doğar. Bir toplumda bireysel, kültürel, bilimsel ve ekonomik gelişmeler, o toplumu oluşturan bireylerin ortak bir dili doğru kullanabilmeleriyle gerçekleşir. Türkiye Türkçesi için kabul edilen ortak ağız da İstanbul ağzıdır. İstanbul ağzı, padişah saraylarında değil; İstanbul çevresindeki yazar ve şairlerin eserlerinde ve İstanbullu hanımların konuşmalarında şekillenmiştir: Ziya Gökalp bu gerçeği şöyle ifade eder:

Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize,
İstanbul konuşması,
En saf, en ince bize…

Lisanda öz sayılır,
Herkesin bildiği söz
Manası anlaşılan
Lügate atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,
Yapma yoldan sapmayız
Türkçeleşmiş Türkçedir
Eski köke tapmayız

Açık sözle kalmalı
Fikre ışık salmalı;
Müteradif sözlerden
Türkçesini almalı

Yeni sözler gerekse
Bunda da uy herkese
Halkın söz yaratmada
Yollarını benimse

Yap yaşayan Türkçeden
Türkçeyi incitmeden
İstanbul’un Türkçesi
Konuşmayı zevk eden

     İnsan maksadını söz veya yazıyla anlatmak için önce düşüncelerini belirler, düzenler; kelimeleri seçer, sıraya koyar; cümleler kurar. Bu düzen konuşurken çoğu kez biz farkında bile olmadan kendiliğinden işler. Yazarken uzun uzun düşünme, uygun sözü ve biçimi bulma, araştırma imkânı vardır. Yine de çoğu kez duyguları,  düşünceleri daha etkili anlatabilmek için gereksiz tekrarlar, yersiz kelimeler, bozuk cümleler anlatımda yer alır.
     Anadilimizi iyi öğrenmezsek anlatım bozukluklarından kurtulmamız mümkün olmaz. Özellikle gençlerin dilinde "oha olmak,  şoke olmak, gümlemek, yolunu bulmak, araklamak, inekleme" vb. argo kelimeler gereğinden fazla kullanılmakta ve gittikçe çeşitlenerek artmaktadır. Daha çok konuşmada görülen, bölge ağızlarına ait özelliklerin birçok öğrenci tarafından yazılı anlatımda kullanıldığı eğitimcilerin dikkatini çekmektedir:  "Mahsustan, mahsusçuktan, savul (sağol), lefha (levha), bastırma (pastırma), heçte üzülmen (hiç de üzülmem), arabaynan (arabayla), bunnardan (bunlardan), dinnendim (dinlendim), boşanan kadroya (boşalan kadroya), diyerekten (diyerek), bitaki (bir dahaki) , bisürü (bir sürü), nalet (lanet), anlıma (alnıma)" vb.   "Yani, şey, yahu, tabii, durum, olay, vaziyet, fayda ve yarar, çağdaş uygarlık ve medeniyet, çocukların terbiye ve eğitimi, açık ve net" gibi sık sık kullanılan ve anlatımı bozan eş anlamlı sözler, Türkçenin çok zengin olan kelime hazinesinin, iyi kullanılamadığını göstermektedir.
     Anlatım bozukluklarının önemli bir bölümü kelime düzeyindedir. Anlatımda, varlıkların niteliklerini ve fiillerini, durumları ve duyguları iyi anlatabilmek için bunların dildeki karşılıkları olan kelimelerin dikkatli seçilmesi gerekir. İyi seçilmeyen bir kelime cümlenin anlamını bozar. Kelime düzeyinde yapılan yanlışları şu başlıklar altında toplayabiliriz:
     Yapıları yanlış olan kelimelerin kullanımı: Kelimelere yanlış ekler ya da kelimeler eklenerek bu tür yanlışlar yapılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
- Yemek yiyilip kahveler içildikten sonra konuya geçildi. (yenilip)
- Toplantıda Güneydoğu ilgili bazı bölgevi meseleler ele alındı. (bölgesel, bölgeye ait)
- Cem Yılmaz’ın programında gençlerin tezahüratları abartılıydı. (tezahüratı)

Bir zamanlar İstanbul'da çok görülen bir levha:
- Bekleme yapmak yasaktır. (beklemek)
     Birbiriyle karıştırılan kelimeler : Bu tür yanlışlar sesçe birbirine yakın kelimelerin karıştırılmasından doğmaktadır.
İki metodu birbirine karıştırmamak lazım. Çünkü aralarında küçük de olsa bir ayrıntı vardır. (fark)
İşe girmek için öğretim durumumu gösteren bir belge istiyorlar. (öğrenim)
Disiplin yönetmenliğine aykırı mı? (yönetmeliğine)
     Gereksiz kullanılan kelimeler: Eşanlamlı kelimelerin aynı cümle içinde bir arada kullanılması ya da gereksiz bir kelimenin cümlede yer alması anlatımın gücünü azaltır. Söylenilenin kolaylıkla anlaşılmasına engel olur.
     Gereksiz tekrarlanan kelimeler: Bu tür yanlışlar genellikle, aynı kelimenin Türkçesiyle yabancı dillerden gelen şeklinin aynı cümle içinde kullanılmasıyla olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
- Gaye ve maksadımız budur!
- Benim de kendime göre ilkelerim ve prensiplerim var.
- İmkân ve olanak bulsam neler yaparım?

     Bu örneklere biz şu latifeyi de ekleyelim: "Bâb-ı âlî yüksek kapısından mürûr edip geçerken yek bir atlı süvariye tesadüfen rast geldim."
     Gereksiz kullanılan yardımcı fiiller:Türkçede kimi ad soylu kelimeler (etmek, olmak) yardımcı fiilleriyle birlikte kullanılmaktadır. Günümüzde bu fiillere yapmak, bulmak fiilleri de katılmıştır. Oysa yardımcı fiillerle cümleyi doldurmak yerine kelime hazinemizi zenginleştirerek gerçek fiilleri kullanırsak, Türkçenin zenginliğinden ve gücünden faydalanır, daha duru bir anlatıma sahip olabiliriz.

     Çelişkili kelimeler: Bir yazı ya da konuşmada, birbirini tutmayan, çelişen sözler kullanılması okuyanı veya dinleyeni şaşırtır. Anlatım inandırıcılığını yitirir, karışıklığa yol açar. Türkçede karışıklığa yol açan sözlerden bazılarını cümleler üzerinde inceleyelim:
- Belki bugün çarşıya çıkacağız tabii. (Tabii ise belki olmamalıydı.)
- Kuşkusuz duyduğum onun sesi olmalı. (Kuşkusuz ise “olmalı” diyemeyiz.)
- Eminiz ki iradeli bir insan olan kardeşimiz bu işi de herhalde halleder. (Eminseniz “herhalde” diyemezsiniz.)
- Üç ayrı yerde başlayan yangında mutlaka kasıt ihtimali var diyorlar. (Mutlak surette biliniyorsa “ihtimal” söz konusu değildir.)
- Aşağı yukarı tam beş yıldır görüşemiyoruz. (Tam beş yıl ise belirsizlik ifade eden “aşağı yukarı” kullanılmamalıydı.)
- Kısmen de olsa kendimi ona karşı tamamen sorumlu hissediyorum. (Kısmen ve tamamen bir arada olmaz.)
     Yanlış okunan, yazılan ve söylenen kelimeler: Bu yanlışlar genellikle başka dillerden Türkçeye girmiş kelimelerin okunmasında, yazılmasında ve söylenmesinde görülür. Çoğunlukla başka dillerden alınmış, bazen de Türkçe kelimelerin anlamının tam ve doğru olarak bilinmemesinden ileri gelir. 
     Anlamı tam ve doğru olarak bilinmeyen yabancı kelimelerin yerine Türkçelerinin seçilmesi anlatımın doğru ve açık olmasını sağlar.
     Aşağıda bu tür kelimelerin bir kısmının yanlış ve doğru şekilleri liste halinde verilmiştir:

Yanlış - Doğru
raportaj – ropörtaj
anlımız - alnımız
adele - adale
aforoz - aforoz
arazöz - arozöz
asvalt - asfalt
âyar - ayar
eyitim - eğitim
hâtırâ - hâtıra
herkez - herkes
hîbe - hibe
ihtibaren - itibaren
kavonoz - kavanoz
klavuz - kılavuz
lağzım - lazım
mefta - mevta
mahfetmek - mahvetmek
meşgâle - meşgale
muaffak - muvaffak
örneyin - örneğin
râkip - rakip
sezeryan - sezaryen
silüet - siluet
şevkat - şefkat
tarikatler - tarîkatler
tafsiye - tasfiye
teşfik - teşvik
Türkiya - Türkiye
vâhim - vahim
yalnız - yalnız
herkeş - herkes

     Cümle kuruluşu ile ilgili anlatım bozuklukları: Dilde sesler bir araya gelerek kelimeleri, kelimeler bir araya gelerek cümleleri oluşturur. Kelimeleri doğru seçmek kadar, onları cümlede yerli yerinde kullanmak da anlatımı etkiler.
     Cümlenin öğeleriyle ilgili anlatım bozuklukları: Cümleler duygu, düşünce ve isteklerimizi en kolay ve en kısa anlatma araçlarıdır. Kurduğumuz cümleler her zaman açık ve anlaşılır olmalıdır. Cümleyi oluşturan öğeler anlatılmak istenen amaca göre belirli bir düzen içinde sıralanır. Öğelerin dizilişi amaca uygun olmazsa ya da cümle içinde bir kelime eksik olursa cümle istediğini anlatamaz. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
- Burası yeri ve zamanı değil. (“Burası” yer ifade eder, zaman için kullanılmaz.)
- Binanın onarımı bu ay biter ve işe başlar. (Binanın onarımı işe başlamaz.)
- İnsanları hor görmemeli, değer vermeliyiz. (Kime değer vermeliyiz?)
     Olumlu ve olumsuz yargıların birlikte kullanımından kaynaklanan anlatım bozuklukları: Olumlu ve olumsuz yargıların birlikte kullanıldığı cümlelerde yargıların birbirine karışmamasına dikkat etmek gerekir. Genellikle virgülle, noktalı virgülle (ve, ama, fakat, ancak gibi) bağlaçlarla birbirine bağlanan, düşüncelerin peş peşe sıralandığı sıralı cümlelerde olumlu ve olumsuz yargıların birbirine karıştırıldığı olur.
     Yardımcı fiil eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları: Türkçede sık karşılaşılan anlatım bozukluklarından biri de yardımcı fiil eksikliğinden doğan anlatım yanlışlarıdır. Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde yardımcı fiillerin unutulması cümlede anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.
Aşağıdaki cümleyi inceleyelim:
- Öğrencilerin içinde bulunduğu koşullar tespit ve bu koşullar eğitimi olumlu yönde geliştirecek biçimde düzeltilmelidir. (“Tespit” kelimesinden sonra et- yardımcı fiili gelmeliydi.)
     Kelime ve kelime gruplarının yerinde kullanılmamasından kaynaklanan anlatım bozuklukları: Bir cümle içinde kelimeler, bulunması gereken yerde bulunmazsa anlam karışıklığı, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Cümlenin anlamında belirsizlik olur.

Kaynaklar:
Pilancı, Yard. Doç. Dr. Hülya. Anlatım Bozuklukları, A.Ü. Açıköğretim Fakültesi Yayın no: 324, Eskişehir, 1992.
Aksan, Doğan. Her Yönüyle Dil, Türk Dil Kurumu Yayınları: 439, Ankara, 1990.
Aksoy, Ömer Asım. Dil Yanlışları, Adam Yayınları, İstanbul, 1991.
Aksoy, Ömer Asım. Yine Dil Yanlışları, Öğretmen Yayınları, Ankara, 1985.
Altan, Çetin. Gazete Yazıları.
Devrim, Hakkı. Gazete Yazıları.
Gözler, H. Fethi. Örnekleriyle Temel Kompozisyon Bilgileri, (5. Basım), İnkîlap
Yayınevi, İstanbul, 1984.
Özkırımlı, Atilla. Dil ve Anlatım, Ümit Yayıncılık, Ankara, 1994.
Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük, No: 549, Ankara, 1988.
Türk Dil Kurumu, İmla Kılavuzu, No: 525, Ankara, 1996.
Doğru Türkçe, Metis Yayınları, İstanbul, 1988.
Zülfikar, Dr. Hamza. Yüksek Öğretimde Türkçe Yazım ve Anlatım, Ankara, 1985.

Powered by OrdaSoft!