Yazdır
Kategori: Haberler
Abdurrahman Şen
░   İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Abdurrahman Şen, Türk Edebiyatı Vakfı'nın Sultanahmet'teki merkezinde, "Çarşamba Sohbeti" etkinlikleri kapsamında gerçekleşen "Mehmet Akif Ersoy'u Doğru Anlamak" konulu konferansta, milli şairin hayatına ilişkin bilgiler verdi.
     Abdurrahman Şen, toplumu aydınlatan mütefekkirleri karalamak isteyen kişiler olduğuna dikkati çekerek, "Son iki yıl içerisinde giderek artan bir dozla, bu toplumun önünde yol gösterici olan kişileri lekeleyecek çalışmalar yapan gruplar var. Bu gruplardan Mehmet Akif'imizi mason olarak damgalamaya çalışan, bu kadar ileri gidenler var." dedi.
     Topluma ışık olup aydınlatan mütefekkirleri karalamak isteyen kişiler olduğuna vurgu yapan Şen, "Son iki yıl içerisinde giderek artan bir dozla, bu toplumun önünde yol gösterici olan kişileri lekeleyecek çalışmalar yapan gruplar var. Bu gruplardan Mehmet Akif'imizi mason olarak damgalamaya çalışacak kadar ileri gidenler var." ifadelerini kullandı.
     Akif'in hoşgörü anlayışını anlatırken fazla örneğe gerek olmadığını belirten Şen, Neyzen tevfik'le olan dostluğunun onun bu yönünü anlatmak için yeterli olduğunu söyledi. Akif'te insanları sevmek için çok bahane olduğunu belirten Şen; "Yaşlı bir yazarın paltosunu tuttuğu için Cenab Şahabeddin'i severdi." "Kendisine güreş öğreten Kıyıcı pehlivanı, ney dersi aldığı Neyzen'i severdi" dedi.
     Abdurrahman Şen, Necip Fazıl Kısakürek'in bizzat kendisinin anlattığı ve bir kenara attığı hayatının bir dönemini, "Necip Fazıl şöyleydi, böyleydi" diye anlatıp, ömür boyunca öyle bir hayat yaşamış gibi sunmaya gayret edenlerin olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Mehmet Akif, Sultan Abdulhamid tartışmasından, bakış açısından bugün bir ayrıştırma çıkarmak isteyenler var. Ayrıca Sultan Abdulhamid Han'ı materyalist felsefenin kurucusu ve temelini atan kişi olarak damgalayıp, toplumun gözünde küçük düşürmeye çalışanlar var. Bunun bir adım ötesinde, ismini sayabileceğimiz bazı önder isimlerimize, gençliğin elinden tutan önderlerimize kulp takmaya çalışan ve adeta toplumu boşluğa itmek isteyen bir el var. Biz, inancımız gereği biliyoruz ki insanoğlu her türlü hatayı yapmış olabilir fakat biz onların doğrularından istifade eder ve yararlanmaya çalışırız. Mehmet Akif'miz, Necip Fazıl'ımız, Cemil Meriç'imiz, Sezai Karakoç'umuz, ve Sultan Abdulhamid Han'ımız da böyledir. Böyle bir bilgiyle karşılaştığımız zaman onlara, bu şahsiyetleri okuyup okumadıklarını sorup, net bir şekilde cevabını verip susturmamız gerekmektedir."
     Mehmet Akif Ersoy'un hastalık nedeniyle genç yaşta vefat eden yeğeni Leyla için kaleme aldığı ve onun ismini verdiği şiirden, "Barındırmaz mısın koynunda, ey toprak? ‘ derîm, ‘yer pek’ / Döner, îmdâdı gökten beklerîm, heyhât, ‘gök yüksek’. / Bunaldım kendî kendîmden, zamân ıssız, mekân ıssız. / Ne vahşetlerde bîr yoldaş, ne zulmetlerde tek yıldız." dizelerini okuyan Şen, şairin sanat yönü yüksek şiirlerde de çok büyük başarı gösterdiğini vurguladı. Her edebiyat severin gençliğinde sorduğu "Sanat sanat için mi, sanat toplum için mi?" sorusunu Akif'in de dost sohbetlerinde sanat şiirleri için "Mehmet Akif, dostlarıyla hasbıhal ederken, 'O vadide de çok iyiydiniz. Neden o tarz sanat şiirlerinize fazla yönelmediniz?' diye sorulduğunda, Akif, 'Vatan yanıyordu, onlarla uğraşamazdım' diye cevap veriyor. Bütün bunları bir kenara koyup, 'Mehmet Akif'in de sanat değeri olan şiiri çok fazla yok, onu ciddiye almamak lazım' diyen edebiyat eleştirmenlerini görüyoruz. O günlerde de varmış, bugünlerde de onların çocukları ve torunları da var." diye konuştu.
     İstiklal Marşı ve Çanakkale şiirlerinin manevi derinliğine değinen Şen, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çanakkale Harbi zamanında yurt dışında görevleri bulunan Mehmet Akif, 'Çanakkale Destanı' ve 'İstiklal Marşı' gibi edebi olarak yanına yaklaşılamayan abide eserler bırakmıştır. Bu iki şiir, yakın dostu şair Süleyman Nazif'e sorulduğu zaman, 'Ben sadece Allah'ın askerlerinin olduğuna inanırdım. Bu iki şiir, Allah'ın şairlerinin de olduğunu gösterdi. Bu şiirler, şiir-i ilahi'dir' diyor. İstiklal Marşı ile ilgili de yakın dostları, 'Mehmet Akif, yazdığı bütün şiirlerde İstiklal Marşı'nın ruhunu yansıtıyordu, onun için o marşı yazmak hiç zor olmadı.' ifadesini kullanıyorlar. Kendisi de, 'Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın' diyor. Özellikle belirtmek isterim ki sadece bizim marşımızın adının 'İstiklal' olduğunu da unutmayalım. Gerçekten Allah bize bir daha böyle bir ihtiyaç göstermesin. Bize düşen tarihimizden ders almaktır."
     Konferanstan sonra öğrencilerin sorularını yanıtlayan Abdurrahman Şen'e, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Serhat Kabaklı kitap hediye etti. Sohbetin ardından da ilgili dinleyiciler Şen'i uzun süre bırakmayıp soruları ve ayaküstü sohbetlerle Akif konusunu paylaşmaya devam ettiler. İstanbul'da "Mehmed Akif Ersoy" müzesinin neden açılamadığı konusunda ısrarlı sorularla beklentilerini ortaya koydular.
     Etkinliğe “Safahat'tan Besteler” konseriyle devam edildi.