Bir ay önce Bursa'da, bacanağımı ziyaret ettim. Emekli, birinci katta, bahçeli mütevazı bir evde yaşamını sürdürüyor. Bahçesinin düzeni, bakımı dikkatimi çekti. Komşu bahçe ise, adeta başka mevsimde, başka kıtada yaşıyor. Bakımsız, sevimsiz, bakarken gözünüzü yoruyor.

     Merak ettim ve sordum:

     -Sizin bahçeyle kim ilgileniyor, komşu bahçe neden bakımsız?

     Okuyunca ibretle ders alacağımız konuyu anlatmaya başladı:

     -Bizim bahçe ile düzenli olarak ben ilgileniyorum. Komşu bahçe de yakın bir zamana kadar bakımlı idi, dedi.

     -Peki, şimdi niye bakımsız, bahçıvan mı öldü?

     -Komşu apartmanın yöneticisi yok. Gönüllü olarak bir hane sahibi, bahçe ile ilgileniyordu. Toprağın çapasını yapıyor. Yabani otları yoluyor, suluyor, ilaçlamasını yapıyor, ağaçları da buduyordu. Hatta ayva ağacının hasadını da yapmış, hak geçmesin diye daire sayısı kadar tartarak paket yapmış. Tüm hizmetler tek elden çıksın, kimseyi yormayayım diye, daire daire, kat kat gezip, herkese "Buyurun bizim bahçenin doğal ürünleri, helal ve sağlıklı

Afiyetle yiyin" diyerek ayvaları dağıtmış.

     Birçoğu mahcubiyet içerisinde teşekkür ederek almış. Ama bir daire sahibi, sorduğu densiz soru ile, her güzelliğin önünü kapamış.

     Hiçbir çaba, külfet, emek ve masraf yapmadan, kapısına kadar servis edilen iki kilo ayva için teşekkür yerine :

     -Bu kadar mı düştü? diye pişkince sorunca bahçe de gönüllü bahçıvanını kaybetmiş oldu.

     Aidat bile ödemediğiniz bir apartmanda, şehirde, ülkede, dünyada hiç bir çaba sarf etmeden, sizi sunulan gönüllü armağanı sorgularsanız, diğer insanlara da haksızlık etmiş olmaz mısınız?  Çalışmıyorsanız, çalışana saygılı olmak gerekmez miydi?

 

Powered by OrdaSoft!